Bugun...

Emre Aygen
HUZURU KAYBEDELİ ÇOK OLDU…
Tarih: 02-06-2017 10:22:00 Güncelleme: 02-06-2017 10:22:00


Bu ay Haziran’ı Ramazan ayı içinde geçireceğiz. Huzurlu geçmesini bekliyoruz. Kadir Gecemizi Şeker Bayramı’nı          kutlayacağız. Bu mutlulukları şimdiden bize fısıldayacak heyecan ise bir türlü içimize akmıyor. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik, Spor Bayramımız Hükümetin sürdürdüğü OHAL gereği başta Beşiktaş Belediye Başkanı İstanbul Valisi tarafından Gazetelere ilan vermek ve halkı kışkırtma sebeplerinden dolayı soruşturma açıyor. Kadir Gecesi veya Şeker Bayramımız için Gazetelere ilan veren Belediye Başkanları da soruşturma yapılacak mı sizce.  Teravi OHAL çerçevesinde yasaklanacak mı? Hükümet veya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa ülkelerine söylediği gibi özellikle de AB’ye “Bize çifte standart uyguluyorsunuz” derken bu fikri kendi ülkemizde de uygulanması iktidarın özde bir hedefi olduğundan mı devam edip gidiyor? OHAL’den dolayı Atatürk’ü Anma ve Gençlik Spor Bayramı etkinliklerini yerine getirdiği idea edilen Belediye Başkanları Güvenlik gerekçesi ile soruşturma açılıyor ancak aynı “GÜVENLİK” Teraviye Camiye gelen vatandaşlarımızdan dolayı İmam için de soruşturma da yapılacak mı? Şeker Bayramı’nda Bayram Namazı kılmaya Camilere gidebilecek miyiz? Yoksa hepsi çifte standardın bir ürünü mü? Bu düşünceleri Ankara’daki TBMM CHP Milletvekillerine anlatıyorum. Kanun tasarısı sunmaz mısınız   diyorum. “Çok haklısın demekten bir türlü ileriye yönelik politika üreten Milletvekili yok. Ramazan’da “ Allah’ım senin rızan için oruç tuttum, sana inandım, sana güvendim. Senin rızkınla orucumu açtım. Ey bağışlaması bol Rabbim! Beni, ailemi, milletimi ve insanları koru. Rahmetini, yardımını esirgeme üzerimizde. Bizlere yaşama sevinci ver. Her türlü güçlüğe karşı dayanma gücü ver. Senin her şeye gücün yeter. AMİN” sözleri ile hep orucumuzu yerine getirdik. Mustafa Kemal Atatürk “Bütün dünyanın Müslümanları Allah’ın son Peygamberi Hazreti Muhammed (SAV)’in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak takip etmeli. Tüm Müslümanlar Hazreti Muhammed’i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli. İslamiyet’in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilir” derken insanların kurtuluşundan söz etmektedir. Bu kurtuluş yaşadığımız Kurtuluş Savaşı’mızın da en doğru kanıtıdır. Ne isteniyordu bizlerden? Osmanlı İmparatorluğunu sona erdirmek ve Türkleri Anadolu’dan kovarak geldikleri Asya’ya geri göndermek idi. Bizler Kurtuluş Savaşı’mızı kazandık, topraklarımızda Cumhuriyet kurduk ve tüm dünyaya kendimizi kabul ettirdik. Bu şerefli ülkemiz bu gün nerelere geldik   derseniz, hepimiz çok iyi bilmemize karşı içimizden söylemek gelmiyor bir türlü. Haysiyetimiz var. Şerefimiz var. Acıyı bilmek ise biz Gazetecilerin kalemi ile sayfalara dökülmekten başka çare kalmıyor.
Geçen ay Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD’nin Başkenti Washington’daki Başkanlık makamı olan Beyaz Saray’da ABD Başkanı Trump ile görüştü. Hatırlar mısınız bilmem. Cumhurbaşkanı Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken halka okuduğu bir şiirden dolayı tutuklanmış, mahkum edilmişti. Hapishanedeki mahkumiyeti sona erdikten sonra o yıllardaki ABD Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Beyaz Saraya davet etmiş, sıfatı henüz belirlenmiş olmasa da geleceğin devlet başkanı muamelesi yapılmıştı. Aradan yıllar geçti. ABD Başkanları değişti durdu. Ama Erdoğan Deniz Baykal’ın siyasi ahlaki gereği siyasi parti seçimleri yapılmış olsa bile birkaç Millet    Vekil’lerinin bu sıfattan ayrılmaları sonucu o il için siyasi seçimler yapılmış ve Milletvekili olmuştu. Başbakan ve Cumhurbaşkanı olduğu dönemlerde de Türk-Amerikan ilişkileri çerçevesinde sık sık Beyaz Saray’ı ziyaret etmişti. Ne var ki, bu seferki görüşmelerinden sonra bir ABD Senatörü bir konuşma yaparak Recep Tayyip Erdoğan’ın bir kere daha ABD’ye gelemeyeceğini, ilişkilerin artık eskisi gibi devam   etmeyeceğini söyledi. Türk Basını bu sözleri Gazetelerin sayfalarına, TV ekranlarına, Radyolara, internet haberciliğinde yer almadı. Söz konusu ABD Senatörün sözlerini aktarmak istemiyorum. Ancak ABD’li Politikacı Türk Halkına olan sevgi dolu düşüncelerine karşılık   iktidar ve doğrudan Recep Tayyip Erdoğan için söylediği sözler açısından bu noktaya nasıl gelindiğini çok iyi anlamamız gerekir. ABD’li Senatör aynı sözleri Alman Şansölye Merkel ya da Fransa’nın yeni Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a veya İngiltere Başbakanı Theresa May’e veya Rus Devlet Basşkanı Putin’e söylese çoktan akıl sağlığının yerinde olmadığından dolayı raporlar yazılır, Senatörlüğü sona ererdi. Üzülüyorum. Memleketimin idare edildiği politikalar yüzünden yüzüm kızarıyor. Hani Avrupa’ya “Ey Avrupalılar. Ey Avrupalılar” nidaları Başkent Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip     Erdoğan’ın Avrupa Birliği Komisyon ve Konsey Başkanları ile yaptığı görüşmelerde “Yola Devam”   başlıkları ile iç siyasi midir dış siyasi midir politikalarımızın tutarlılığı hala tartışma götüren bir ruh hali ile sürmekte. Avrupa Birliği üyesi ülkelerin kendi devletlerinin devletler üstü devletin zirve toplantıların başkanı ile devletler üstü devletin hükümet başkanı ile görüşülmüş durumda. Türkiye Cumhuriyeti Avrupa’daki devletler üstü devlete bir üye mi olma mücadelesi içindeyiz yoksa dünya ticaret aleminde çıkarları doğrultusunda çıkar birlikteliği nerden geliyorsa oranın yolunda devam etmeyi seçen bir ülke mi olacağız.
Biz 50’li yaşa gelmişler TRT’de “Uzay Yolu” dizisini seyrederdik. Kaptan Kirk, Mister Spak, Mister Kristin Şapel, Doktor Mc. Coy, Teknikçi Scotty, Mister Sulu, Subay Çekov ve santralci Uhura… Bu kişiler hep farklı memleketlerden gelmiş insanlardı, Ama ne oldu ise devletler birleşmiş devletler üstü devlet kurulmuştu. Spak, Annesi dünyadan babası başka bir gezegenden gelme idi. Kırma idi yani. Kaptan Amerikalı, Doktor İngiliz, teknisyen İrlandalı idi. Çehov ise Rus’tu. Uhura da Afrika’dan. 
Bizim rahmetli Haldun Taner’in kaleme aldığı Astronot Niyazi de NASA’da çalışan bir çaycı idi. Apollo 13 Ay’a fırlatılacağı zaman Amerikalı Astronotlardan bir tanesi kabız olunca bizim Niyazi Apollo 13’e alınarak Ay’a inen ikinci insan Metin Akpınar’ın canlandırdığı bizim Niyazi olmuştur. Ay’a inen Niyazi Neil Armstrong’un ABD Başkanı ile telefonla görüşünce bizim Niyazi de İsmet Paşa ile görüşür.
İşte kahkahalar devletler üstü devlet olmakta bizim alacağımız pozisyon. Bizim meslek arkadaşlar Avrupa Birliğini hiçbir şekilde anlatmazlar. Niye anlatsınlar kardeşim? Anlatsalar millet anlayacak. Halk bunu benimserse bize maaş veren patronlar bizi işten atarlar. O zaman ne yapacağız derdindeler. En azından ikinci dünya savaşından sonra dünyada neler olup bittiğini bir öğrensek o zaman derslerinden bir türlü neden geçmeyen politikacılarımızı         anlarlar. O zaman dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bir değişim olur ki tüm dünya gücünün ne olduğunu o zaman anlar. Hepinize mutlu ramazanlar dilerim.
Sevgi ile kalın efendim.



Bu yazı 16791 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI