Bugun...

İSMAİL YANMAZ
HANGİ EĞİTİM?
Tarih: 01-02-2016 16:26:00 Güncelleme: 01-02-2016 16:26:00


Değişik zamanlarda, değişik kesimlerden tepki alıyordu zaten. Ama 1.3 milyon liralık zırhlı Mercedes tahsisi ile tepkiler kitlesel hale dönüştü. Nihayet web sitesinde, “Bir babanın kızını okşaması halinde şehvet duyabileceği ve bunun nikahını düşürmeyeceği” yolundaki açıklaması, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı boy hedefi haline getirdi. Varlığı ve gerekliliği tartışılmaya başlandı. 
Diyanet İşleri Başkanlığı, 1924’te kurulduğunda, din işlerini tek elden yürütmeyi, din eğitimini tekke ve zaviyelerden kurtarmayı, cahil cühela kesimine bırakmadan daha etkin kılmayı amaçlıyordu. Görev ve yetkilerini belirleyen yasada bugüne kadar çok sayıda değişiklik yapılmasına karşın, kurum belli bir düzeyde saygınlığını hep korudu. 
Kurum, özellikle AKP iktidarı döneminde çok büyük ölçüde desteklendi. Geçmişte kendilerinin mağdur edildiğini ve kapatılması gerektiğini haykıran zihniyet, iktidar olduktan sonra bu kuruma maddi ve manevi bakımdan destek yağdırırken, iktidarına da hizmet etmesini bekliyordu. Öyle de oldu. 
Diyanet’i tümüyle kendi kadrolarıyla dolduran iktidar, sosyal olaylardan, tıbbi konulara kadar bir çok konuda Diyanet’ten istediği fetvayı çıkartır hale geldi. Tamamen iktidar güdümlü olan kurum, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre hareket etmek yerine, Türk toplumuna tümüyle ters olan “Bir babanın kızına şehvet duymasının sakıncası olmadığına” kadar görüş bildirme cüreti gösterir hale geldi. Bu gibi durumlar, ne yazık ki, bu kurumun saygınlığına da gölge düşürdü. 
İktidarın Diyanet’i istediği gibi kullanabilmesi için kesenin ağzını da açtı tabi. AKP’nin iktidar olduğu 2002 yılında 553 milyon lira olan Diyanet bütçesi, her yıl hatırı sayılır şekilde arttırılarak, 2015 yılında 5 milyar 743 milyon liraya ulaştı. Şu anda Plan Bütçe Komisyonu, 2016 bütçe görüşmelerine devam ediyor. Alınan teklif doğrultusunda muhtemelen 6 milyar 400 milyon lira olarak bağlanacak. 
Bu neden önemli?
Amacımız Diyanet İşleri Başkanlığı’nı hedef almak değil. Ancak Türkiye gibi kalkınabilmek için debelenen, hızlı nüfus artışı olan bir ülkede, kaynağın ağırlıklı olarak eğitim ve kalkınmaya ayrılması gerektiğini düşünüyoruz. 
Şimdi bakalım Türkiye için hayati öneme sahip olan eğitim ve kalkınma ile ilgili kurumların bütçelerine;
2002 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nın bütçesi 1 milyar 281 milyon lira iken, 2015 yılına gelindiğinde 5 milyar 494 milyon lira oldu. 
2002 yılında Milli Eğitim’in bütçesi Diyanet’in bütçesinin iki katından fazlayken, 2015 yılında gerisine düşmüş durumda. Yani aynı süre içinde Milli Eğitim Bakanlığı’nın bütçesi yüzde 328.6 oranında artarken, Diyanet’in bütçesi yüzde 485.5 oranında arttırıldı.
Üzücü tablo devam ediyor. Ekonomik gelişmemiz için çok önemli olan Kalkınma Bakanlığı’nın 2015 bütçesi  1.8 milyar lira iken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 1.4 milyar lira, Sağlık Bakanlığı 2.7 milyar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 1.3 milyon lira bütçeye ve Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ise yalnızca 666 milyon liralık bütçeye sahip. 
İktidar ve diyanet, karşılıklı olarak birbirlerine destek çıkarlarken, Türkiye kaybediyor. 
Çünkü din eğitimi ile  kalkınan hiçbir ülke yoktur. Bütün okulları imam hatip yapmakla, Diyanet’in etkisini arttırmakla kaynaklar heba olur ama varılabilecek bir yer yoktur. 
Asıl kaynağımızın, eğitim, sağlık ve ekonomik yatırımlara ayrılması gerekmektedir. Vakit kaybetmeden, günümüzün ve geleceğin ihtiyaçlarına cevap verecek yatırımlar yapılmalı ve bilimsel araştırma geliştirme projelerine önemli bütçeler ayrılmalıdır. 
Kalkınıp dünya sahnesinde ekonomik rekabete katılacaksak, iyi eğitilmiş işçi, iyi eğitilmiş teknik eleman ve iyi eğitilmiş yöneticilerle mümkün olacaktır.  



Bu yazı 2029 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI