Bugun...

Emre Aygen
SEN HEP KALBİMDESİN!
Tarih: 26-06-2017 11:51:00 Güncelleme: 26-06-2017 11:51:00


Birkaç ay önce kaybettiğimiz hem ailemizin hem de tanıyanlarının kalbinde her zaman baki kalacak olan Sacit Somel, Galatasaray Lisesi ve Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun olduktan sonra hayatının en önemli yıllarını Dışişleri Bakanlığında vermiş Büyükelçi ve Başkonsolosluk yapmış bir Diplomat idi. Eşi Frengiz Somel Diplomatik bir ailenin ilk doğan kızı idi. Mutlulukları, ilk oğlu Cem, ardından kızı Gülayşe ve ikinci oğlu Akşin Somel”in hayata gelmesi ile taçlanmış,  Gelinler, Damatlar, Torunlar ve Torunların oğlu Alp”i bile görmüş bir çınar idi. Yaşamı 100 yıla birkaç ayı kalmıştı. Galatasaray”ın büyük ağabeylerindendi. Zaman zaman Cumhuriyet Gazetesinde yazıları yayınlanır, Bağımsız Cumhnuriyet Partisi, Atatürkçü Düşünce Derneğinin kurucularından biriydi. Sacit Beyin bizlere anlattığı fıkraları ise hep zihnimizde. Şimdi sizlere unutamadığımız bir fıkrasını aktaracağım. Bu günlerde yaşadıklarımızı çok yakından ilgilendirecek fıkrası şöyle: İç Anadolunun bir köyünde saf ve cana yakın bir köylü varmış. Her hafta Pazar günü gün bahçesinde kopardığı meyveleri ve sebzelerini dalından koparıp eşeğine yükler kasabadaki pazarda satar ve köyüne dönermiş. Bir seferinde kasabadakilerden biri köylüyü pazarda yakalamış eşeğinin suratına bakıp “Senin ne güzel eşeğin var bakayım. Gözlerine hiç baktım mı?” diye sormuş. Köylü adama dönüp  “Eşek eşektir. Gözleri güzeldir ama başka nesi var?” diye cevap verince uyanık kasabalı “Olur mu öyle şey. Gel senin eşeğini mektebe götürelim okusun adam olsun. İstemez misin?” deyince bir den bire içinde küçük bir mutluluk yaşayan köylü kabul etmiş çe eşeğini kasabalıya teslim etmiş. Uyanık kasabalı köylüden okul parası, defter, kalem derken köylüden biraz da parasını alıp ortadan kaybolmuş. Bizim saf köylü senede bir kasabaya gidip eşeğinin durumunu görmeye gidermiş. Kasabalı da “Bu sene de sınıfını geçti. Pekiyi aldı. Bu sene de şu kadar para lazım” deyip bizim köylüden yine paralarını tokatlamaya devam edermiş. Bir seferinde köylü çok kızmış, “Her sene okul parası veriyorum. Eşeğimi bir türlü göremiyorum. Yoksa beni kandırıyorlar mı?” deyip beklenmediği bir seferinde Kasabaya gelip eşeğini teslim ettiği adamı bulmuş. “Benim eşeğim nerde? Yüzünü görmezsem sana verdiğim paraları alıveririm. Külahları değiştiririz ha” diye kükremiş. Uyanık kasabalı “Aman heyecanlanma. Bir soluk al. Senin eşek öyle güzel okudu ki, bütün mektepleri bitirdi. Pekiyi aldı. Şimdi Çorum”a Kadı oldu. Sana haber veremedik. Ellerinden öptü. En yakın zamanda senin de yanında olacak” deyince saf köylü eşeğinin Kadı olmasından pek mutlu olmuş. Göz yaşlarını tutamamış. Kasabalı köylünün bu halini görünce ona bir kazık daha atmak için “Canım o kadar da üzülme. Çorum yakın sayılır. Bahar geldiğinde git, yüzünü görürsün. İçin rahatlar” diye saf köylüyü bir kere daha kandırmış. Günler geçmiş, bahar gelmiş. Bizim köylü Çorum”a varmış. “Kadıyı göreceğim” demiş. Biraz beklemiş sonra Kadının makamına varmış. Kadı “Buyur Efendi. Ne istersin benden?” diye sorunca köylerin gözleri dolmuş. Kadıya “Ah eşek oğlum. Bak seni mekteplerde okuttum. Adam oldun. Kadı olmuşsun. iftihar ettim. Maaşallah” deyince Kadı”nın kafası kızmış “Sen beni eşek yerine mi koydun kafir. Vurun bu herifi!” diyerek mekanından kovmuş. Zavallı köylüyü dinleyen Hapishanedekiler onun durumunu anlamışlar, hep kandırıldığını anlamışlar. Kadıya gidip durumu bir bir anlatmışlar. Kadı üzülmüş “Şu adamı salın, parasını ben vereyim. Bir de eşek alın, verin gitsin” diye ferman çermiş. Yerine getirmişler, eşeğini vermişler lakin köylü “izin verin, Kadıya varayım. Bir de Allaha ısmarladık diyeyim” deyince isteğini yerine getirmişler. Kadı “Bir yanlışlık olmuş bir kere. Artık köyüne dön. Bir de sana eşek aldım. Beğendin mi?” diye sormuş. Köylü “Sağ olasın. Bana bir de eşek aldın. Velakin, senin kalbin hep bende.  Sen benim ilk eşeğimsin” deyip memleketine döner. Kıssadan hisse. Eşek demeyin. Kimi okur Kadı olur kimi okumaz eşek oğlu eşek olarak doğar eşek oğlu eşek olarak yaşar.
 
                                        ADALETİN BU MU DÜNYA!
 
Sevda Bağcan, Ali Ercan”ın sözlerini tüm dünyaya sunduğu yıllarda “Adaletin bu mu dünya. Ne yar verdin ne mal dünya. Kötülerinsin sen dünya. iyileri öldüren dünya” neler demişti! Kötülerin egemen olduğu, iyilerinde gün be gün  öldürülen bir dünyadan bahsediyordu. Adalet yargılanıyor bu günlerde, hem de kendi memleketimde. Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara”nın Güven Parkından başladı yürümeye. Hem de tek başına . Adalet istiyorum dedi Türkiye”yi idare edenlere. Önce Cumhurbaşkanı, ardından Başbakan, Bakanlar bu yürüyüşün bir işe yaramadığını hatta Anayasa”nın bazı maddelerine göre suç işlendiğini söylediler. Polis sizi yakalayıp içeriye atarsa bizden bilmeyin dediler. Dediler demesine ama Türkiye”de ilk defa bir siyasi parti başkanı ADALET için yürüyorum dedi  ve sürdürdü. “Bir kıvılcımdüşer önce, büyür yavaş yavaş. Bir bakarsın volkan olmuş yanmışsın arkadaş. Dolduramaz boşluğunu ne ana ne gardaş. Bu en güzel bu en sıcak duygudur ARKADAŞ!” sözlerini zihnimize kazıyan Melike Demirağ, Genco Erkal, Emre Kongar, Yılmaz Büyükerşen Kılıçdaroğlu ile yürüyor ise artık geriye dönülecek noktalarını çoktan yaktı bitirdi bile. Referandumda alınan %49 çoktan %59”a, %69”lara dayandı. Partiler üstü bir heyecan Istanbul”a koşuyor. Artık önlenemez. “Atı alan Usküdar”ı geçti” diyen Köroğlu”nu anımsatarak söyleyen Cumhurbaşkanının sözleri artık eskisi gibi değil. Bakın bakalım Usküdar”ı geçen Kılıçdaroğlu olursa ne denilir bilmem.
 
 
Iç politikada ise çalkantılar devam ediyor. Meral Akşener yeni bir siyasi parti ile yola devam edecek. HDP Milletvekillerini sıra ile Meclisten atılmakta, tutuklu olanların artışı devam ediyor. Sarp Kuray CHP”ne üye olarak Meclise hazırlanıyor. Eski Refah Partisi ve AKP kurucuları başkanlık sistemine isyan ettikleri düşünceleri bu günlerde gündeme geliyor. Abdullah Gül ve Bülent Arınç beklemede. Hala sessiz kalmakta olan “Yetmez ama Evet”çiler. Feto mağdurları, Nazlı Ilıcak, Ahmet ve dostum arkadaşım Mehmet Altan müebbet ile yargılanmakta. Enis Berberoğlu mahkum.  Can Dündar Almanya”da… Geçenlerde Kolej mezunlarının 40”ncı yıl dönümünde akşam yemekte buluştuk. Sınıf arkadaşım Dilek Türker, yani Dilek Dündar ile aynı masada dertlendik, hasret giderdik. Kocasını görmeye Pasaport verilmiyor, oğluna ulaşamıyor. Dilek sorgulanmıyor, dava açılmıyor ama pasaportuna engelleniyor.  Yalan dünya bu. Kötülerinsin sen dünya. Iyileri öldüren dünya. Içine eden dünya. Yalan dünya.



Bu yazı 440 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI