Bugun...
2020'DE EKONOMİDE NELER OLUR, NELER OLMAZ?
Tarih: 01-01-2020 16:08:00 + -



2020'DE EKONOMİDE NELER OLUR, NELER OLMAZ?

Ekonomide en temel hedef nedir, ne olmalıdır? Üstünde tam bir görüş birliği sağlanamayan en önemli konu bu. Üstelik ekonomistler bile yeri geliyor bu konuda farklı görüşler dile getirebiliyor. Yani farklı bakış açısı sergileyen yalnızca sokaktaki vatandaş değil.

Birey olarak bakınca herkesin derdi kendisi için birinci planda tabii ki. Ama ya tüm vatandaşlar açısından bakınca...

Türkiye’nin birinci sorunu işsizliktir.

Türkiye’de çalışabilir durumda olmakla birlikte çalışmak isteyenlerin sayısı gelişmiş ülkelere göre çok az. Çalışabilir durumdaki her 100 kişiden 52-53’ü çalışmak istiyor, yani iş gücü piyasasına giriyor. Buna rağmen işsizlik oranımız yüzde 14’ler dolayında. Yeni ekonomi programında 2019’u yüzde 12.9 düzeyinde bir işsizlikle kapatacağımız yazıyorsa da bunun gerçekleşmeyeceği ortada.

Hadi 2019 geride kaldı artık, bu yıla bakalım... Bu yıl için de pek parlak bir tabloyla karşı karşıya değiliz. İşsizlikte bu yılın hedefi yüzde 11.8. Yani oranı burada tutabilmeyi öngörüyoruz. İşsizlik oranının 2021’de de yüzde 10.6 olacağı, ancak 2022’de yüzde 9 ile tek haneye inilebileceği düşünülüyor. Yeni ekonomi programında yazan oranlar böyle.

İşsiz sayımız 4.5 milyonun üstünde, bu işsizlerin 1.3 milyon kadarı üniversite mezunu...

Şimdi elinizi vicdanınıza koyup söyleyin; bundan daha büyük sorun olur mu?

Biraz önce belirttik; bu yıl işsizlik oranının yüzde 11.8’e gerilemesi öngörülüyor. İşsizliğin azalmasının en temel koşulu nedir, belli. Ya yeni üretim alanları açacak, yani yeni tesisler kuracaksınız ya da mevcut işletmelerde istihdamı artırmayı sağlayacak şekilde daha yüksek kapasite ile çalışmayı mümkün hale getireceksiniz.

İşsizliğin azalmasını sağlayacak şekilde geçen yıldan bu yıla yüklü sayıda istihdam yaratacak yeni işletmelerin devreye alınması söz konusu mu? Hayır. O zaman geriye kalıyor mevcut tesislerin daha çok istihdam yaratması.

Bu nasıl mümkün olacak, belli ki kapasite artırılacak, daha çok üretim yapılacak, bu da istihdam artışı sağlayacak. Her kapasite artışı istihdam artışı yaratmaz tabii ki, bu gerçeği de unutmamak gerek.

Dolayısıyla 2019’da en iyi olasılıkla yüzde 13.6-13.7 dolayında gerçekleşeceği tahmin edilen işsizlik oranının bu yıl yüzde 11.8’e gerilemesi çok ama çok zor olacaktır.

İşsizlik direnecek, büyüme hızlanacak

Bu yıl büyüme hızı 2019’un çok çok üstüne çıkacak. 2019’u en azından küçülme yaşamadan kapatacağız, hatta yeni ekonomi programında öngörüldüğü gibi yüzde 0.5 büyümeyle kapatmamız da mümkün.

Yüzde 0.5 dolayında bir büyümeden yüzde 5’lik 2020 hedefine ulaşmak çok zor gibi görünebilir. Bize göre pek öyle değil. Yine matematik devreye girecek; geçen yılın çok düşük gerçekleşmeleri olumlu baz etkisi yaratacak ve özellikle yılın ilk yarısında kayda değer bir büyüme yakalanacak.

Yeni ekonomi programı açıklandığında da yazdığımız gibi büyümede yüzde 5’i bu yıl yakalamak zor olmayacak. Asıl zorluk gelecek yıl ortaya çıkacak.

2019’un sıfır dolayındaki oranını basamak olarak kullanıp yüzde 5 büyümek kolay, zorluk 2020’nin yüzde 5’inin üstüne bir yüzde 5 daha koymayı hedeflediğimiz 2021’de yaşanacak.

Büyüme-istihdam ilişkisine gelince...

İşte ekonominin çelişik görünen bir yüzü daha!

Sıfır dolayındaki bir orandan yüzde 5 büyümeye çıkacağız ama bu işsizliğe çare olmayacak.

Bu yılki büyüme pek istihdam sağlamayacak ya da çok sınırlı bir katkı söz konusu olacak. Çünkü bu yılın büyümesi gerçek anlamda bir büyüme değil ki... Geçen yıl kötü geçtiği için ortaya çıkacak bir büyümeden söz ediyoruz.

Dolayısıyla bu yıl “Bu kadar büyüyoruz, işsizlik niye yerinde sayıyor” diye şaşkınlık yaşayanlar hiç eksik olmayacak. Ama bu durumun gayet normal olduğuna kendimizi şimdiden alıştıralım.

Dış ticarette eskiye dönüş sinyalleri

TÜİK dün kasım ayının dış ticaret gerçekleşmesini açıkladı. İhracat yerinde sayarken ithalatın yüzde 10'a yakın artmasıyla dış ticaret açığında tam yüzde 232 büyüme oldu. Açık, ekim ayında da yüzde 267 artış göstermişti.

İthalatın yılın son aylarında biraz hareketlenmesi normal. Ama önceki aylarda sürekli gerileme eğiliminde olan ithalattaki bu artış dengelerin birden değişmekte olduğu gibi bir izlenim oluşturdu.

Hani o çok övündüğümüz cari dengeyi azaltmak ve artıya geçmek var ya... Veda etmemiz gerekiyor. Zaten bu yıl 9.6 milyar dolar cari açık verilmesi öngörülüyor.

Üretimin biraz canlanması doğaldır ki ithalatı yukarı çekecek, bundan kaçışımız yok. İmalat sanayi ağırlıklı olarak ithalata bağlı olarak üretim yapan bir yapıya sahip. 

Dolayısıyla 2020’de üretimdeki ve büyümedeki canlanma beraberinde ithalat artışını da getirecek. 

Bu durum döviz kurunu da hareketlendirebilir. Dolarda 2019 yılının ortalaması 5.67 oldu ve yeni ekonomi programında 5.70 olarak yer alan tahminin altında kalındı. 

Dolarda 2020 yılı varsayımı 6 lira. Üstelik 6 lira, 5.70’lik tahmine göre ortaya konulan bir değer. Kabaca yüzde 5’lik bir artış öngörülüyor. İşte bu oran pek gerçekçi değil. TÜFE’nin yüzde 8.50 artacağının öngörüldüğü bir yılda kur artışının yüzde 5'te kalacağı varsayılıyor. O yüzden doların yıl ortalamasında 6 lirada kalmasının zor olacağını söylemek gerek.

Enflasyonda hızlı düşüş dönemi sona erdi

Şu baz etkisi var ya şu baz etkisi... Geçen yıl nasıl da işe yaramış, yıllık enflasyonun nasıl da hızla aşağı gelmesini sağlamıştı. 2018'in yüksek oranlarının devreden çıkması ve bunların yerine daha ılımlı oranların girmesiyle yüzde 25'lerden tek haneye inivermiştik.

Enflasyon için bu baz etkisi avantajı bitmiş durumda. Geçen yıl öyle yüksek oranlar yoktu ki onlar hesaplamadan çıksın da yerlerine daha düşük oranlar girsin.

Dolayısıyla yıllık TÜFE’de 2019’da yüzde 11.50 dolayında beklenen gerçekleşmeden sonra bu yıl yüzde 8.50’ye inmek pek de kolay olmayabilir. Kaldı ki ağırlıkla baz etkisi sayesinde de olsa ekonominin daha canlı seyredeceği, büyümenin hızlanacağı bekleniyorken...

Üstelik geçen yıl çok “zorluk çıkaran” bütçe bu yıl da yine aynı zorlukları sergilerse devreye alınacak yeni yeni vergilerin etkisiyle enflasyonu tek haneye indirmek tümüyle mümkün olmaktan çıkabilir.

 

 

Alaattin AKTAŞ 

EKO ANALİZ ([email protected])

 

 




Bu haber 701 defa okunmuştur.

Etiketler :

YORUMLAR



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EKONOMİ HABERLERİ

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR