Bugun...

GÜL ÇATALOĞLU
GİRNE (Kerýneia)
Tarih: 31-08-2016 10:47:00 Güncelleme: 31-08-2016 10:47:00


Bu ay sizlere Girne’yi anlatacağım. Biliyorsunuz geçen ay LEFKOŞA’yı anlatım sizlere. Lefkoşa için ne dedik kozmopolit denizi olmayan yani başkent Ankara demiştik. Girne ise bunun tam tersi İstanbul gibi. Girne’nin güzeliği anlatmakla bitmez. Limanı, kalesi yapılan deniz turları bir başka güzeldir. Girne her yaş kesimine hitap ediyor.  
Tek kelimeyle güzel Girne anlatılmaz yaşanır. Tüm EKONOMİK DURUM okurlarının BAYRAMINI KUTLARIM....

-----------------

Girne kasabasının tarihi M.Ö. 10. Yüzyıla dayanır. Ege bölgesinden gelen küçük toplulukların ilk yerleşim merkezi olan Girne, Kıbrıs’ın eski çağlardaki 10 Kırallığından birinin merkezi olarak Kıbrıs’a hakim olan çeşitli medeniyetlerin izlerini taşıyan tarihi bir kenttir. Bİzanslılar tarafından savunmaya müsait bir şekile getirilen Girne’nin eski liman bölgesi , Kale ve çevresini yeniden inşa eden Lüzinyanlar ve Venedikliler tarafından geliştirilmiştir. Osmanlılar döneminde önemsiz bir liman olarak kalan Girne, İngilizler tarafından bir liman ve sayfiye kasabası olarak yenİden düzenlenmİştİr. Gİrne kasabası İngiliz İmparatorluğu döneminde Sömürgeler arasında seyahat eden asker ve ailelerinin, güzel ve romantik atmosferi nedeniyle, durak ve tatil yeri olmuştur. Bugün de ayni karakteri taşıyan Girne kasabası, dinlendirici bir tatil için Akdenizin en ideal ve ender yerlerinden biridir. Eski yapıların muhafaza edildiği at nalı şeklindeki limanını çevreleyen Restorant, Bar ve Küçük Hoteller turistlere eşsiz bir atmosfer içinde hizmet eder. Tarihi yerler bakımından da Girne Bölgesi ziyaretçilerine iyi bİr seçim vaadeder. Tarihi Liman, Girne Kalesi, Batık Gemi Müzesi, St.        Hilarion Kalesi, Balabayıs Manastırı ve Folklör Müzesi görülmeğe değer    tarihi yerlerden bazılarıdır.

GİRNE’NİN ADI 
(KYRENIA)
Adanın en güzel tatil yeri olan Girne, bir söylentiye göre İ.Ö. X. Yüzyıda Peloponez’den gelen Aka’lar tarafından kurulmuştur. Kurucuları kente anavatanlarındaki bir dağın adı olan Kyrenia demişlerdir. Diğer bir söylentiye göre ise İ.Ö. IX. Yüzyıl ortalarında kıyı boyu ticaret kolonşleri kuran Fenike’liler ilk yerleşen topumdur. Roma kaynaklarında kentin adı Corineum olarak geçmektedir. Seyyah Oldenburg 1211’de Kıbrıs’ı ziyaret ettiğinde Kral I. Hugh zamanında Schernae (Kyrenia) için, ‘içerisinde sur duvarları ve burçları olan küçük yalı kasabası’ demiştir. Bu alıntılarda şirin anlamındaki ismin bugüne kadar uğradığı değişimler sonucu Girne olduğu varsayılabilir.
COĞRAFİ KONUM
Akdeniz’in üçüncü büyük ülkesi olan Kıbrıs’ın kuzeyinde yer alan Girne şehrinin yüzölçümü 50 kilometre karedir. Girne’nin güneyinde bulunan Girne Sıradağları batıda Kayalar köyü yakınlarında kıyıdan başlayarak, doğuda Yedikonuk köyüne kadar uzanır. Kayalar dağı, Lapta dağı, Beşparmak dağları ve Kantara dağlarından oluşmaktadır. Aynı zamanda batıdan doğuya sahil ile adanın iç taraflarını birbirine bağlayan üç önemli geçit ise sırası ile Geçitköy Boğazı, Girne Boğazı ve Mersinlik ‘ Tatlısu Boğazlarıdır. En yüksek nokta 1023 metrede Servili Tepe’dir. Bu dağların arasında yer-yer oluşan düzlükler Karpaz Yarımadasına kadar görülmektedir. Girnesıradağlarının kuzey etekleri Halep çamlarıyla doludur. Verimli bir toprak şeridi olan Girne’de narenciye, zeytin ve harup yetişir. Sahil şeridi firuze suları ile denizin tadını çıkarmak isteyenler için inanılmaz güzelliktedir.
İKLİM
Girne şehrine tipik Akdeniz iklimi hakimdir. Yazları uzun ve kurak, kışları ise kısa ve yağışlıdır. Yağışlar çoğunlukla yağmur şeklinde olmakta, nadiren Girne sıradağlarına kısa sürede eriyen kar düşmektedir. En soğuk Ocak ayı ortalaması 9 derece, en sıcak Temmuz ayı ortalaması 40 dercedir. Deniz kıyıları yazn serin olmakla beraber, nemli olduğundan iç kesimlere göre daha sıcaktır. Deniz suyu sıcaklığı ortalama 21.5 derece, nem ortalaması ise %68.8’dir.
TARİHİ MEKANLAR
Son yıllarda kentin nüfusu hızla artmaktadır. Kentin güneyinde Beşparmak Dağları, kuzeyinde ise Akdeniz vardır.Girne'de Girne Amerikan Üniversitesi 7000'den fazla öğrencisi ile hizmet vermektedir.Girne merkezine 2 km uzaklıkta Bellapais köyü bulunmaktadır. Burada Bellapais manastırı görülebilecek yerler arasındadır.Kent hızla büyümektedir. Bu, kentteki karmaşadan ve inşaat patlamasından anlaşılmaktadır. 30 Nisan 2006 yılındaki nüfus ve konut sayımına göre şehrin nüfusu 61.192'dir. Kent, 1996'daki sayıma oranla %58 büyümüştür. Girne'ye bağlı diğer bölgeler Bellapais, Karaoğlanoğlu, Çatalköy, Alsancak, Lapta, Karşıyaka, Çamlıbel ve Kayalar görülebilecek yerler arasındadır. Plaj olarak Escape Beach Club,Acapulco Beach Club en çok tercih edilenler arasındadır. Şehir boyunca Avrupanın en büyük casinolarına Girne’de rastlamak mümkün.Girne kentine ait liman adanın en gözde limanıdır, Liman boyunca bar ve restaurantlara rastlamak mümkündür; aynı zamanda Girne kalesi görülmeye değer başka bir tarihi güzellik. Adaya havayolu dışında Girneye düzenlenen tarifeli deniz yolu seferleri ile de gidebilirsiniz.Girne-Anamur 2 saat, Girne-Alanya ise 3.5 saat sürmektedir. Girne ile Türkiye arası yaklaşık 70 km olmakla beraber kış aylarında ve sisin az olduğu dönemlerde Girne'den Toros Dağları, Toroslardan Girne'yi görmek mümkündür.
BELLAPAİS MANASTIRI
Girne manzarasına hakim bir tepe üzerinde Lawrence Durrell’in meşhur Beylerbeyi Köyü’nde bir Latin Manastırı. Mimari özellikleriyle ve çevresiyle görmeye değer. Bellapais: Girne’nin 6 Km Doğusunda bulunan bu huzur verici köy Kıbrıs’ın en güzel yerlerinden biridir. Bu köyde bulunan eşsiz Gotik eser olan Bellapais Manastırı hala daha Luzinyanlar dönemindeki ihtişamını korumaktadır.
HALK SANATLARI MÜZESİ
Girne şehir içinde küçük bir müze. Eski bir liman evinin içerisinde yerel halk sanatı örnekleri görebilirsiniz.
ARHANGELOS İKON MÜZESİ
Eski bir Rum klisesi içerisinde çeşitli yerlerden toplanmış ikon örnekleri görebilirsiniz. Hristyanlık tarihi ile ilgili zengin bir ikon arşivi. Açık Güzel Sanatlar Müzesi Adından anlaşılabileceği gibi, bir güzel sanatlar müzesi.
AĞA CAFER PAŞA CAMİİ
Kalenin yanında, limandan kent merkezine çıkan rampalı ve taş döşemeli bir sokak üzerinde bulunan Ağa Cafer Paşa Camii Girne'de yer alan eski bir camidir. Kıbrıs Valisi Ağa Cafer Paşa tarafından 1589 yılında yaptırılmıştır.
Tek şerefesi bulunan tek minareli kesme taştan yapılmış cami dikdörtgen planlıdır. Caminin kuzey duvarında bulunan ahşap kafes camiye değişik bir görünüm katmaktadır.
Caminin güneydoğusunda bir çeşme yer almaktadır. Hasan Kavizade Hüseyin Efendi Çeşmesi'nin kuzey bölümünde kabartma sanatı ile yapılmış üç kemer yer alır. Ortadaki kemerde ters ay, rozet ve dal motifleri bulunan 1257 tarihli (Miladi 1841) bir mermer yazıt bulunmaktadır.
St. Hilarion Kalesi
Girne'deki kalelerin duvarlarında, geçip giden tarihi hissetmemek mümkün değildir. Beşparmak Dağları'nın kuzey eteklerinde inşaa edilmiş St. Hilarion Kalesi'nin burçlarından Girne'nin müthiş manzaralarını kuşbakışı seyredebilirsiniz.
Girne'ye 10 km uzaklıkta olan St. Hilarion Kalesi'ne çıkan yol düzgün ve güvenilir olmamakla birlikte 700 mt yükseklikte bulunan 480 basamak tırmanılarak kaleye ulaşıldığında insanı büyüleyen bir mutluluk verir. Kalenin batısında Karaman ve Lapta köyleri, ufukta Korcamit Burnu bulunmaktadır. Bir harita gibi çizilmiş zeytin ağaçlarından sınırları olan tarlalar, dağların yamaçlarından Akdeniz'in mavi sularına kadar uzanan alanda gözümüze ilk çarpan muhteşem görüntüler arasındadır. Yazın alçak kesimlerde görülen kuru sıcak hava, St. Hilarion'a doğru çıkıldığında yerini serin bir rüzgara bırakır. Gelecek ay sizlere Kıbrıs’ı 
tanıtmayı sürdüreceğim...

-------------

Ortaçağ’dan günümüze kalan eser: Girne Kalesi

Girne Kalesi, Kıbrıs'taki en muhteşem yapılardan biri olup Girne'nin sembolü olmuştur. Bazı araştırmalar kalenin yapılış tarihinin Helenistik Roma çağlarına dayandığını gösterse de kesin bir bilgi bulunamamıştır.
Kaynaklarda ilk kez, 1191 senesinde Üçüncü Haçlı Seferi sırasında İngiltere Kralı Arslan Yürekli Richard’ın Kıbrıs Kralı İsak Kommen’i yenilgiye uğratıp Kıbrıs'ı alması ile Girne Kalesi'nden söz edilmektedir.
Girne Kalesinde birçok değişiklik yapılmış ve bugünkü haline birçok evrelerden geçerek ulaşmıştır. İlk inşa edildiği dönemden çok az kalıntı olmasına rağmen kale içi ve çevresinde yapılan incelemeler neticesinde ilk yapılış tarihinin 7 yy.'da olduğu ve Bizanslılar tarafından Arap saldırılarına karşı kenti korumak üzere yapıldığı varsayılmaktadır.
Arslan Yürekli Richard Kıbrıs'ı Templar Şövalyeleri’ne, ardından da Fransız Guy de Lusignan’a (Luzinyan) satmış ve 1489'a kadar ada Luzinyanlar'da kalmıştır.
1208-1211 yılları aralığında Kral John Dibelin tarafından kaleye yeni giriş kapısı, kare planlı ve at nalı kuleler, zindanlar, muhafız odaları ve ok mazgalları ilave olarak yapılmıştır. Kale savaş dönemlerinde savunma için, barış dönemlerinde de dinlenme amaçlı kullanılmıştır. 14. yüzyılda kale Venedikliler'in saldırıları neticesinde hasar görmüş, 1491’de Kıbrıs'ın Venedikliler'e geçmesinin ardından yapılan değişikliklerle bugünkü şeklini almıştır. Venedikliler Osmanlı saldırılarına karşı kaleyi güçlü tutabilecek, savunma planlarına uygun şekilde ilave kuleler ve tahkimat duvarları inşa etmişlerdir. Buna rağmen, 1570'de Lefkoşa'daki Osmanlılar'ın zafer kazanması ile direnmeden kale Osmanlılar'a teslim edilmiş, böylelikle savaş sonucu zarar görmemiş ve üç asır boyunca Osmanlılar'ın elinde kalmıştır.
Kale İngiliz Sömürgesi döneminde, 1878-1960 yılları arasında polis okulu ve hapishane olarak kullanılmıştır.
Kalenin güneyinde ve batısında içi su dolu olarak kullanılan derin bir hendek bulunmakta, giriş kuzeybatıdan bir köprü ile sağlanmakta, kuzeyinde ve doğusunda da deniz bulunmaktadır. Girne Kalesi bir iç kale olup, şehrin korunmasında tam olarak etkin bir role sahip değildir. Girne'yi çeviren surlardan üç kule günümüze kadar gelmiştir. En iyi korunan The Round Tower'dır ve Ziya Rızkı Caddesi'nde bulunmaktadır. İkinci kule Bandabuliya'da limana doğru inerken sokak üstünde, diğeride Girne Marinası'nın güneybatısında bulunmaktadır.
1100'lü yıllarda yapıldığı tahmin edilen St. George Kilisesi Bizans yapısı olup, Girne Kalesi'nin kuzey batı bölümünde yer almaktadır. 1570 yılında şehit düşen Osmanlı Amirali Sadık Paşa'nın lahiti kale girişinde, Lüzinyan'ın üç aslanlı amblemi de kalenin iç kapısının tonozunda bulunmaktadır.



Bu yazı 7293 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI