Bugun...

Cahit ÇATALOĞLU
YALANLARLA YÖNETİLEN TÜRKİYE
Tarih: 01-11-2016 11:05:00 Güncelleme: 01-11-2016 11:05:00


Farkında mısınız Türkiye’de yüzü gülen, mutlu insan neredeyse kalmadı.
Herkes gergin, ürkek ve geleceğe  yönelik endişeli.
Kimileri işsiz ve yaptırım gücü olmadığı için, kimileri giderek artan borçları bunalttığı için, kimileri özel nedenleri ama çoğunlukla milleti iki-üç parçaya ayırmasını beceren AKP yönetimleri yüzünden mutsuz ve umutsuz.
Anadolu’nun minik ve sakin şehirlerinde veya İstanbul hengamesinde..
Hiç bir şey farketmiyor. Ülkenin her yöresinde gereksiz bir gerginlik, huzursuzluk, karamsarlık, husumet, güvensizlik, can ve mal endişesi var. 
Toplum dokumuz Türk-Kürt ayrışması yetmiyormuş gibi, bir de Atatürkçüler ve muhafazakarlar olarak ikiye ayrıldı.
Bu karamsar tablonun tek nedeni 15 yıldır Türkiye’yi yöneten AKP iktidarı ve elbette R.T. Erdoğan’dır.
Dış siyasetten eğitim sistemimize, ekonomiden hukuk sistemimize kadar her türlü oluşumdan tek başına sorumlu olan AKP, ülkede her alandaki berbat manzarayı görmezden gelip, ısrarlı biçimde yalanlarla, palavralarla, düzmece senaryolarla, yandaş yalakalarla ülkeyi yönetmeyi sürdürüyor.
Yalanlarla ülke yönetilir mi? Bir süre için belki ama ya sonra?
Yalanlarla nereye kadar yol alınabilir?
Dış dünyadaki gelişmelerden, ekonomik verilerimize kadar her şey yalan, palavra, aldatmacaya yönelik             kurgulanıyor.
Devlet adamlığı ciddiyeti ve kamu otoritesi yok oldu. 
Ciddiyeti ve elbette tarafsızlığıyla nam kazanmış kurumlarımız iktidar yalakası haline dönüştüler. 
Toplumun pek çok kesiminde kurallar, etik değerler, gelenek ve görenekler bir kenara itildi. Din temelli bir yapılanma, ulus kültüründen uzaklaşıp ümmetçiliğe özenme, modern ve çağdaş toplumlardan uzaklaşarak pislik, kalleş Araplara ilgi duymak adeta moda oldu.
Her yerde takiye, gerçekleri ters yüz etme, net sonuçlara hile sokarak vaziyeti çarpıtmak olağan hale geldi.
Aylık enflasyon verilerinden, işsizlik tablosuna, dış ticaret verilerinden, açılan-kapanan şirket istatistiklerine kadar her yerde yalan, palavra, düzmece, aldatmaca, hilekarlık mevcut. 
Kamu veya özel sektör kuruluşları arasında hiç fark yok. Hepsi düzmece bilgiler, rakamlar, sonuçlar veriyor, çarpık analizler yapıyor.
Araştırmalar, açıklamalar, analizler gerçeği yansıtmıyor. Çok iddialı konuşuyorum tamamı gerçekleri       saptırıyor.
Örneğin, aylık enflasyon yüksek çıkma olasılığı gösterdiğinde, sepete giren maddelerden 3-5 tanesini değiştirince sonuç birden değişiveriyor. TOBB her ay iller bazında açılan ve kapanan şirket  istatistiği yayınlıyor. Buna şahıs firmaları da dahil. Son yıllarda neredeyse her ay kapanan firma sayısı, yeni açılan firma sayısından daha fazlaydı. 
Ekonomi kötüye gittiği için, şirketlerin borcu yükseldiği, özkaynak verimlilik ilişkisi alarm verdiği için, girdi maliyetleri yüksek ama karlılık düşük olduğu için  firmalar topluca kapanıyordu. Bu vahim tabloyu kamuoyuna bu şekilde göstermek mümkün değildi. Uyanıklar düşünüp taşındılar ve pisliği yine halının altına atacak formülü buldular. Ortakları tarafından ticaret sicilinde kapanışı gerçekleşen firmaları dikkate aldılar. Oysa işin gerçeği firma kapatmak, firma açmak kadar masraflı ve bürokratik işlem gerektiriyor. İflas eden veya borçlarını ödeyemez, iş yapamaz hale gelen bir firmanın sahibi ceketini alır, kepengini kapatır, bir daha o semtin yakınından bile geçmez. Kapanan firmaların ezici çoğunluğu aynı eylemdedir. İflas eden bir tüccarın ticaret sicilinde işi ne? Ama işte milleti aldatmak, enayi yerine koymak, Türk iş hayatının son derece sağlıklı adımlarla yürüdüğünü iddia etmek için bu tür Bizans entrikalarına ihtiyaç vardır. Gerçek; Kapanan firma sayısı açılanlardan çok daha fazladır ve iş alemi giderek karanlığa gömülmektedir. TOBB İstatistikleri gerçeği yansıtmaz. Kendi isteğiyle kapanan firma sayısını baz alırsanız elbette Türkiye genelinde açılan firma sayısı daha fazla çıkacağı için, Türkiye’de iş dünyası güllük     gülüstanlık görünecektir. Ama dürüst insan olup kapanan bütün firmaları araştırmaya soktuğunuz zaman Türkiye’de iş hayatının aslında yangın yerine döndüğü ortaya çıkacaktır.
İş bu kadar basittir. 
Devlet otoritesinden özel sektör kurumlarına kadar her yerde yalaka, yalancı, sözde uyanık tipler dizginleri   ellerinde tuttuğundan ve gerçekleri   saptırdığından, şimdilik yalancı dünyada Türkiye oyalanıyor.
Ama nereye kadar?



Bu yazı 12960 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI