Bugun...

Emre Aygen
BU GÜN BENİM BİR RÜYAM VAR!
Tarih: 01-03-2016 14:19:00 Güncelleme: 01-03-2016 14:19:00


28 Ağustos 1963 günü Michael Luther KİNG, ABD’de yaşayan zencilere yüzyıllarca sürdürülen zulme son vermek için meydanlara çıkıp “Bu gün benim bir rüyam var” demişti. Bu rüya dünyadaki tüm zulüm altında yaşayan tüm insanlara “YETER” demişti. O yıllarda ABD Başkanı “Büyük Ortadoğu Projesi” henüz akıllarına gelmemiş olacak ki, memleketimin Başbakanı da “Ben de Eş Başkanıyım” diyecek en ufak bir düşüncesi bile yoktu. Ne var ki, şimdi sınır boylarında şehit olan askerlerimizin cenaze namazlarını kılıyor, Ankara’da Hava Kuvvetleri Başkanlığının personel taşıyan araçların önünde patlayan bombaların acısını anlatılamayacak hale getirmiş haldeyiz. Bu acı ne zaman bitecek?
ABD’de Michael Luther KİNG’in isyanı bu ülkede nelere mal oldu? Olimpiyatlarda Boks şampiyonu Casius Clay adını değiştirip Muhammed Ali oldu. Meksika Olimpiyatları’nda yüzme dalında altın, gümüş ve bronz madalyaları toplayan ABD’li zenciler törende neden sol kollarını kaldırdılar sizce? Sonunda zenci Obama ABD’de Başkan oldu ama özgürlük sadece   ABD’de kalmaktan başka bir şeye yaramadı.
Kuzey Afrika ülkeleri kana bulandı. Irak işgal edildi. Şimdi Suriye hem ABD, hem Rus, hem AB ülkelerinin silahlarıyla yaşanan dramın sonu hiçte birdenbire sona erecek durumu yok sanki. Rus uçağı düşürüyoruz, ekonomik gelişme rüyamız kendi kendimize zarar veriyor.
Öte yandan Türkiye’deki Gazeteciler teker teker tutuklanıp hapishanelere tıkılıyor. Ardından buna isyan edenler derhal fişleniyor. Allahtan Anayasa Mahkemesi Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül’ün tutukluluk kararını Anayasa’ya aykırı bularak serbest bıraktı.
Şimdi benim bir rüyam var. Türkiye’nin batısından başlayarak doğu Anadolu’ ya kadar bir dünya turu atsak medeni ülkelerin çoğunda Gazetecilerin girişimi sonucu kurulmuş Uluslararası Basın Merkezleri var. 3 sene Fransa, 1 sene İngiltere ve 11 sene de görev yaptığım Belçika’da benzer Uluslararası Basın Merkezleri vardır. Brüksel’de SABAH Gazetesi Belçika Temsilcisi iken bu İPC’nin 5’nci katında ofisim vardı. Geçen sene gittiğim Brüksel’deki yeni İPC’de Türkiye’deki son siyasi seçimler üzerine değerlendirme basın toplantısına katılıp düşüncelerimi anlattım. Ardından eski dostlar bir araya gelmiştik. FİJ Genel Başkanı Fransız dostumla konuşurken Türkiye’deki iktidarın Basın Toplantılarında, Türk Gazetecileri ‘acredité’ ederken çok yanlı davranıldığından şikayet etti. Evet, durum buydu. “Ne yapabiliriz?” dedim.  O da “Siz Türk Gazeteciler kendi ülkenizde İPC’yi kurun, bütçenizi belirleyin, biz de size maddi destek veririz” dedi. Benimle dalga mı geçiyorsun diyecek bir durum olmadığını anladım ve Ankara’ya döndükten sonra hukuken İPC’mizi kurduk. Şimdi temaslar maratonu başladı. Bir andımız var. Artık memleketimizde meslek arkadaşlarımız ve yabancı dostlarımızı “acredité” etme hakkını iktidara ya da siyasi partilerin elinden alarak bu mesleğin yoldaşları olarak biz yapacağız. 
Hodri meydan.



Bu yazı 5194 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI