Bugun...

İSMAİL YANMAZ
BİR DEVLET BATIYOR
Tarih: 01-11-2016 11:20:00 Güncelleme: 01-11-2016 11:20:00


Türkiye’de sokağa çıkıp sorsanız, halk yüzde yüze yakın bir oranda “Türkler’in tarihte 16 devlet kurmasını övünç meselesi” olarak görür. (KKTC hariç) Her  seferinde büyük devlet olunduğuyla gurur duyulur. 
Ancak bunca devlet kurmaya neden ihtiyaç duyulduğu, neden sürekli yıkıldığı, neden bunca devletin yaşatılamadığı sorgulanmaz. 
Bu kadar devlet kurmuş olmak, aynı zamanda yıkılmış olduğu anlamına geldiği için başarı mıdır, yoksa başarısızlık mı? Türklerin devletlerine bakışı nasıldır, ortak değerleri var mıdır?  
Sorulara bakarak tarih anlatacağımı        sanmayın. Bugünü anlatmaya çalışacağım. 
AKP iktidar olduğu 2002 yılından bu yana, devletin temel yapılarında değişiklikler    yapmaya çalışıyor. Devletin temel kurumları olan ordudan yargıya, eğitimden güvenlik birimlerine kadar hemen her alanda kendi anlayışına uyacak biçimde değişime gidiyor. Bazen sessiz sedasız, bazen büyük gürültüler kopararak önemli değişiklikleri gerçekleştirdi de.
2005 yılında Avrupa Birliği (AB) ile          müzakereler başlamadan önce, AB uyum yasalarında  hızlı bir değişiklik yaparak AB’yi bile şaşırttı. Bunların en belli başlıları,       ordunun ve yargının yapısını değiştirecek olan yasalardı. “Yasaları demokratikleştirme ve ordunun vesayetini kaldırma” söylemiyle yapıldığı için, medyadaki sözcülerinin de pazarlamasıyla! “çok demokrat bir parti” olarak da görüldü.
Yasal değişiklikler yapıldıktan sonra engel gördüğü her değişikliği yavaş yavaş       yaptılar. 2010 yılındaki referandum da yapılanların anayasal bir zemine oturtulması amacını taşıyordu. Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesinden, daha önce Başbakan’a bağlı olan Genel Kurmay Başkanı’nın, Milli Savunma Bakanı’na bağlanmasına, devlet kadrolarına belirli bir kesimin yerleştirilmesinden, okulların  umursamaz bir tavırla zorla İmam Hatipleştirilmesine kadar çok sayıda değişiklik yapılması hep bu dönemde oldu. 
Neler oldu?
Türkiye Cumhuriyeti’nin 90 yıllık politikalarını reddeden, laik ve demokratik yapısından   rahatsız olan AKP, kendine göre politikalar uygulamaya başladı. Ancak uzun yılların süzgecinden geçerek oluşan politikaların yerine, AKP uygulamalarının yanlışlığı tüm Ortadoğu’da ortaya çıktı. İşte o yüzden neredeyse bütün Arap dünyası ile düşman haline geldik. AB ve ABD ile sürekli sürtüşme durumundayız ve her konuda ters düşüyoruz. Çoğu komşumuzla büyük sorunlar yaşar duruma geldik. O da yetmedi, iki ülkede birden savaş halindeyiz. 
İç politikamıza baktığımızda, laik demokratik cumhuriyetin temel kurumları sarsılmış ve  değişim, dönüşüm sürecine girmiş. Hukuk sisteminden, eğitim sistemine kadar bir çok alan değiştirildi.  “Başkanlık” tartışmalarının yapıldığı şu günlerde        devletin idari yapısının bile tartışılır duruma geldi. 
Özellikle toplumdaki ayrışma had safhaya gelmiş durumda. Yıllardan beri sürekli kışkırtılarak ayrıştırılan toplum neredeyse millet olma vasıflarından uzaklaştırıldı. Şu anda bu millet hangi ortak paydada buluşabilir? Hangi ulusal mesele bir araya toplar? Ne yazık ki bu soruların cevabını vermek çok zor. Ne yazık ki, bütün bunlar hala “demokratikleşme” maskesi altında yapılıyor !
Türkiye, sessiz sedasız çaktırmadan  gerçek kimliğinden  uzaklaştırılıyor. Ama  21. Yüzyılın devlet yapısı, insan haklarına saygılı, bireysel özgürlüklerin alabildiğine yaşandığı, çağdaş hukuk sisteminin geçerli olduğu, laik, demokratik devlet yapıları olacaktır. Artık modern dünyada, bu yapı   dışındaki devletler kabul görmeyecektir. 
Eğer Türkiye geleceği ıskalamak istemiyorsa, yöneticilerin tez elden gerek iç politikada, gerekse dış politikada revizyona giderek, çağın değerleriyle uyuşan bir strateji geliştirmeleri gerekir. Bunun için de eğitimde derhal teknik ve pozitif  bilimlerin ağırlıklı olduğu sisteme geçilerek, uluslararası standart  uygulanmalıdır.  Ancak bu sistem uygulanırsa yatırımlar artar ve refah ülkesi oluruz. 
Aksi halde, bu politikaya devam edilirse görüldüğü gibi uçuruma doğru gidiyoruz.  Bu gidiş sadece eğitime, ekonomiye, dış politikaya, toplumsal barışa vs. zarar vermiyor.  Süreç öyle bir gidiyor ki, sonunda devlet batacak devlet!
Onyedinciyi kurmak zorunda kalmayalım artık. Çağdaş, laik, demokratik, özgür ve hukuk devleti olarak, TC’yi sonsuza kadar yaşatalım. 



Bu yazı 8619 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI