Bugun...

Emre Aygen
DÜNYADA MASUMLARI YAKAN TERÖR!..
Tarih: 01-02-2016 16:14:00 Güncelleme: 01-02-2016 16:14:00


Tüm dünyaya izlediğimiz terör masumları bir türlü bitmiyor. Cenazeler Türkiye’de olduğu gibi Avrupa, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Arabistan, Asya ve Amerika’da da canlar hayatlarına son verdirtiliyor. Yaşam o anda, o salisede bitiyor, nefes alınmıyor, kalp çarpmıyor, beyin yavaş yavaş sona eriyor. Bir insanın doğmasından başlayan mücadele o anda tamamen sona eriyor. Bu dram memleketimizde de sürüyor. Her gün haberlerin başında cenazeler kalkıyor camilerde. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genel Kurmay Başkanı, Siyasi Parti Liderleri (siyasi bakış açılarına göre farklı noktalarda olsa bile) cenazeler yine Cami’nin musalla taşının ardında hep yer alıyor. PKK ve ona paralel olan faaliyet gösteren terör grupları ve İŞİD, Türkiye’de her gün can alırken haberlerin bir cümlesinde de “teröristler  etkisiz hale getirildi” denilerek mezarlığa yerleştirilenler gün be gün artıyor.
Birleşmiş Milletlerde görüşmeler başlatılırken Hükümet ısrarla PYD’nin bu görüşmelere alınmasına şiddetle karşı çıkıyor. Geçen hafta TBMM’de yapılan Grup Toplantılarını izlerken iktidar yanlısı olsalar bile meslek arkadaşlarımızla öğle yemeği yedik. Onlara Hükümet’in   PYD’ye niye karşı çıktığını sordum. Cevap, Sinan      Çetin’in yönettiği, 5 Mart 1999’da vizyona giren “PROPAGANDA” olduğunu anladım. Rahmetli Kemal Sunal, Metin Akpınar, Meltem Cumbul ve Rafet El Roman’ın başrollerde bulunan filmin müziği de Sezan Aksu’ya ait idi. Arkadaşlığın ve dostluğu sınırı birbirinden alı koyan bir hikaye.
Lozan antlaşması ile kurulacak olan Türkiye Cumhuriyeti’nin güney doğudaki sınırları masaya yatırıldığında antlaşmaya bir türlü sona erdirilemiyordu.  İngiliz Lord Curson, çözümü Belçika’yı o anda temsil eden bir subayın haritayı çizmesini, taraf ülkelerin prensip olarak kabul edilmesinden sonra taraflar geleceğe yönelik bir itirazda bulunmak hakkı      verilerek  “Milletler Cemiyeti”nin gündemine getirilmesi ve üye ülkelerin oy birliği ile talep,  kabul edildiği takdirde ona göre değişiklikler yapma fırsatının verilmesini istedi.  O teklif onaylanabilecek tek çözüm idi.
Sinan Çetin’in “PROPAGANDA” filminde Kemal Sunal ile Metin Akpınar sınırın belirleneceği aynı köyün can arkadaşları idi. Kemal Gümrük Memuru idi ve köylerinin içinden geçecek sınırı belirlemek üzere görevlendirilmişti. Metin ise arazisi olan tarımla uğraşan arkadaşı idi. Sınır çizilince Metin’in evi Suriye’de kalır ve arkadaşlığın acıklı olaylar birbirini izler.
İşte TBMM’deki yemek yediğimiz meslek arkadaşım Türkiye’nin PYD’yi niçin kabul etmediğini şöyle anlattı. “Suriye’nin kuzeyindeki Kürtler ile bizim Kürtler akrabadır. Kız alıp vermişlerdir. Irak’taki Kürtler ise PKK’lıları sevmezler. Akrabalık yoktur. Barzani bir olanak bulsa o anda PKK’lıları o bölgeden kovar. Ondan dolayı Hükümet Cenevre’deki görüşmelerde onları toplantıların içinde görmek istemez. Ondan…” dedi. İşte 1999’da vizyona giren Sinan Çetin’in filmi “PROPAGANDA” 17 sene sonra gündemin başına gedi. Petrol Madenleri için kültür farklılığının hiç birini dikkate almayan Avrupalılar, Paris ile başlayan bombalar. Lozan’daki emellerinin sonuçlarını tahmin bile etmeden gelirlerine gelirler kattılar. Emperyalizmin karşısında Mustafa Kemal Atatürk çıktı. Gandi çıktı. Nasır çıktı. Denktaş çıktı. Bakalım bizim akan kanımız nasıl bitecek…



Bu yazı 5258 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI