Bugun...
İŞ BANKASI NEDEN HEDEFTE...
Tarih: 12-04-2016 16:27:00 + -


ERSİN ÖZİNCE: Ne İş Bankası ve ne de iştirakleri hiçbir kural ve kaidenin dışında işlem yapamaz. Çünkü bu bankanın kurucusu Atatürk’tür, hissedarı binlerce emekçidir.

İŞ BANKASI NEDEN HEDEFTE...

Son yıllarda sürekli İş Bankası'nın ortaklık yapısından kaynaklı haberler okuyoruz. Özellikle hükümete yakın isimler adeta bankayı topa tutmuş durumda. Hatta işler o kadar ileri gitti ki Cumhurbaşkanının Başdanışmanı açık şekilde bankaya el konulmasını istedi.

İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Özince'nin kapısını Al-Monitor için Kerim Karakaya çaldı. Al-Monitor için yapılanı buradan da okuyabilirsiniz.

Son yıllarda, ama özellikle son günlerde İş Bankası ve size yönelik eleştiriler var. Daha çok da hükümete ve Cumhurbaşkanına yakın medya ve kişiler tarafından. Hedefe alındığınızı düşünüyor musunuz? Kimileri bankanın Sayın Cumhurbaşkanı tarafından hedef alındığını düşünüyor?

Sayın Cumhurbaşkanı ile ilgili olduğunu zannetmiyorum. İş Bankası, 2001 sonrasında bugünkü İş Bankası olmuştur. Sayın Erdoğan döneminde bankanın piyasa değeri 25 milyar doları bile görmüştür. İş yapmamız köklü şekilde AK Parti ve Erdoğan döneminde güçlendi. Özellikle Şişecam Grubumuz yurtiçi ve yurtdışı yatırımlarında hükümetlerimizin sürekli desteğini gördük ve görüyoruz. Sayın Erdoğan birçok tesisimizin açılışını bizzat yapmıştır.

O halde kim alıyor? Bu haberler ya da söylemler neden çıkıyor?

Çıkan haber ve yorumların kötü niyetli ve kasıtlı olduğunu bankacılık inisiyatifimizi etkilemeyi amaçladığını düşünüyorum.

Eleştiriler İş Bankası’ndaki Atatürk hisseleri üzerinden yapılıyor. Atatürk’ün vasiyeti gereği şu anda yüzde 28 hisseniz CHP’ye ait. Sorun buradan mı çıkıyor?

İş Bankası zaman zaman, siyasetin çeşitli taraflarınca hedef alınmıştır. Biz ise Atatürk’ün iktisadi inisiyatifinin mirasçısıyız. Bu miras ve misyon da Türkiye Cumhuriyetinin ulusal bağımsızlığımızın en önemli unsurlarından olan ekonomik bağımsızlığıdır. Siyasete bağlı olmadanetkilenmeden çalışır, karar alırız. İş Bankası’nın hizmet ettiği müşteri kesimine ve iş yaptığı sermaye kesimine bakarsanız birçoğu da merkez sağda görülebilecek sermayedir. Her görüşte ki müşteri ve sermaye ile çalışırız. Bu bizim tarafsızlığımızın gereğidir. CHP’nin İş Bankası’ndan nemalandığı ise iftiradır. Atatürk’ün vasiyeti açıktır. Hisselerin geliri Türk Dil ve Tarih Kurumu’na aktarılır. Kurum her yıl kardan payını alır. Zaten CHP, İş Bankası’ndan hiçbir şekilde para alamaz. Bu hem Bankacılık hem de Siyasi Partiler Kanuna aykırıdır.CHP sadece temsil fonksiyonunu kullanmaktadır. Buna rağmen hala algı yönetimi ve iftira amaçlı yayın yapılıyorsa bu suçtur.

O halde sorun ne, neden siz hedefsiniz?

Bizi sahipsiz zannediyorlar. Bankayı sahipsiz sanıyorlar. Halbuki İş Bankası, en geniş tabanlı sahipliği olan bankadır. 180 binin üzerinde bireysel yatırımcımız var. 50 bin çalışanlarımızın Vakfı üzerinden hissedar var. Borsaya açık kısmımızda 100’ün üzerinde yabancı fonun ortaklığı var. İş Bankası’na kara çalarken hem ulusal hem de uluslararası yatırımcıları üzüyorsunuz ve haklarımızı çiğniyorsunuz. Bu hissedar yapısıyla İş Bankası devlete değil ama kamuya mal olmuş tek bankadır.

Çıkan yorum ve haberlerin hisse performansını da olumsuz etkilediğini gördük.  Bu konuda hissedarlarınızı koruyacak girişimlerde bulundunuz mu?

İdari ve hukuki anlamda Her türlü kurumsal tavrı gösteriyoruz.

 Cumhurbaşkanı Danışmanı Yiğit Bulut’un “İş Bankası halka iade edilmeli” açıklaması sonrasında Cumhurbaşkanı’na bir mektup yazarak, banka yönetimi olarak rahatsızlıklarınızı ilettiğinizi öğrendim. Bu doğru mudur?

Özel olarak bununla ilgili bir şey söylemeyeyim. Ama belirttiğim gibi her türlü kurumsal tavrı gösteriyoruz. Faaliyet alanımız BDDK ve SPK’nın sahasına girer. Türkiye hukuk devletidir. Gereğinin yapılması gerekir. Gerekli suç duyurularında bulunuyoruz. Ancak kimi zaman hukuk sistemimizin işleyişindeki sorunlar nedeniyle hemen caydırıcı bir etkisi olmayabiliyor. Ancak başvurularımızı yapıyoruz. Gerekirsel uluslar arası hukuk düzeyinde yapacağız.

Biraz geriye döneyim. İş Bankası’na yönelik haberler yeni değil. Yıllardır yapılıyor. Hissedarlık yapısı üzerinden yapılan haberlerin ilk örneklerinden biri de İş Bankası’nın İtibar-ı Milli Bankası ile birleşmesi sonrası ortaya çıkan tartışma. İtibar-ı Milli Bankası’nın hissedarları bugünkü İş Bankası’ndan hisse talep ediyorlar. Ne diyorsunuz bu konu hakkında?

Bu konu birleşmenin olduğu 1927 yılından bu yana defalarca yargıya götürülmüş ve defalarca hukuki karara varılmıştır. Yargıtay’da kararını birçok kez vermiştir. Elinde İtibar-ı Milli bankası hissesi olanlar bize başvurarak hisselerinin karşılığını alabiliyor. Ama bazı hissedarların bugünkü mirasçıları Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren sermaye artırımlarına katılma inisiyatifi gösterilmemiş hisseler ile bugünlere ulaşmış İş Bankası hissesinin aynı olduğunu düşünüyorlar, İş Bankası’nın bugünkü değeri üzerinden hisselerinin değerlendirilmesini istiyor. Bu olamaz, çünkü o tarihten bu yana hiçbir sermaye artırımlarına katılmamışlardır. Hisse değeri, birleşme günündeki değerden olabilir. Benzer durum birçok hisse ve hissedar için başka şirketlerde de söz konusudur. Hukuki çözüm mevcut ve nettir. Buna rağmen bu konuda yapılan haberler bilgi eksikliğinden değildir. Kasıtlı haberlerdir. Ortaklık yapısında sorun varmış gibi göstermeye çalışıyorlar.

Son tartışma yine sermayenize ilişkin. Bankanın kuruluş sermayesinin Hintli Müslümanlar tarafından karşılandığı, dolayısıyla hisselerin halka iade edilmesi gerektiği söyleniyor.

Tarafımıza Hindistan yada Pakistan kaynaklı bir değerlendirme yada talep yapılmış değildir. Kendilerini Hint Müslümanlarının ya da hilafetin temsilcisi olarak görenler bunda hakları olduğunu düşünüyorlar ama yanlıştır. Bir kere İş Bankası’nın Hintli Müslümanların parası kurulduğu doğru değildir. Hatta bu paranın Hintli Müslümanların parası olup olmadığı bile net değildir. Rusya’dan gelen para bile olabilir. Ama diyelim ki öyle. Gönderilen bu para İş Bankası’nın yüzde 25 hissesine denk gelir. Peki yüzde 75’i ne yaptınız? O hissedarlar kim? Bankanın 30’a yakın kurucu sermayedarıdır onlar.

İş Bankası olarak paranın gönderildiği ileri sürülen kardeş Pakistan’a milyonluk bağışlar yaptık deprem yıllarında, Türk şirketlerinin oradaki işlerine destek olduk. En son cam yatırımımız Hindistan’dadır. Bunu söylemek ne kadar doğru bilmiyorum ama eğer varsa ödenecek diyetimizi de ödedik.

Öte yandan Osmanlı İmparatorluğu döneminde ekonomik kapitülasyonlara tabi olan ülkemizin bu boyunduruğu kırmasında, Türk ekonomisinin, sanayinin, müteşebbisinin gelişmesinde, Türkiye’nin G-20 ‘ye üye bir ekonomi seviyesine gelmesin de Türkiye İş Bankası kendisine verilen maddi ve manevi her türlü katkıyı da ziyan etmemiş, biri bin etmiş ve bunu da ülkemiz ve vatandaşlarımız için yapmıştır.

 Peki hiç bu sermaye yapısına sahip olmanın size ayak bağı olduğunu düşündünüz mü? Keşke CHP’nin ortaklığı olmasa dediniz mi?

Gerek ulusal, gerekse uluslar arası hukuk ve yönetişim prensipleri banka hissedarlığı ile ilgili tarifleri yapmıştır. Siyasi parti sahipliği tercih edilen bir durum addedilmeyebilinir ama Atatürk’ün Vakfıdır. Bizce bu ihmal edilebilir bir durumdur. İş Bankası performansı ve itibarı ile bu konuyu tartışma olacak bir noktaya getirmemiştir. Kriz dönemlerinde dahi ülkemizin yarınları için en tarafsız, en inançlı duruşu sergilemiştir. İş Bankası’nda sözü geçen bu yüzde 28 hisse kalır mı hissedarın vereceği bir karardır. Sermaye artırımı olur, katılır katılmaz onların bileceği iştir. Hukuka uygun olmayan bir durumun olmadığı açıktır.

Gelelim bu kez daha çok kişisel olarak sizi ilgilendiren konuya. Petrol Ofisi’ne yönelik soruşturma çerçevesinde size ve Aydın Doğan’a örgüt liderliği suçlaması yapılıyor. Bu yukarıda bahsettiğimiz bir sürecin uzantısı olarak görebilir miyiz?

Konu adalete intikal ettiğinden çok şey söylemek doğru olmaz. Baştan şunu söylemeliyim Aydın Bey'in yükseklik korkusu vardır. (Gülüyor). Odama dahi çıkmışlığı yoktur. (MAkam odası İş Kulelerinde 38. katta)

Ancak şunu söyleyebilirim.  Ne İş Bankası ve ne de iştirakleri hiçbir kural ve kaidenin dışında işlem yapamaz. Çünkü bu bankanın kurucusu Atatürk’tür, hissedarı binlerce emekçidir. Bizim Kurum ve kişiler olarak şöhretimiz bellidir. Suçlama konusu işlerle anılmamız üzüntü vericidir. Böyle bir yola tevessül etmek için idari ya da ekonomik bir neden de yoktur.

İş Bankası, Petrol Ofisi’ne ortak olduğunda konjonktür ve mevzuat çok farklıydı. Kaliteli aktif bulamadığımızdan özkaynağımızı sağlam yerlere koymak için bu tür iştirakler edinmeyi düşündük. Bu dönemde bankacılıkta rekabetin çok eşitsiz olduğu bir dönemdi. Yüzde 100 devlet garantisi tüm bankalara verilmişti.  Bankacılık karlı olmadığından başka alanlara yöneldik.

2001 krizinden sonra bankacılık prensipleri yeniden düzenlenip kısıtlamalar gelince ve karlı  büyümemiz hızlanınca Petrol Ofisi’nin de geleceği için çıktık. Petrol Ofisi, Tüpraş ihalesine girmek istiyordu. Biz ise artık sermayemizi bankacılığa yönlendirmek istediğimizden isteksiz olduk. Şirketin inisiyatifine olan katkımızı artıramadık. Sonunda payımızı yüzde 50 ortağımıza devrettik.

Şimdi eleştirilerden biri de hisse devrini ucuza yaptığımız yönündedir. Biz Petrol Ofisi hisselerini o gün borsada işlem gördüğü fiyattan sattık. Ucuza pahalıya değil, piyasa fiyatından sattık. Alan grup daha sonra bu hisseleri pahalıya satmış olabilir. Ticari işlerden biraz anlayanlar, bir şirkette yüzde 50 ortak olmakla yüzde 51 ortak olmak arasındaki farkı anlar. Yüzde 51 hissesi olan hissesinin tabii ki daha pahalıya satabilir. Doğan Grubu da hâkimiyet hissesini satmıştır.

Bir hususu daha ekleyeyim; suçlamalara muhatap olduğumuz dönemlerin önemli bölümünde Devlet de altın hisse ile Petrol Ofiste ortağımız idi.

Yine medyaya yansıyan bazı haberlerde milyonlarca dolar maaş aldığınız iddia edildi. Doğru mudur?

Biz İş Bankası yöneticileri banka performansı üzerinden para almayız.Ücretlerimiz sektörün genellikle altında ama bizi tatmin eder seviyededir. Haberde 10 milyon maaş aldığım iddia edilmiş. Bizim bütün yönetim kurulunun aldığı parayı toplasanız 10 milyon dolar etmez. Hatta 1 milyon dolar bile etmez!

Bu ücretler Genel Kurulumuzda hissedarlarımızın bilgi ve onayı ile oluşur.

Son olarak yine hükümete yakınlığı ile bilinen bir gazete, Gazeteci Can Dündar’a sıfır faizli kredi verdiğinizi iddia etti.

Konu müşteri sırrı kapsamında olduğu için basına yansıması yanlış olmuştur. Böyle bir şey olması ise mümkün değildir. Nitekim incelettim ve tabi ki iddialar doğru değildir. Biz de bir kural vardır: Her iddia hakkında teftiş raporu yazdırırız. Bu konuda da yazıp, kurumsal idari ve hukuki yolları izleyeceğiz..




Kaynak: KERİM KARAKAYA-AL MONİTOR-PARAANALİZ

Bu haber 1435 defa okunmuştur.

Etiketler :

YORUMLAR



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER RÖPORTAJ HABERLERİ