Bugun...

GÜL ÇATALOĞLU
ÖRNEK EĞİTİMCİ MURAD AKTUG
Tarih: 02-02-2017 11:02:00 Güncelleme: 02-02-2017 11:05:00


Sevgili Ekonomik Durum okuyucuları, öncelikle herkesin sevgilisi olsun olmasın SEVGİLİLER GÜNÜNÜ        KUTLARIM.  Bu ay bildiğiniz gibi daha önce tanıtığım  ATATÜRK ÖĞRETMENLER AKADEMİSİ mezunu MURAD AKTUG hocayı anlatacağım.  Hocamız çok kalender, burcu gibi adaletli, örencilerini seven iyi bir  aile babası. MURAD HOCAMI TANIMAK GEREK...

-----------------------------------------------------------

KKTC’de geçen yıl Milli Eğitim Bakanlığı’nda, halen İçişleri Bakanlığı’nda danışman olarak görev yapan Murad Aktug’un eğitim hakkındaki görüşlerini aldık. Aktug, ilk olarak eğitimin tarifini ve önemini aktardı bize: “Eğitim: Toplum yaşayışında yer edinmek için edinilen bilgi, beceri ve anlayışlara denir. Eğitim geniş anlamda, bireylerin toplumun standartlarını, inançlarını ve yaşama yollarını kazanmasında etkili olan tüm sosyal süreçlerdir. Kısaca “istenilen davranışı geliştirme süreci” olarak da anlatılabilir. 
EĞİMİN ÖNEMİ
Eğitim derken bir insana istenilen özellikleri kazandırmaktan çok kültür edinme sürecini kast ederiz. Diğer insanlarca oluşturulan bilgi yığınını kendimize katmak isteriz. Bu kültürlenme sürecine eğitim adını veririz. İnsanlığı insana katmak olarak düşünebiliriz. İnsan olmanın en önemli taraflarından biridir.  Kendimizi eğitmeden insanlığa katkı yapamazdık, eğiterek ve eğitilerek çok sayıdaki insanı kendimize kattık. Bunu çok eskiden, insanlık tarihinin başlangıcından beri yaptık. 
Eğitim o kadar önemliydi ki, biyolojik gelişimimizi etkiledi. İnsanoğlu doğadaki diğer canlıların aksine, 15- 16 yıl özerk birey olamamaktadır. Bir at birkaç gün içinde koşmakta, bir kuş birkaç haftada uçmaktadır. Ancak insan 3 yılda yürümekte, 10 yıla kadar kendini besleyememekte, 15 yaşına kadar hayatını kazanamamakta. Bunun sebebi bilim insanlarına göre eğitimdir. İnsan yavrusu çok yavaş büyüyerek çevresine uyum sağlamak, gerekli özellikleri edinmek amacındadır. Tabi öğretim aşamasını da unutmamak gerekir. Öğrenecek kişi küçük ve istekli olmalıdır ki eğitilebilsin. Eşit koşullarda, fiziki olarak güçlü bireyleri eğitmek zordur, bu yüzden de eğitilecek insan güçsüz, talepkar olmalıdır.”
ATATÜRK VE EĞİTİM
Eğitimcilik hayatında Mustafa Kemal Atatürk’ün eğitim alanındaki görüşlerini ilke edinen Murad Aktug bu konuda şunları söyledi.
“Atatürk, büyük bir asker, büyük bir devlet adamı ve diplomat olduğu kadar, eğitim alanında da milletimizin çağ değiştirmesini, atılım yapmasını sağlayan büyük bir önderdir.
Atatürk'e göre, "en önemli, en esaslı nokta eğitim meselesidir".
Çünkü, "eğitim bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüce bir toplum halinde yaşatır, ya da bir milleti esarete ve sefalete terk eder.
Toplumumuzu hakikat hedefine, mutluluk hedefine ulaştırmak için iki orduya ihtiyaç vardır: Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu,
öteki milletin geleceğini yoğuran irfan ordusu...
Özetle, Atatürk'e göre, kaynaşmış bir millet haline gelmenin, çağdaşlaşmanın, kalkınmanın, hür ve demokratik bir toplum olabilmenin en etkili aracı eğitimdi.”

ATATÜRK NE DİYOR?
Atatürk Söylev ve demeçlerinde eğitim hakkındaki görüşlerini unutmamak gerekir. O, bugünleri görmüştü. 
İşte o sözlerden bazıları: 
- “Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri öğrenimin sınırı ne olursa olsun, ilk önce ve her şeyden önce Türkiye’nin bağımsızlığına, kendi benliğine milli geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek gereği öğretilmelidir. Dünyada, uluslararası duruma göre böyle bir mücadelenin gerektirdiği manevi unsurlara sahip olmayan kişiler ve bu nitelikte kişilerden oluşan toplumlara hayat ve bağımsızlık yoktur.”
— Eğitimdir ki, bir milleti hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum halinde yaşatır veya bir milleti kölelik ve yoksulluğa terk eder. Eğitim kelimesi yalnız olarak kullanıldığı zaman herkes kendince istediği bir anlama geçer. Ayrıntılarına girişilirse eğitimin hedefleri, amaçlan çeşitlenir. Meselâ dinî eğitim, millî eğitim, uluslararası eğitim… Bütün bu eğitimlerin hedef ve gayeleri başka başkadır.
Ben burada yalnız yeni Türk Cumhuriyeti’nin yeni nesle vereceği eğitimin, millî eğitim olduğunu kesinlikle ifade ettikten sonra diğerleri üzerinde durmayacağım. Yalnız işaret etmek istediğim mânayı kısa bir misal ile izah edeceğim: Yeryüzünde üç yüz milyonu geçen İslâm vardır. Bunlar ana, baba, hoca eğitimiyle, terbiye ve ahlâk almaktadırlar. Fakat acınarak söylüyorum, gerçek hâdise şudur ki, bütün bu milyonlarca insan kütleleri şunun veya bunun esaret ve horgörü zincirleri altındadır.
Aldıkları manevî eğilim ve ahlâk, onlara bu esaret zincirlerini kırabilecek insanlık meziyetini verememiştir, veremiyor. Çünkü eğitimlerinin hedefi millî değildir. Millî eğitimin ne demek olduğunu bilmekte artık hiçbir şekilde karışıklık kalmamalıdır. Bir de millî eğitim esas olduktan sonra onun dilini, usulünü, araçlarını da millî yapmak zorunluluğu tartışmadan uzaktır. Millî eğitim ile geliştirmek ve yükseltmek istenilen genç dimağları, bir taraftan da paslandırıcı, uyuşturucu, hayalî fazlalıklarla doldurmaktan dikkatle kaçınmak lâzımdır.
— Pratik ve kapsamlı bir eğitim ve öğretim için, vatan sınırlarının önemli merkezlerinde modern kütüphaneler, nebatat ve hayvanat bahçeleri, konservatuarlar, sanat okulları, müzeler ve güzel sanatlarla ilgili sergiler kurulması lâzım olduğu gibi, bilhassa şimdiki idarî teşkilâta nispetle kaza merkezlerine kadar bütün memleketin matbaalarla donatılması gerekmektedir. Bütün bu güzel şeylerin bir an içinde oluşturulması imkânsız olmakla beraber, mümkün olduğu kadar az zaman içinde bu sonuçların elde edilmesi önemle temenniye değerdir. 
— Türkiye’nin eğitim ve öğretim siyasetini her derecesinde tam bir açıklık ve hiçbir tereddüde yer vermeyen kesinlikle ifade etmek ve uygulamak lâzımdır. Bu siyaset her  manasıyla millî bir nitelikte gösterilebilir.
— Okullarda öğretim vazifesinin  güvenilebilir ellere teslimini, memleket evladının, o vazifeyi kendine  hem bir meslek, hem bir ideal sayacak  üstün ve saygıdeğer öğretmenler tarafından yetiştirilmesini  sağlamak  için öğretmenlik, diğer  serbest ve yüksek meslekler gibi,  aşama aşama ilerlemeye ve her halde refah sağlamaya uygun  bir   meslek haline getirilmelidir. Dünyanın her tarafında öğretmenler insan toplumunun en fedakar ve saygı değer unsurlarıdır.
— Millete gideceği yolu gösterirken dünyanın her türlü iliminden, keşiflerinden, gelişmelerinden yararlanalım, ama unutmayalım ki, asıl temeli kendi içimizden çıkarmak zorundayız.
— Milletleri kurtaranlar yalnız  ve  ancak  öğretmenlerdir. Öğretmenden,  eğiticiden  yoksun  bir  millet henüz millet adını  almak    kabiliyetini  kazanmamıştır. Ona  basit  bir kitle denir, millet denemez. Bir  kitle  millet  olabilmek için mutlaka  eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır.
— Siz genç arkadaşlar, yorulmadan beni takip etmeye söz vermişsiniz. İşte ben özellikle bu sözden çok duygulandım. Yorulmadan beni takip edeceğinizi söylüyorsunuz. Fakat arkadaşlar yorulmadan ne demek ? Yorulmamak olur mu ? Elbette yorulacaksınız. Benim sizden istediğim şey yorulmamak değil, yorulduğunuz dakikada da dinlenmeden beni takip etmektir.
Yorgunluk her insan, her canlı için doğal bir durumdur. Fakat insanda yorgunluğu yenebilecek manevi bir kuvvet vardır ki, işte bu kuvvet yorulanları dinlendirmeden yürütür. 
Sizler, yani, yeni Türkiye’nin genç evlatları, yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeğe karar verenler asla ve asla yorulmazlar. 
Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.

-------------

MURAD AKTUG KİMDİR?

Lapta İlkokulu ve Lapta Yavuzlar Lisesi’ni takiben 1989 – 1993 yılları arasında Türk Öğretmen Kolejin’de eğitimi tamamlayarak “ilkokul öğretmeni” olarak mezun oldu. 
1993 – 1995 arası askerlik görevini müteakip 1995 yılında İlkokul öğretmeni olarak atandı. 
 Çamlıbel Aysun İlkokulu, Karşıyaka Merkez İlkokulu ve Lapta İlkokullarında 1995 – 2011 yılları arasında ilkokul öğretmeni olarak görev yaptı. 
Bu arada 2003 – 2005 yılları arasında Yakın Doğu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Atatürk Eğitim Enstitüsü’nde Eğitim Yönetimi, Denetimi alanlarında yüksek lisansımı tamamlayarak “Eğitim Uzmanı” oldu. 
2011 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Denetleme, Değerlendirme ve Yönlendirme Kurulu Başkanlığı görevine atandı.
 2011 – 2014 arası Kurul Başkanı olarak görev yaptı. 
2015 yılında Milli Eğitim Bakanlığı danışmanı olarak görev aldı.
 2016 yılından beridir de İçişleri Bakanlığı danışmanı olarak görev yapıyor.  Evli ve iki çocuk babası. İngilizce biliyor...



Bu yazı 7255 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI