Bugun...

Cahit ÇATALOĞLU
REFERANDUM NEYİMİZE!
Tarih: 03-04-2017 12:55:00 Güncelleme: 03-04-2017 12:55:00


Bu satırların yazıldığında referandum oylamasına 20 gün vardı.
Adeta her kafadan bir ses çıkıyor, taraflar kelimeler üzerinden demagoji yapıp duruyordu.
Referandumun galibi “Evet” veya “Hayır” olmuş veya belirsiz bir tarihe ertelenmiş... Ne farkeder ki?
Türkiye’nin gündemine böyle bir referandum keşke gelmeseydi ve ülkenin 3 ayı harcanmamış olsaydı.
Enerjimizi boş yere harcadık durduk.
Başka yapacak işimiz yokmuş gibi birbirimizle didiştik.
Gereksiz ve anlamsız şekilde iki kutba ayrıldık ve hatta acımasız hasım olduk.
Değdi mi acaba?
Üretimle, işsizlikle, enflasyonla mücadele etmek, ekonomiyi canlandırmak, turizm gelirlerini artırmak, yeni yatırımlara yönelmek, insanımızın refah seviyesine katkı sağlamak varken, ucuz polemiklerle zamanımızı hoyratça harcadık.
Dikkatimizi, emeğimizi, potansiyelimizi kalkınmaya, gelişmeye ve zenginleşmeye harcamak varken boş laflarla, seviyesiz tartışmalarla çok kıymetli zamanımızı harcadık.
Bunun faturası çok ağır olacak.
Bu fatura yıllar sonra değil, sadece bir kaç ay sonra önümüze çıkacak.
Bu sonbahardan itibaren mevcut ekonomik sıkıntılarımızın daha da artacağını ve insanlarımızın adeta   bunalıma gireceğini söylemek kehanet değildir.
Son aylarda ekonomi gündemden tamamen çıktı.
Üretim düştü, sanayicinin sorunları daha da arttı.
Çarşı pazarda fiyatların artışı hız kazandı.
Turizm çöktü. İhracat göreceli olarak düşüyor. Bütün sektörlerde piyasalar klasik ifadeyle kan ağlıyor. Mantar gibi üreyip büyük şehirlerimizi beton çöplüğüne döndüren inşaat sektörü güçlükle ayakta duruyor.
Tek tek sıralamak anlamsız.
Her şey kötüye gidiyor.
İşsizlik rakamları açıklananların çok üzerinde. Her geçen gün işsiz sayısı artıyor. Cumhurbaşkanı bu konuda seferberlik ilan ediyor, SGK 2 milyon kişilik hedef koyarken, ilgili Bakanlık sanki bir başka ülkedeymiş gibi         1 milyon 200 bin hedef ilan ediyor. Pekiyi uygulamada ne oluyor? Cumhurbaşkanına şirin görünmek isteyen yalakalar ön kapıdan yeni işçi alırken, daha yüksek ücretle çalışanlarını arka kapıdan kovuyorlar. 
Türkiye’de insana umut, güven ve mutluluk veren konu neredeyse kalmadı.
Her şeyimiz yalan, palavra, aldatmaca üzerine kurulu.
İçerde olumsuz görüntünün yanında neredeyse bütün dünya ile didişen, Avrupa’ya dil uzatan, güney        komşularıyla kavgalı bir Türkiye   gündemde.
Ulu önder Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” vecizesi unutuldu gitti.
Lafımızı özetlersek.. Bu referandum Türkiye’ye sadece kaybettirdi.
Kampanya çerçevesinde KDV indirimleri, mavi boncuk misali dağıtılan teşvikler, muafiyetler, vergi borçlarına sağlanan ödeme kolaylıkları, güçlü devlet morali pompalamanın faturası belki 10, belki 30 milyar Dolar’dır. Boşa giden enerjimizin mali değerini hesaplamak mümkün değil ama referandum yerine üretimle, ihracatla, yatırımla uğraşsaydık belki de 50 milyar Dolar’lık katma değer yaratmamız mümkün olurdu.
Artık olan oldu. Kayıpları geri getirmek mümkün değil ama yaşananlardan ders almak, güçlü ülke olmanın gereklerini yerine getirmek elbette elimizde.
Türkiye özellikle son 5 yıldır kalkınmak bir yana hızlı gerileme hatta çöküş içinde. Yapılan köprüler, yollar ve tüneller durumu değiştirmez, dahası maliyet hesaplaması yapıldığında bunların hepsinin çöküş devrinin göstergeleri olduğu kabul edilir.
Hazır olun. Uyarıyorum. 
Çok zorlu bir döneme adım atıyoruz. Tanrı herkesin yardımcısı olsun.



Bu yazı 8470 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI