Bugun...

İSMAİL YANMAZ
GÜZEL ŞEYLER DE BEKLİYORUZ!
Tarih: 03-04-2017 12:45:00 Güncelleme: 03-04-2017 12:45:00


Türkiye her yönüyle referanduma kilitlenmiş durumda. İç politika, dış politika, ekonomi, işsizlik, ihracat, eğitim vs hepsi referanduma göre şekillenecek. 
Bildiğiniz gibi, son aylarda işsizlik sürekli artıyor. Enflasyon yükselerek iki haneli rakamlara çıktı. İhracat düşüyor, dolayısıyla üretim düşüyor. Yatırım yapılmıyor, Pazar kaybediyoruz. Turizm geçen sezon, son  yılların en kötü dönemini geçirdi daha da kötüye gidiyor. Döviz yükseliyor, cari açık büyüyor. En son Moody’s de notumuzu düşürdü. 
Bütün bunlar yokmuş gibi, bütün işi gücü bırakıp, referanduma kilitlendik. Referandumda propaganda yapabilmek  için özellikle hükümet tarafı her yolu deniyor. Şimdi bu sorunlara yakından inceleyecek olursak;
Hiç gereği yokken Türkiye’nin sürüklendiği referandumun maliyetini Maliye Bakanı Naci Ağbal, yaklaşık 200 milyon lira olarak açıkladı. Ancak bu rakam, sadece Yüksek Seçim Kurulu’nun masrafları için Hazine’den çıkacak olan para. Kampanyaların yürütüldüğü masraflar için partilere Hazine’den ödeme yapılmayacağı açıklandı ancak, bilhassa Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın hatta bakanların yürüttüğü kampanyalar, devletin imkanlarından   yararlanılarak yapılıyor. Yani bir toplantıya veya bir açılıya gidiyormuş gibi devlet imkanları tek taraflı seferber ediliyor. Bu masrafların da tutarı açıklanır umarım. 
Ancak açıklanan, net olarak bilinen bir rakam var ki, bu işin 16 Nisan’a kadar nerelere varacağı konusunda ürkütüyor. Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın Ocak ve Şubat aylarında, örtülü ödenekten yaptıkları iki aylık harcama 459 milyon lirayı buldu.  Öyle anlaşılıyor ki, sona doğru yaklaştıkça kesenin ağzı açılacak ve tahminen son güne kadar toplam maliyet 2 milyar lirayı   (2 katrilyon)  bulacak. Yani bu para, “Parlamenter sistemi istemiyorum, bütün yetkiler bende olsun ve Türkiye’nin önü   açılsın” diye önümüze konulan faturadır. 
Neler bekliyor?   
Bu rakam, referandumun  somut maddi boyutu. Bir de daha vahim siyasi ve ekonomik maliyetleri ortaya çıkacak.     Biliyorsunuz, referandum kaynaklı Almanya ve Hollanda ile siyasi kriz yaşanıyor. O kadar tırmandırıldı ki, referandum sonrasında hemen yatıştırılacak gibi görünmüyor. Siyasi açıdan bu kriz, Türkiye’yi AB’den iyice uzaklaştıracaktır. Zira bir çok AB ülkesi zaten Almanya ve Hollanda’nın yanında olduklarını açıkladılar. 
Ekonomik boyutu çok daha ağır olacaktır. Zaten bir süredir Pazar kaybeden Türkiye, ihracatta en önemli kalesi durumundaki AB’de çok önemli kayba uğrayacaktır. AB’nin bizden aldığı malları temin edebileceği alternatifleri var. Ancak bizim o malları satabileceğimiz alternatifimiz şimdilik yok! AB bizim ihracatımızda açık ara birinci sırada bulunurken, Türkiye, AB’nin ithalatında çok gerilerde yer alıyor. İhracatında ise çok daha gerilerde            bulunuyoruz. Dolayısıyla en büyük pazarımızı kaybetmekle karşı karşıyayız.
Bir başka vahim nokta ise, Türkiye’nin turizmine yeni bir darbe olacaktır. Daha kriz başladığı günlerde Berlin’deki turizm fuarında “Türkiye’ye gitmeyin, can güvenliğiniz yok!” kampanyası başlatıldı. Sadece bu iki ülkeden yaklaşık 5 milyon  turist geliyordu. Bu kampanyanın AB ülkelerinde yaratacağı etki ile 8-10 milyonluk bir kayıptan söz edebiliriz. Bu da zaten Rusya kriziyle önemli bir darbe yiyen turizmin, ipinin çekilmesi anlamına gelir. Sektörde çalışanların işsiz kalması, turizmden geçinen esnafın işsiz kalması, turistik tesislere yiyecek içecek satan üreticiler hepsi etkilenecektir. 
Yükselen enflasyon, artan cari açık, düşen ihracat, yatırımların durması ve hukuk sistemindeki güvensizlik nedeniyle uluslararası camiada zaten tereddütlü davranılan Türkiye’de, referandum sonucu ne çıkarsa çıksın, durum ekonomik ve siyasi açıdan hiç de iç açıcı görünmüyor. Çünkü güven sorunu var. Şu anda bir çırpıda harcanan bu güveni tekrar kazanmak belki de yıllar alacaktır. Ama biz o arada çok büyük bedel ödemiş olacağız. 
Yani, söylemeye dilim varmıyor ama daha kötü günler bekliyor. Umarım yanılırım…



Bu yazı 7626 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI