Bugun...

Cahit ÇATALOĞLU
KRİZE DOĞRU
Tarih: 02-12-2016 11:21:00 Güncelleme: 02-12-2016 11:21:00


Türkiye’nin son dönemde adeta her konuda, her alanda peşpeşe yenilgiler aldığı sır değil. Gerçi AKP yöneticileri ve yandaş yalakaları gerçekleri tersine devşirmek konusunda oldukça usta ama artık eskisi kadar inandırıcı olamıyorlar.
Türkiye hızla iflasa sürükleniyor.
Hem siyasal alanda hem de ekonomik alanda.
Gerçekleri bir türlü göremeyen, uyarıları dikkate almayan, okumayan, araştırmayan, aldatılmaya teşne, sürü psikolojisindeki AKP amigoları elbette kabullenmeyecekler ama maalesef Türkiye, tarihinin en karanlık ve umutsuz dönemini yaşıyor.
Savaşa girmemesine rağmen 2. Dünya Savaşı döneminde, Amerikan ambargosunun uygulandığı 1974     sonrasında ve sağ-sol olaylarının   gençleri kırdığı, yokluk ve karaborsanın tavan yaptığı 1980 öncesinde bile şimdiki kadar karamsar tablo yoktu. 
Toplum tükenmişlik, çaresizlik yaşamıyordu. Şimdiki gibi keskin ayrışma yoktu. Laik, demokratik sistem tartışması yapılmıyordu.
Şimdi şu hale bakın.. Tüm Avrupa’ya, medeni Batı dünyasına sözde kafa tutan, hakaret ve iftira savuran, düşman kesilen asabi bir R.T. Erdoğan. 
Oysa aydınlık ve çağdaş Türkiye’nin geleceği sadece ve sadece o Batı alemindedir. 4 milyonu aşkın             soydaşımız, vatandaşımız Batı ülkelerinde yaşamlarını sürdürmektedir. Ticaret hayatımız, ihracatımız,       sanayimiz, hizmetler sektörümüz, otomotivden makine imalatına kadar her alanda Batı dünyasına mecburuz. Avrupa olmazsa, Batı’ya kapıları kapatırsak işimiz biter. Sefaletin, kaosun, kanlı çatışmaların içine          yuvarlanırız.
Türkiye’nin Şangay Beşlisi veya benzeri paktlarla flörtü, sonu hüsranla bitecek maceralara yelken açmaktır. Müslüman dünyası, Arap alemi hiç bir zaman Türkiye’nin dostu, müttefiki  olmadı. Aslında ülkeler arasında ebedi     dostluklar değil, çıkarlar söz konusudur. Ve elbette başta komşularımız olmak üzere bütün ülkelerle iyi geçinmek esastır. Küresel güç iddiasında bulunan Türkiye’nin, dünya ile barışık, uluslararası organizasyonlarda sözü dinlenen bir lidere ihtiyacı vardır. Mahalle kabadayısı gibi sesini yükselten, tehditler savuran, hakarete varan sert ifadelerde bulunanlara değil.
Bu görüntülerin Türkiye’ye neler kaybettireceğini ise kısa bir süre sonra birlikte göreceğiz.
Kimbilir belki de en büyük kayıpları   R.T. Erdoğan’a toz kondurmayan yalakalar görecektir.
Yazımızın başında ekonomik ve siyasal iflasa sürüklendiğimizi öne sürmüştük.
Dış dünyada tarihimizde hiç görülmeyen bir yalnızlık içindeyiz. Komşularımızla, Avrupa ülkeleriyle, hür dünya ile     köprüleri attığımız yetmiyormuş gibi, arap ve islam aleminde de bir iki ufak emirlik haricinde dostumuz kalmadı. 
Türkiye, AKP döneminde 80 yılda edindiği prestijini tamamen kaybetti.
İç ve dış siyasal gelişmeler kötü de, ekonomik veriler iyi mi? Hayır.
Hızla ekonomik krize sürükleniyoruz. Bu krizin ayak sesleri 4 yıldır geliyor ama yalanlarla Türkiye’yi yöneten AKP, kendi yandaşlarını uyutarak durumu idare    etmeye çalışıyor.
Dolar kurunun yükselmesi, maliyet hesaplarının altüst olması, enflasyonun yükselmesi, işsizliğin artması gibi   etkenler değil, patlayacak olan krizin ana nedeni Türkiye’nin üretimden kopması, kendi kendine yetersiz hale düşmesi ve dışa bağımlı hale gelmesidir. Kendine yetemeyince dış borçlarla varlığını sürdürmek, kamuda tasarruftan uzaklaşarak lüks ve şatafata önem vermek Türkiye’nin iflasına zemin hazırlamaktadır.
AKP döneminde yurtta ne var ne yok hepsi satıldı, özelleştirildi. Bunun karşılığı olan milyar dolarlar da       buharlaştı, kayboldu. Borçlarımız azalmadı katlanarak arttı.
Türkiye’de tasarruf eğilimi yok. Katma değeri yüksek üretim yok. İhracat 2 yıldır sürekli geriliyor. Turizm bitme            noktasında. Umut aşılayacak tek bir madde maalesef yok.
Ama bizim aymazlar vatandaşa pembe tablolar sunmayı sürdürüyor.
Türkiye’nin bütün sorunları bitmiş gibi, Başkanlık konusu gündemde sıcak tutuluyor.Türkiye’nin tek adam tarafından yönetilmesi tartışılıyor. 
Osmanlı da benzer kafalarla yönetiliyordu ama sonuçta batışı kaçınılmaz oldu. “Tarih tekerrürden ibarettir lafı” inşallah bu kez tutmaz.



Bu yazı 11653 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI