Bugun...

Cahit ÇATALOĞLU
KAYGILAR ARTIYOR
Tarih: 02-01-2017 14:57:00 Güncelleme: 02-01-2017 14:57:00


Biz gazeteciler için arşivimiz en değerli silahımızdır. Arşiv asla yalan söylemez, yaranmak için şirinlik yapmaz.
Yayımlanmış ifadeler üzerinde oynama yapılamaz. 
Bu nedenle sık sık arşive göz atar, daha önce neler yaşandığını, neler söylendiğini yeniden görürüz, tekrar değerlendirme yaparız.
Tam bir yıl önce burada, bu köşede yazdıklarımız özet olarak şöyle;
“Bu yıl da, daha sonraki yıllarda da dünyada savaş ve acılar sonlanmayacak. 2016’da dünyada açlık ve sefalet, gelir dağılımındaki bozukluk ortadan kalkmayacak.
Küresel güçlerin egemenlik mücadelesi sürecek, mezhep çatışmaları devam edecek.
Ortadoğu ve İslam dünyasında kardeş kanı akmaya, trajik olaylar tekrarlanmaya devam edecek.
Bunları ifade etmek için kahin olmak gerekmiyor. Her şey ortada. Tarafsız ve dikkatli gözlemlemek manzarayı görmeye yetiyor. 
Kendi vatanımıza dönelim.
14 yıldır Türkiye’yi yönettiğini iddia eden AKP hükümetlerinin başarısı ortada.Dünyada güçlü tek bir dostumuz kalmadı. 
Batı dünyasıyla tarihimizde olmadığı kadar ipleri kopardık. 
Yakın geçmişe kadar hiç bir sorun yaşamadığımız bazı komşularımızla adeta ters köşe olduk.
Bölgesinde güç merkezi ve oyun  kurucu olmaya soyunan Türkiye,  anlamsız bir yalnızlığa itildi.
Dış politikadaki olumsuz görüntülerin içe yansımaması mümkün mü?
Gezi olaylarından bu yana ekonomik açıdan Türkiye adeta küçülüyor.
Katma değer üretemeyen bir ekonomik yapımız var.
Kağıt üzerinde milli gelir artışı ve sağlıksız bir ekonomik büyüme ile yola devam ediyoruz.
İhracatımız her ay bir önceki yıla göre ciddi oranda geriliyor. İhracatımızın iki büyük lokomotifi hazır giyim ve otomotivde cilalı laflar söylemesini iyi beceriyoruz ama sonuçta kendimizi kandırmaktan öteye gidemiyoruz.
Türkiye bir asıra yaklaşan Cumhuriyet tarihinde hiç bu kadar karamsar havaya girmemişti. 
Modern, laik, Cumhuriyet ilkelerine bağlı yüzü aydınlık insanların ülkesi olan Türkiye ne acıdır ki, yüzü karanlık, şeriat yanlısı yobaz pisliklerin ortada boy gösterdiği bir Ortadoğu ülkesi haline benzemeye başladı.
Türkiye, hak etmediği bir süreci yaşıyor.
Öte yanda başkanlık sistemiyle yanıp tutuşan bir Cumhurbaşkanı var.
Türkiye’de Anayasa değişirse ve başkanlık sistemi gelirse hangi   sorunun üstesinden gelinecek?..”
İşte tam bir yıl önceki satırlar böyle.
Geçen yıla göre bugün daha da karamsarız. 
Bugün acılarımız, şehitlerimiz,    gazilerimiz geçen yıla göre daha da arttı.
Daha fazla aileye ateş düştü.
Bizleri heyecanlandıracak, umutlandıracak, yaşam kalitemizi artıracak hiç bir olay yok.
Ekonomisi katma değer yaratamayan, insanları borçlu, tarım ve hayvancılık sektörleri ikaz   sinyalleri veren, aç, fakir ve bakıma muhtaç insan sayısı hızla çoğalan bir ülke olduk çıktık. Bunun üzerine sayıları 5 milyona yaklaşan ağırlığı Suriyeli mültecileri de ekleyin.
Can ve mal güvenliği yeterince bulunmayan, siyasi, ekonomik ve sosyal sorunları giderek artan bir ülkeyiz.
Siyasi iktidar ise her şeyi bir kenara itmiş, yeni Anayasa ile birlikte “Tek adamlık” sistemini oturtmaya çalışıyor.
Türkiye, yanlış üzerine yanlış yapıyor.
Tek adamlığın Türkiye’yi dönüşü olmayan yollara sokacağı gün gibi ortada ama bunu dillendiren herkes neredeyse vatan haini ilan ediliyor.
Geride bıraktığımız bir yılın sıkıntılı bilançosu ortada.
Aynı tempoyla gidersek acaba bir yıl sonra neler yaşamış olacağız? 
İnsanın dili varmıyor ama.. Her türlü kötü senaryoya hazır olalım.



Bu yazı 9921 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI