Bugun...

Cahit ÇATALOĞLU
CANAVAR OLABİLİR MİYİM?..
Tarih: 04-01-2019 05:42:00 Güncelleme: 04-01-2019 05:42:00


İstanbul'da 1950'li yıllarda nam salmıştı "Salacak Canavarı". Yıllar sonra "Edirne Canavarı" listebaşı oluverdi.

Sonra?.. 
Yanılmıyorsam 1970'lerin başında Fransız çifti öldüren tecavüzcü "Antalya Canavarı" olarak kriminal şöhretler listesine girmişti.
Kabaca 10 yıllık periyotlarla nurtopu gibi canavarlarımız sahneye çıkardı. Parmakla sayılacak kadar az idi.
Pekiyi ya şimdilerde?
Ortalık canavar sürüsü kaynıyor.
Sevgilisinin canavarı
Karısının canavarı
Baldızının canavarı
Komşusunun canavarı
Arkadaşının canavarı
Hocasının canavarı.. 
Yetti mi? Elbette yetmedi.
Trafik canavarı başta gelmek üzere aşure gibi bol miktarda canavara sahibiz. 
İçlerinde renklisi, kokulusu, yosması, ümmetçisi, cihatçısı, ateisti, deisti.. neredeyse her yaştan, her meslekten bol miktarda canavar üretir olduk.
Yollarda, apartmanda, işyerinde, adliyede, okullarda, statlarda, otobüste, metroda, markette, pazarda hatta uçaklarda patlamaya hazır bomba gibi bekleyen canavar adaylarından geçilmiyor.
Herkes adrenalin salgılıyor. Aynı dili konuşmamıza rağmen nedense anlaşamıyoruz.
Saygısız, sevgiden yoksun, saldırgan, cahil, empati yeteneği olmayan, hoşgörüsüz, kindar, yobaz, isyankar yığınla arıza insanlar.
Herkes takıntılı, herkes mutsuz, herkes kavgaya hazır.
Ölmeyi, öldürmeyi, kan akıtmayı, can yakmayı toplu yaşamın adeta bir kuralı gibi algılayan insan tiplemesi oluştu.
Sorarsan, herkes kendine göre haklı.
Herkes kendi adaletini uygulamak istiyor.
Yaşlılara, hamilelere, çocuklu analara, hastalara, engellilere, gazilere saygı göstermek öncelik vermek çoktan unutuldu gitti.
Kız çocuklarını korumak, kadınlara saygılı olmak silindi gitti.
Etik değerler, insani duygular, görenek ve gelenekler adeta masal oldu.
Yalancılık, sahtekarlık, palavracılık, hırsızlık, avantacılık, beleşçilik günlük rutin yaşamın parçası oldu.
İşsiz, parasız, borçlu, sorunlu, itelenmiş ve akla gelen her türlü sorunla boğuşmaktan benliğini kaybetmiş yığınların canavarlaşmasının temelinde acaba başka tetikleyici unsurlar var mıdır? 
*************
Çevremizde göller, dereler pislendi, sahiller kirlendi.
Yeşil doğa parçası, ağaçlar fotoğraflarda kaldı.
Sebzeyi, meyveyi dalında tanımayan, çiçek türlerine yaban ördeği gibi bakan bir nesil yetişti.
İnsanlar beton yığınlarının arasında tutuklu gibi kısıtlı yaşamaya mahkum edildi.
Sağlıklı beslenemiyoruz, sağlıklı yaşamıyoruz.
Türk insanı estetikten, güzellikten, zarafetten hızla uzaklaştı. 
Modern yaşamın bütün ayrıntıları masal oldu.
Çağdışı davranışlar, dini motifler, salakça inanışlar, yobazlık adeta yaşam kariyeri oldu.
Türkler, koro halinde isyan ediyor.
Cinnet moduna girmiş çocuklar, gençler, yetişkinler, ihtiyarlar.
Adeta "Oynatmaya az kaldı, doktorum nerede?.." durumlarındayız.
Bu gidişin sonu iyi olmayacak.
Siyaset sahnesinin bağıran, çağıran, böğüren, kin kusan, hakaret eden, ayrıştıran başrol oyuncusunun acaba etkisi var mıdır? 
Bilemeyiz.
Ama "N'ayır, n'olamaz.." da diyemeyiz.


3 Ocak 2019



Bu yazı 9530 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI