Bugun...
AT’IN ÖNÜNE İT, İT’İN ÖNÜNE OT
Tarih: 26-11-2019 18:43:00 + -



AT’IN ÖNÜNE İT, İT’İN ÖNÜNE OT

AT’IN ÖNÜNE İT, İT’İN ÖNÜNE OT

Malûmunuz bugünlerde değişik mekanlar ve zamanlarda “ 24 Kasım Öğretmenler Gününü” idrak ediyoruz. Bu nedenle yakın çevreme bugünkü makalemin konusu olan “öğretmen” denilince akıla gelen 5 maddeyi saymasını rica ettim. İlk cevap Türk Eğitim Sendikası İstanbul 7 No’lu Şube Başkanı Sayın Mustafa Kavlu ve aynı sendikanın 9 No’lu Şube Başkanı Sayın İbrahim Ender Aktan’dan geldi. Kavlu Başkan ”Tabii ki şefkat, Merhamet,, tebessüm, Peygamber mesleği, geleceğin mimarı, çileye talip kişilerdir” dedi. Başkan Aktan ise “Sevgi, Fedakârlık,, Cumhuriyet, Vatan Sevgisi” şeklinde yanıt verdi. Günü hücrelerime kadar hissetmek sorularıma iyi cevabı bulmak üzere Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Süleymaniye Kürsüsü tarafından hazırlanan Öğretmenin Toplumun Aydınlatılmasında Liderliği ve Önemi” başlıklı etkinliğe de katıldım. Günün manâ ve önemine binaen “Efsane Müdür” olarak tanıdığımız İstanbul Milli Eğitim eski Müdürü Sayın Ömer Balıbey konferansında ısrarla Nurettin Topçu’nun öğretmen tanımını hatırlattı. “ Her şeyden evvel muallim, hayatımıza sahip olmamızdan ziyade, sanatkârıdır. Kullanıcısı değil yapıcısıdır. Seyircisi değil aktörüdür; hazırlar sunar. Muallimlik sevgi işidir; ruh işidir, ruh sevgisidir.  Muallim, hepimizin her an muhtaç olduğu bir doktordur. İman ve anlayışla bizi tedavi eder.Ömer Balıbey konuşmasına Atatürk’ün Öğretmene verdiği değere dikkat çekerek Yüce Atanın çalışma arkadaşlarına Öğretmen maaşlarının Cumhurbaşkanı olan kendi maaşı ayarında olması emriyle/isteğiyle başladı konuşmasına hemen ardından bugünlerde vefatının 7.yılını idrak ettiğimiz Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı merhum Genel Başkanı Prof.Dr.Turan Yazgan’ı yad etti.Merhum Genel Başkanın büyük öğretmen ve eğitici herkesin hem saygın hemde önemli olamayacığını ancak Turan Hocanın çok önemli ve saygın şahsiyetlerden biri olduğuna şahitlik ettiğini duygu yüklü sözlerle anlattı. Öğretmenler eğitim, yönetim, liderlik ile ilgili konferansta Öne çıkan sözlerinde ise “ –Nitelikli- Öğretmenin, -Nitelikli- Öğrenci yetiştirmesine dikkat çekti..

Balıbey, “Türkiye’de eğitim sistemimizde son onlu yıllarda uzmanı olmayanlarca, bilinçsizce, sık sık yapılan ve öğretmen, öğrenci ve veliyi ters düz eden değişikliklerin, eğitimimiz açısından olumsuz sonuçlar ortaya koyduğunu, yani sistemin, dünyadaki birçok yüksek eğitimcinin söylediği gibi, ne kadar çok değişirse o kadar bozulduğunu söyledi. Aynı hususun okullarımızın türü ve yapılandırılmasında da görüldüğünün altın çizen Balıbey, son yıllardaki okul yapılandırmalarını, kendisinin de anlamakta zorlandığını ifade etti. Mevcut sistemde Öğretmen başka Öğrenci, Veli başka İdare farklı beklentiler içine giriyor şeklinde sözlerine devam eden Balıbey ; Nitelikli öğretmen yetiştiremiyoruz. Bu yüzden PİSA denilen Dünya Eğitim Sisteminde 62. Sıradayız.  Temel Matematik, temel Türkçe ve Fen Bilimlerinde geriyiz. PISA’da altı basamak vardır. Biz, 560 bin öğrenciyle bu araştırmaya katılıyoruz, ancak ikinci basamağa çıkıyoruz. Ancak yüz öğrenciden bir tanesi altıncı basamağa gelebiliyor.Diyen Efsane Müdür “ Bir sistemi bozmak istiyorsanız Sık sık sistem değiştireceksiniz.sözleriyle son onlu yıllarda defalarca değişen 4+4+4, LGS, LBS gibi yine bolca değiştirilen okullara giriş sınavları öğretmen ve idareci tayin, terbiye hususlarına değindi.. . Bütün bu olumsuzlukları ortadan kaldırmanın, ancak eğitim, okul ve öğretmenlik sistemimizi, yeniden politikadan uzak usta ellere teslim edip yapılandırmakla mümkün olabileceğini belirtti.

Konuşmasının bir diğer bölümünde ise Balıbey Konfiçyus, Aristo, Hz. Muhammed, Uluğ Bey, İbni Sina, Farabi, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Mevlana, Karaca Oğlan, Aşık Mahsuni, Mehmet Akif, Nihal Atsız… Bilge Kağan, Alparslan, Fatih ve Atatürk gibi nicelerinin de yüksek düzeyde öğretmenler olduğunu söyledi. Ziya Gökalp, Yahya Kemal Ömer Seyfettin ve benzeri roman, şiir, yazarlarının, yazılı ve görsel basında güncel makale yazanların, din ve mezhep konusunda görüş bildirenlerin öğretmen olup tamamının önemli sporcu, alim, bilgin, iş insanı gibi nitelikli iş insanlarının yetişmesinde payları olduğunu vurguladı. Efsane Müdür her türlü olumsuzluğa rağmen öğretmenliğin sırrına ermiş yüzbinlerce öğretmenin hâlâ aynı sevda ve özveriyle görev başında olduklarının; milli eğitim müdürlüklerinden, Öğretmenlikten Yetiştirme Genel Müdürlüğüne kadar her dönem görev yaptığı yıllarda canlı tanığı olduğunu ifade etti. Konferansa damga vuran soru ise Öğretim Üyesi Dr. İbrahim Akış’dan geldi. Akış, “Bana bir kelime öğretenin kırkı yıl kölesi olurum” Çocuğumun tahsili için ceketimi satarım” diyen bir kültürden gelen toplumumuzun nasıl oluyor da At’ın önüne ot, İt’in önüne ot” konularak eğitim, öğretim öğretmen en alt sıralara düşürülmesine rıza gösteriyor. Anlamakta zorlanıyorum Et hakkı olana ot, Ot yemesi gerekenlere et verilmesini ve böylece öğretim ve eğitimin önem kaybet mesine ne diyorsunuz?sualine Balıbey’in cevabı ise soruyu daha da ürkütücü boyutlara ulaştırdı. Balıbey “son yıllarda maalesef para ve maddi çıkarlar ön plâna taşındı. Her şey para ile ölçülür olmasından dolayı eğitim ve öğretim önemini kaybetti. Siyaseten yapılan atama adam kayırmacılık eğitim sistemimizi mahvetti.Önceden söylediğim gibi günümüz öğretmenlerinde saygı sevgi, azaldı, kılık, kıyafet ve naiflik erozyona uğradı” .deyince hepimiz derin düşüncelere daldık. Balıbey hocamızın Öğretmen, Öğrenci, Veli ve idarecinin tarihinden başlayıp bugüne kadar ulaşan şahane konferansın tüm detaylarını lütfenwww.turan.orgadresinden okumanızı önemle tavsiye ederim.Sayın Ömer Balıbey’in bizzat tanığı oldum dediği öğretmenlerin bazılarına bende bizzat şahit oldum. Mesela Mevlid Kandilini idrak ettiğimiz birgün Türk Dünyası Araştırmaları Vakfının hizmetlerini anlatmak üzere yolum Yenibosna Anadolu Lisesine düştü. Okul Müdürü Salim Çeliktaş ile sohbet ediyorduk. Tuhaf davranışlı bir öğrenci pervasızca makam odasına daldı. Selamsız sabahsız Salim beyin Kandilini Mübarek etti. Odayı terk etmek üzereyken Müdür bey talebeyi durdurdu. Benimle tanıştırdı. Karşılıklı hal hatır sormamızı temin etti. Ve talebe odadan ayrıldı. Meraklı bakışlarıma Salim bey şöyle cevap verdi.”Bu evladımız Otistik bir öğrencimiz. Her kandil, dini ve milli bayramlarda odama gelir. Benimle bayramlaşır. Hatta son olarak 4 şiddetinde yaşadığımız depreme beraber yakalandık. Hemen yanıma gelip; bana okulumuzun depreme dayanıklılığını sordu. Bu cevabın en iyi Bahçelievler Belediye Başkanımızdan alacağımızı söyledim. Birlikte Başkanı ziyaret etmeye karar verdik. Beni her gördüğünde Belediye Başkanını ne zaman ziyaret edeceğimizi sorar”.ifadeleri üzerine Salim Müdürün Engelli bir evladımıza karşı sonsuz sevgi merhamet ve anlayışla davranıp ilgi ve alakasına hayranlıkla karışık şaşkınlığımı gizleyemedim.Çünkü; Bu olay esnasında Türk halkı ve Milli Eğitim Camiası acı ve utanç içerinde” Aksaray ilimizde Okul Müdürü tarafından yuhalatılan Otistik Öğrenciyi konuşuyordu. ”Hele hele Salim Beyin Yüce Atamızın Sinop’ta Teğmen iken yazdığı ileri sürülen ve benim çok sevdiğim Yazık oldu Vatana Yazık.. sözlerini içeren şiirle Atatürk’ün Türklük Duygularını anlatan ve dizelerinde

-Gafil hangi üç asır?-

-Tuna Ezelden Türk Diyarıdır… 

Asya’nın ortasında OĞUZOĞULLARI 

Avrupa’nın Alplerinde OĞUZ torunları-

dizelerini barındıran BEŞİKE HADİSESİ başlıklı şiirler ezbere yakın bir tarzda okuması gözlerim yaşartmış. Cumhuriyetin öğretmenlerine olan inancımı ve güvenimi tazelemişti. Hiç Unutmadım unutmayacağım. Bir diğer hatıram ise Bağcılar Mustafa Kemal Orta Okulu Müdürü Hüseyin Yaşar’ın hizmetli dahil odasına giren herkesi her öğrenci/veli ve kişiyi ceketi ilikli bir şekilde kabul edip, uğurlaması unutulacak hadisemi”? Hal ve tavırları yazdığı şiirlerinetkisinde şair ruhlu romantik müdürlerimizden Bahçelievler Anadolu Lisesi Müdürü Adnan Hakan’ın yetiştirdiği kibarlğını gen yöneticilere hep anlatırım.Yetiştirdiği idareciler Adnan beyin adı geçtiğinde bile aynı naif, kibar şair ruhla Adnan Beyi saygı ile anıyorlar. Uzmanlığına rağmen günde yüz sahife kitap okuduğuna bildiğim, kütüphanesinde binden fazla kitabı olduğunu gördüğüm Bakırköy Kartaltepe İlk Okulu Müdürü 45 yıllık idareci Nejmi Kaşkaya yine kitap kurdu; Ankara Yüksek Ticaret Okulu mezunlarından Avcılar Saide Zorlu Mesleki Teknik Lisesi Müdürü Dursun Yıldırım ve ekibinden Ahmet Yazıcı gibi aklıma ilk gelen idarecilerimiz işte “Atamızın ve Cumhuriyetimizin İrfanı hür Vicdanı Hür yöneticileri” dedirtiyor. Yine aklımdan çıkmayan bir başka hatıra ise Bahçelievler Dede Korkut Anadolu Lisesi Müdürü Yasin Gülşen Komando Asteğmen iken 35 PKK itinin leşini sermiş ve Üstün Hizmet Belgesi ile ödüllendirilmiş kahraman bir Okul Müdürü Yasin Müdür ayrıca Milli Eğitim Bakanlığınca hazırlanan“Bir Fikrim Var Projesi” kapsamında hazırladığı çalışma dillere destan olmuş bir idareci Yurt çapında yayımlanan Yazılı ve Görsel basında “Bartın’da Seul Modeli olarak geniş kapsamlı yer almış. Sağolsun/ Varolsunlar Milli Eğitim Bakanlığının üst düzey yönetimi de Bir Fikrim Var Projesini Yasin Hocadan dinlemek üzere Ankara’ya davet etmişler. Yasin Müdür “Köy okullarının yeniden yapılıp, bilgisayar, müzik, satranç, robotik kodlama, ve yazılım çalışmalarının çocuklar ve tüm köy halkının faydalanacağı kişisel gelişim ve eğitim merkezleri haline getirmeye çalışacağını yüksek sesle anlatıp; Başkentin en yüksek tepelerini çınlatmış. Şöhreti doğum yeri Bartın’a ulaşınca halk Yasin Müdürün doğduğu topaklarda görev yapması için imza toplamış. Yetkililere rica da bulunmuşlar.. Konusu yazılı/ görsel basında da yer almış bir kıymetli ve önemli şahsiyetlerden biri olmuş.Aslında tanıştığım eğitimci/öğretmen ve yöneticilerimizden duyduklarımı yaşadıklarımı kitap haline getirsem azdır. İstanbul Esenyurt Fahir İlkel İlk Okulu Müdürü Orçun Yılmaz Sportif alanda Türkiye Şampiyonu bir güreşçi kız talebesinin okulunda yetişmesine ön ayak olmuş. Yine öğrencileri Robotik Çizim dalında İstanbul çapında derece almış bir yöneticidir.. Esenyurt İlçemizde kaim Esenyurt Anadolu Lisesi Müdürü Hulusi Şahin’in milli manevi değerlerimizi anlatan kitapları kütüphanesine katmak için gösterdiği heyecan, fedakarlık ve özveriyi kelimelerle anlatmam imkansız. Folklörde ülkemizi birçok dünya ülkesinde tanıtan Esenyurt Orta Okulu Müdürü Tamer Turan’un ilçe halkını okulunun bahçesinde kitap okumaya davet ettiği- etkinliği- halen konuşuluyor “Kitabını Alda gel çocuğun ile birlikte oku” Kampanyasının Diğer ilçelere de sıçraması için çalışmalar tertip ediliyor. Tanımaktan onur duyduğum o kadar çok eğitim neferi var ki, hangi birini yazacağımı bilemiyorum. Satırlarımda yer almayan değerli ve önemli öğretmen ve yöneticilerimiz lütfen darılmasınlar.. Takdir edersiniz ki yazı telaşı ve yer darlığı imkân vermiyor. Emin olun her fırsatta birinizi konu edeceğim ve hizmetlerinizi cümle aleme duyurmaya çalışacağım. Anlattığım ve benzeri öğretmen ve yöneticilerimizin ayağındaki prangalar çözülse eminim ülkemizi coşturur. Ülkemizi her alanda en yüksek seviyeye çıkarırlar. Eminim siyaseten, çıkar uğruna adam kayırmacılık önlendiğinde nitelikli öğrenci yetiştirme de dünya rekoru kırarız. Ayrıca binbir cefa ve eza ile hizmet veren bu öğretmenlerimize asla şiddet uygulanma haberlerini duyunca çıldırıyorum.Arkadaş bu insan kılığından çıkmış mahluklar, en ağır cezaya çarptırılmalı. Yine cefaar Peygamber sabrına sahip, eğitim ordumuz asla maddi sıkıntı çekmemelidir. İnsani istekleri en üst düzeyde karşılanmalıdır. Özlük hakları layığınca teslim edilmelidir.Ek gösterge gibi devlet bütçesine çıtır çerez gelecek talepleri kulak arkası edilmemelidir ki çocuklarımız en iyi şekilde yetişsin. Tam bunları yazar ve düşünürken Türk Eğitim Sendikası Genel Başkanı tarafından açıklanan Anket Sonuçları- saydıklarıma tüy dikti. Söz konusu anket tüm birim ve kuruluşlarca en ince detayına kadar incelenmelidir. Mustafa Kemal Paşa, Ziya Gökalp ve bir çok isimsiz Ankete göre; kahraman yetiştiren öğretmenlerimizin büyük bir kısmı bronşit, faranjit ve ses telibozukluğu ile boğuşuyorlar. Mutfak, ulaşım barınma ve iletişim gibi en tabii insani ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyorlar.Plastik para dediğimiz banka kartları sayesinde bankaların tefecilerin oyuncağı olmuş durumdalar. Bu da yetmezmiş gibi Milli Eğitim Bakanlığın tehdidi altında görev yaptıklarını beyan ediyorlar. Ben burada sizleri rakamlara boğmak istemedim ama Genel Başkan Sayın Geylan’ın açıkladığı rakamlar ürkütücü seviyeye ulaşmış durumda.

Dilerim bizi yönetenler ile Milli Eğitim Bakanını da ürpertir ve öğretmenlerimizin sorunları çözüm yoluna girer. Yanlış anlamayın bütçesi 2020 bütçesi 125  milyar 396 milyon liraya ulaşan bir bütçeden bahsediyoruz. Hiç kimse “bütçemizin yüzde yetmişüçünü personel gideri ve yüzde 11ini SGK primlerine veriyoruz daha ne verelim” gibi komik ve ucube bir savunmaya girmesin. Hatta bütçeyi verimli kullanıp, yatırıma daha da fazla yer vermeliler. Çok uzattım biliyorm ama anlatmadan geçemediğim konular neyse; Yazıma Türk Eğitim Sendikasının yayımladığı anketten aldığım çok hoş bir cümle ile son vereyim. Atatürk’ümüzün Türkiye Büyük Millet Meclisinde oy çokluğuyla “Baş Öğretmen” ilan edildiği gün olan 24 Kasım’da ve her gün “Öğretmenler Gününü” yürekten kutlarım...




Bu haber 59 defa okunmuştur.

Etiketler :

YORUMLAR



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM HABERLERİ