Bugun...

Ekrem Hayri Peker
MERALAR ELDEN GİDERKEN
Tarih: 13-12-2017 13:37:00 Güncelleme: 13-12-2017 13:37:00


AKP yerel seçimleri kazanmak için sürekli il belediyelerin hizmet alanlarını genişletti. Önce Büyükşehir sayısını, etki alanlarını ve yetkilerini arttırdı. Büyükşehirleri Antalya ve Balıkesir örneğinde olduğu gibi kaybedince, daha önemlisi ufukta İstanbul ve bilhassa Ankara’yı kaybetme tehlikesi belirince “Bütün şehire” geçildi.

Yüz elli yıllık “İl Meclisi” uygulamasına bu yasayla son verildi. Oysa il genel meclisleri, il parlamentosuydu. Yetkileri daha da arttırılıp, il genel meclisi ve belediye meclisleri seçimlerinde halkın temsilini arttırmak için dar bölgeye geçilmesi gerekirken aksine ortadan kaldırıldı. Halkın özgürce seçtiği sadece muhtarlar kaldı. Onlar da günümüzde devlet memuruna dönüştürüldü.

Siyasi iktidar hiçbir hazırlık yapmadan her yetkiyi “Bütünşehir” başkanına verdi. İlçe belediyelerinin yetkileri kuşa çevrildi. Gerçi özel inşaat izinleriyle, balıkçı barınağı yapma, taş ocağı ve mermer madeni açma yetkilerini bırakmadı.

Bütünşehir yasasıyla büyük bir gasp devlet eliyle yapıldı. Köy tüzel kişiliği kalktı ve her köy mahalle oldu. Köy tüzel kişiliğinin elinde olan tüm araçlar, ekipmanlar, binalar ve araziler belediyelere geçti. Kendi köyümdeki iki katlı muhtarlık binası, konserve evi, üç minibüs, çeşitli alet ve edevat ve köyün büyük merası belediyenin oldu. Oysa bu varlık köylünündü. Köyün bütçesi ile alınmıştı, yapılmıştı. Bir gecede bu servete sahiplerine sorulmadan el konuldu.

Karacabey’in bir köyünde muhtarlığın sığır ırkının ıslahı için aldığı boğaya da el kondu ve satıldı. Bu hukuğa aykırıdır. Mülkiyet gaspıdır.

Daha önce köylerdeki pınarlar su şişeleyen firmalar tarafından çeşitli yollarla kiralanmıştı. Sırada meralar var. Şu an için yollardan uzak, merkezlerden uzak meralarda bugün için problem yok. Ama merkeze ve anayola yakın meralar yağmada, firmalara kiralanmakta. Bu durumda köyden mahalleye dönen yerlerde hayvan besleyenlere tek bir yol kalıyor; elindeki hayvanları satmak.

Hem köyden kente göçü önlemeyi konuşuyoruz. Hem mallarına el koyarak onları fakirleştiriyor. Yetmiyor meralarına da el koyuyoruz.

Günümüzde dini söylemden geçilmiyor. Bende referans vereyim o zaman, peygamber’imiz “Sular ve Meralar ortaktır” demişti.

Nüfusumuz 40 milyon iken hayvan varlığımız 85 milyondu. Nüfusumuz 80 milyon oldu, hayvan varlığımız 40 milyona indi. Besi ve süt hayvancılı için bir sürü teşvik yasası çıkarıldı, milyarlar harcandı, yüz binlerce hayvan ithal edildi. Hemen hemen hepsi kasaplık oldu. Çok büyük firmalar battı. Bunun sebebi hiç sorgulanmadı.

Bugün hayvan varlığımızın artmayıp, yarıya inmesinin sebebi bazı insanların neredeyse “Evliya” dediği Turgut Özal’dır. Bulgaristan’dan peynir, Avusturalya ve Yeni Zelanda’dan kesilmiş hayvan ithaline izin veren Özal, PKK eylemlerini bahane edilerek yaylara çıkışın yasaklanmasına izin verdi. Sonuçta PKK terörü daha da arttı; ülkemizden komşularımıza hayvan kaçırılırken, ülkemize hayvan kaçırıldı.

Bizim ülkemizde hayvancığın yaşaması için dam hayvancılığı değil, Osmanlıdan bu yana gelen yayma yani otlatma hayvancılık yapılırsa beslenme maliyetleri düşer, hayvan varlığı artar. Devletin ve bütünşehir başkanlarının yapacağı şey meralara el koymak değil, çobanların maaş ve sigortasını

ödeyerek köylerde hayvancılığı teşvik etmesidir. Yetmişli yıllarda köyümde ikisi büyükbaş, üçü küçükbaş olmak üzere beş sürü vardı. Akşamları şenlik olurdu. Çoban yokluğundan hepsi bitti



Bu yazı 287 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI