Bugun...
BOŞ GÜNDEMLERLE GELECEĞİ ISKALIYORUZ
Tarih: 10-01-2020 09:43:00 Güncelleme: 10-01-2020 10:01:00 + -


İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan:

BOŞ GÜNDEMLERLE GELECEĞİ ISKALIYORUZ

Jale ÖZGENTÜRK

“İstanbul Sanayi Odası Türkiye sanayi üretiminin yüzde 37.2’sini gerçekleştiren 20 bin üyeli bir meslek kuruluşu. Dünyada başlayan dijital devrimin en fazla etkileyeceği kesimin sanayiciler olduğu da bir gerçek. Peki gıdadan tekstile, otomobilden savunma sanayisine onlarca sektörde üretim yapan sanayiciler bu değişimi nasıl karşılıyor? Hazırlanıyor mu?

Başkan Erdal Bahçıvan, değişimin farkında olduklarını söylüyor ancak şöyle devam ediyor:
“Türkiye dar bir gündemin içine hapsoluyor. Gelişmeleri, geleceği ıskalıyoruz. Türkiye farklı konularla meşgul ediliyor. Yaratılan gündemlere çok çabuk teslim oluyoruz. Birileri size gündem yaratsa bile görmezden gelip odaklanma yönümüz zayıf.”

--

Türkiye ekonomisi 2019’u nasıl geçirdi?

2018 ekonomi için sıkıntılı bir yıldı. 2019 ise olumlu gelişmeler vardı. Dövizdeki volatilite azalarak yılın ikinci yarısından sonra dengeye yüksek oynamalar, zıplamalar dengeye oturdu. Bildiğiniz gibi Türk ekonomisinin en önemli panik noktası dövizdeki hareketliliktir. Buna bağlı olarak yılın son aylarında finansal istikrar yaşamaya başladık..Enflasyonda tekrar tek haneli rakamlar olmasa bile 11’ler 12’lerle düşme eğiliminin başlaması buna bağlı olarak faizlerde Merkez Bankası’nın vermiş olduğu destekle hızlı bir geriye dönüş yaşanması önemli gelişmeler oldu. Bunların her biri 2020’ye girerken piyasalara moral veren göstergeler oldu. Yüzde 4-5 büyüme beklenen yılın son çeyreğinin etkisi ile büyümede de 0.5 gibi artı bir büyüme beklentisi var.

Finansal istikrar sürdürülebilir görünüyor mu? 2020’de de aynı olumlu gelişmeler sürecek mi?
Finansal istikrarın kaliteli ve nitelikli bir büyümeye dönüş noktasında ne kadar destek vereceği önemli. 2020’nin birinci ve ikinci çeyreği bunun değerlendirmesi açısından son derece önemli olacak. Sürdürülebilir olması için piyasalardaki yatırıma dönük kararlar çok büyük önem taşıyor. Biliyoruz ki büyüme rakamları içinde üretime dönük yatırımlar hala pay almıyor. şimdi izlenecek olan şey birçok sektörde bekleyen yatırım kararlarının hayata geçip geçmeyeceği.

Yatırım kararlarının gerçekleşmemesinde sorun sadece finansal istikrarsızlık mıydı? Yatırım iklimi nasıl?

Finansal sorunlarla ortaya çıkan mazeretlerin ortadan kalktığı bir iklim var şimdi. Bu dönemde de yatırımlar başlamazsa bunun nedenini hep beraber daha farklı şekilde sorgulamamız gerekecek. Ayrıca yapılacak yatırımların da nitelikli ve Türkiye’ye değer katacak yatırımlar olmasını ümit ediyoruz. 2020 için yüzde 3-5 arası büyüme bekleniyor. Bu büyümenin tüketimden ya da kamu yatırımlarından değil güçlü özel sektör yatırımlarından beslenen bir büyüme olması gerek. Bu durumda bir puan eksik olsa bile ben tercih ederim. Nitelik bize sürdürülebilirliği kazandıracaktır.

YATIRIM İKLİM ENDEKSİ ŞUBAT‘TA

Yatırım yapma konusunda üyelerinizde bir niyet görüyor musunuz? Bu konuda yapılmış bir araştırma var mı?

Aylık üretimin Satın Alma Endeksi ile aylık İhracat İklim Endeksi olmak üzere iki araştırmamız var. şimdi de 4 ayda bir açıklayacağımız Sanayi İklim Endeksi araştırmasını yapmaya başladık. Dünyada az olan bir araştırma olacak bu. şubat ayının ilk haftalarında ilkini açıklamış olacağız. Sektör sektör tüm yatırım konusunda soruları değerlendiren bir araştırma olacak. Türkiye’nin 2020 tablosu ortaya çıkacak.

Türkiye’nin bulunduğu bölgede yine savaş ihtimali belirdi. Yatırımları etkilemez mi?

Jeopolitik olarak bulunduğumuz bölgede neyin ne olacağı saatlerle değişiyor. Öngörülecek, çözümü ne olacak tahmin edilemeyecek gelişmeler. 2020, risklerin stratejilerde çok iyi hesaba katılması gereken bir dönem. Hafife almamak lazım.

Türkiye’de bir sanayici olarak stratejilerinizi nasıl oluşturabiliyorsunuz?

Sanayici için bu kolay değil. Biz uzun vadeli bakmak zorundayız. Bir yatırım yapmaya kalktığınızda 5 yılın hesabını yapmadan hiçbir adım atmak mümkün değil. Sanayiinin temel farkı bu. Dünyayı, pazarı daha iyi okumak zorundasınız. Riskleri daha iyi okumak zorundasınız. Riskleri tehditleri, fırsatları daha iyi okumak zorundasınız. Kabul edelim ki stratejilerin oluşturulması adına geçmişten çok farklı parametrelerin olduğu dönemlerden geçiyoruz.

Nedir değişen parametreler?

Bir kere anormal bir hız çağındayız. Tüketici eğilimleri değişiyor. Gençlerin hayata bakışı o kadar seri şekilde değişiyor ki, 5-10 yılın becerileriyle, bakışıyla değerlendirme yapmak mümkün değil. Bunun üzerine jeopolitik riskleri de katınca strateji belirlemek artık geçmişe göre oldukça zor olacak. Bu hem tehdit, hem fırsat. Önemli olan bu fırsatları değerlendirecek güçte olmanız. Bu da yaptığınız işe çok daha iyi odaklanmanızı gerektiriyor. Artık çok farklı sektörlerde farklı başarı hikayelerinin yazılabileceğine inanmıyorum. Çok iyi odaklanmak gerekiyor. Kaynakları artık çok iyi kullanmak gerek.

Dünyada sanayiinin, ekonominin gündeminde inovasyon, dijitalleşme, akıllı fabrikalar, Endüstri 4.0 gibi önemli kavramlar var. Türkiye bu değişimi yeterince anlayabildi mi?

Özel sektörün kendini geliştirme yeni dünyaya adapte etme noktasındaki becerisi çok da küçümsenecek gibi değil. 200 milyar dolarlık ihracat yapabiliyorsa demek ki dünya pazarlarını doğru takip edip, sanayi üzerindeki zorluklara rağmen kendini geliştirebilen, bu yeniliklere adapte olabilen çalışmaları da yapıyor demektir. Hafife almayalım. Ama yeterli mi tabii ki yeterli değil. Bunu sanayiinin tek başına yapması da mümkün değil. Bu ülkenin başta eğitim politikası olmak üzere genel insanının geleceğe odaklandırılması ile alakalı.

Neler yapılmalı?

Dünyayı iyi okumak lazım. Bunu yapmadan hiçbir konuda başarılı olunabileceğini düşünmüyorum. Artık bizim kuşak gelecek dünyanın gerisinde kaldı.1990-2010 doğumlular üzerinden okuyamıyorsak geleceği, onların yarın ne beklediklerini okuyamıyorsak geleceğin dünyasında var olabilmemiz çok zor. Bu bütün dünya için geçerli. Yönetenlerle yönetilenler arasındaki kuşak farkı çok derinleşti. Bu da büyük boyutlu açmazlar ve stresler yaratıyor. Gençlerin hayattan bekledikleri ile bizim aramızda derin farklılık var.

Nedir bu farklar?

Mesela çevreye bakış. Bizler daha çok günü kurtaran, tüketim odaklı, çevreyi süslü laflarla ele alan bir kuşağız. Kar, bilanço karı, temettü şirketin verdiği maaş. En önemli parametrelerimiz bunlardı. Ben bu kavramların hızlı bir şekilde değişeceğini düşünüyorum. Yeni kuşaklar için şirketin bilançosundan önemlisi o şirketin dünyaya vermiş olduğu değer, katkı bir anlam ifade edecek. Mesela çevre konusundaki baskı ekonomi ve toplumsal hayat olmak üzere hayatın her alanında kendini hissettirecek. Mevcut eğitim sistemleri nasıl verilecek? Mevcut okul düzeni nasıl olacak? Bunların çok konuşulacağını düşünüyorum. Yapay zeka, dijitalleşme, robotlaşma. Bunların yanında insanlık neyi arayacak stratejileri oluştururken bunlara bakmak lazım.

Kadınlar da gelen bir güç değil mi?

Ben de kadın faktörünün yaşamdaki yerinin daha güçlü olacağını, hakimiyetinin daha fazla artacağını düşünüyorum. Ve bunu çok önemli buluyorum. Temel kararlardaki varlıklarının payı ve değeri artacak. Kadınlarının gücünün artması da hem siyaseti hem de kurumları ciddi anlamda değiştirecek.

ÇÖZÜMÜ GENÇLER BULACAK

İstanbul Sanayi Odası olarak üyelerinize bu değişimi, dönüşümü anlatabiliyor musunuz?
Sık sık bu konuların konuşulduğu toplantılar yapmaya çalışıyoruz. Konuşulmasını sağlamaya çalışıyoruz. Eğitimlerle kendilerini geliştirmelerini sağlamaya, yeni kavramları hayatlarına sokmaya gayret ediyoruz. Sanayiciye değişme ihtiyacı olduğunu hissetirmeye çalışıyoruz. Ancak maalesef Türkiye’nin kendi gündeminin içine sıkışan bir ajandası var. Toplumun tüm kesimleri bu dar gündemin içine hapsoluyor. Gelişmeleri, geleceği ıskalıyoruz. Çok yerelleşiyoruz. Hepimize görev düşüyor. Türkiye farklı konularla meşgul ediliyor. Yaratılan gündemlere çok çabuk teslim oluyoruz. Birileri size gündem yaratsa bile görmezden gelip odaklanma yönümüz zayıf Türkiye’de. Kararlı olmayı ıskalıyoruz. Ama gençlerin daha aktif olacağı dünya farklı olacak. Çözümü onlar bulacak.

Sanayide yeni kuşak bu gerçeklerin farkında mı?

Kendini geliştirmekte olan babalarından farklı düşünen bir kuşak var. Mesela birlikte iş yapma kültürü bizlerde yoktu zayıftı. Türkiye’nin fırsat ve kaynak kaybettiği konuların başında bu vardı. Oysa şimdi gençler birlikte hareket edebiliyor. Sektör beraberliklerini daha güçlendirebilme kültürleri var. Kıskançlıktan ziyade birlikte hareket edebiliyorlar. Genç girişimciler arasında tekil girişimci çok az. Kuluçka döneminde bile beraber hareket ediyorlar. Bir başka güzel yönleri ise daha zor ikna olmaları. İnanmadıkları şeyi kabul etmiyorlar. Bu da verilen kararların sağlıklı ve güçlü tartışılarak alınmasını sağlıyor ki bu da bana umut veriyor.

Babaları gibi düşünmüyorlar yani...

Biz saygıyla acizliği karıştırıyorduk. ‘Büyüğümüzün sözünden çıkmayalım”’ diyorduk. Onlar doğru kararı bulmak için tartışıyor. Genç girişimciler grubumuz var. Genç sanayicilerden oluşan. Çok güzel örnekler var. Mesela babası tornacı. Kendisi üniversite mezunu olmuş geliyor. Babasının torna atölyesine dönüyor. Bugün savunma sanayiinde füze başlığı yapıyor. Farklı sektörlerde çok örnek var. Bilgiye çok açıklar.

EN BÜYÜK İSRAF TARIMDA

Bahçıvan Gıda olarak tarım sektöründesiniz. Türkiye tarımsal ürünlerde büyük sıkıntılar yaşıyor. Bu sektörde neden başarısız olduk? Sorun nerede?

Türkiye’nin her alanda temel sorunu kaynakları doğru kullanmamak. Kaynak sorunumuz yok doğru kullanma sorunumuz var. Türkiye doğadan iklime kaynakları zengin, harika bir ülke. Temel sorun doğru ve verimli kullanma yönteminde. şirketler için de, ülke için de, lokal yönetimler içinde kaynaklar doğru planlı ve stratejik şekilde kullanılmıyor. En büyük kaynak israfını tarımda yapıyoruz.

Bir zamanlar Türkiye Avrupa’nın bahçıvanı mı olacak denmişti. Sektörü ciddiye mi almıyoruz?

Tek kelime ile irade. Türkiye’nin temel problemleri tarımdan besleniyor. Enflasyonun artışı, tüketicinin yeterince protein alabileceği gıdalara ulaşamaması, ihracat temel açmazlar. Sektöre önceliği vermiyoruz. Doğru yönetim, doğru akılları birleştirerek ortaya koyamamaktan geliyor. Tarım en büyük fırsatlarımızdan biri. Ama gelecekten ümitliyim. Bu
gençler bunu bize kullandırtacak. Bu kaynakları yanlış kullanmanın hesabını soracaklar.

Hesap soracak bir gençlik mi geliyor diyorsunuz?

En azından dertlenen bir gençlik gelecek. Trakya ile Hollanda toprağının aynı olduğunu gören, Hollanda’nın dünyayı besleyen bir ülke olduğunu görüp sorgulayan bir gençlik olduğunda bu kaynaklar kullanılacak. Bilgiye daha açık, o bilgiyi daha iyi değerlendirebilecek ve çözüm üretecek bir gençliğin geldiğini görüyorum. Onlar başaracaklar. Ben niye portakalı, domatesi bir deniz kıyısı şehirden bir başka deniz kıyısı şehre gemilerle getirmiyorum. Yüzlerce kamyonla getirip yolda heba ediyorum. Bunu sorgulayan bir gençlik gelecek diyorum. En azından kendi hayatımdan biliyorum. Oğlum 20 yaşında. Üniversitede okuyor. Kızım 15 yaşında. Bazı şeyler için benden hesap soruyorlar. Daha güçlü sorguluyorlar.

2050’de nasıl bir Türkiye hayal ediyorsunuz?

Kaynaklarını daha iyi kullanan bir Türkiye. Bunu başarırsak birçok şeyi çözeriz. Bunun içinde insanını, toprağını, fırsatını, denizini doğru değerlendiren bir ülke. Daha iyiyi hak ediyoruz. O kadar yanlış kullanılan, israf edilen kaynaklarımız var ki. Bugün İstanbul’da duran 1 milyon boş konutun yerine o kaynağı üretime kullansaydık bugün başka şeyleri konuşabilirdik.




Bu haber 42290 defa okunmuştur.

Etiketler :

YORUMLAR



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER RÖPORTAJ HABERLERİ

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR