Bugun...

İSMAİL YANMAZ
TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR?
Tarih: 02-12-2016 11:25:00 Güncelleme: 02-12-2016 11:25:00


Türkiye’de gündemin çok hızlı değiştiğini zaman zaman vurguluyorum. Gündem durağan olmadığı için gazetecilik mesleği için uygun bir ortam olarak görülür. Her gün yepyeni bir olayla okuyucunun karşısına çıkma olanağı yaratır.
Ancak son zamanlarda Türkiye’nin freni boşaldı sanki. Gündem öylesine hızlı değişiyor ki, yakalamak, ayrıntıları      öğrenmek imkansız hale geldi. Öyle ki, yarın ne olacağı, hangi olayın nasıl bir seyir izleyeceği konusunda tahmin yürütmek bile zorlaştı. Ekonominin ve siyasetin genel doğrularının dışında bile gelişmeler olabiliyor. O yüzden Türkiye’de son zamanlarda yaşananlar bizim mesleği de son derece zorlaştırıyor. Zira artık biraz sonra ne olacağını, olayın niteliğine göre nasıl bir rota izleyeceğini tahmin etmek bile zorlaştı. Öngörünüzle, yaptığınız analizle her an ters köşeye yatabilirsiniz. 
Gelelim Türkiye’nin ahvaline… Ayrıntılara girmeden, yaşanan ana gündem maddelerinden ikisi var ki, temel taşı niteliğinde!
Türkiye’nin Osmanlı’dan bu yana, yaklaşık ikiyüz yıldır yönünü çevirdiği Batı’dan kopma aşamasına gelmesi. Özellikle cumhuriyet döneminde tercihini medeniyetten yana yaparak, her alanda Batı kulübünün içinde yer alması, en  önemlisi de Avrupa Birliği ile kurulan bağların ’ kopma aşamasına gelmesi. Alternatif olarak Şangay Beşlisi’nin görülmesi…
Hemen belirtelim ki, AB sadece 27 ülkeden oluşan siyasi bir birlik değildir. Ticarette, siyasette, bilimde, hukukta, demokraside, bireysel özgürlüklerde, sosyal yaşamda aldıkları yol sayesinde oluşturdukları kurallarla dünyaya da yön veriyorlar. Yanlışlardan arına arına doğru kuralları  yerleştirmişler. Bu kuralları çağdaş hukuk kurallarıyla garantiye almışlar, bilimsel gelişmelerle yollarını aydınlatıyorlar. Avrupa kulübü içinde olmak bu kuralları kabul      etmektir. Bu kulübün içinde olmak, insan haklarınan demokrasiye, ekonomik   serbestliklerden inançlara kadar yüksek standartta ve hukuk güvencesinde yaşamak demektir. 
Buna alternatif diye sunulan Şangay Beşlisi ise başını Rusya ve Çin’in çektiği, demokrasi, insan hakları, bireysel       özgürlüklerle pek tanışmayan ancak son zamanlarda ekonomik atılım içinde olan bir yapıdır. Bu kulüp, ihracat pazarı olarak  baktığımızda satınalma gücü düşük, ithalat olarak baktığımızda ise standardı ve teknolojik düzeyi düşük olan bir pazardır.
Siyasi manevralar elde etmek uğruna bu yanlışı yaparsak, bunun çok büyük siyasi ve ekonomik bedeli olur. Günübirlik politikaları kurtarmak adına umarım böyle tarihsel bir hatanın içine düşülmez.
Ekonomik durum!
Ekonomi her şeyden önce istikrar ister. Yetkililer tarafından her gün birkaç kere   birbiriyle çelişen açıklamalar yapılması, zaten başlıbaşına risk yaratıyor. Ekonominin genel doğruları vardır ve belirli denge içinde yürür. Döviz yükselirken, faiz indirilmeli açıklaması, hatta Merkez Bankası’na baskı yapılması gibi durumlar, mevcut riskleri daha da arttırmaktadır.
Aslında bu tartışılanlar detaylar. Başta siyasi istikrar sağlanmalıdır. Yetkili yetkisiz her önüne gelen istediği gibi               konuşmamalıdır. Özellikle çağdaş hukuk normlarına uyulmalıdır. Unutulmasın ki, çok önemsenen Arap sermayesi bile Türkiye’de yatırım yaparken, sözleşmelerine, ‘Anlaşmazlık durumunda Londra mahkemeleri yetkili olacaktır’ maddesi   koydurmaktadır. Milyon dolarları yatıran   şirketler, elbette kendilerini garantiye alacaklardır. AB standartlarında çağdaş hukukun uygulanması, uluslararası sermayeye güven vermesi için zorunluluktur.  
Bütün çevremizle düşman olup pazarımızı iyice daralttığımız bir dönemde, bir de AB ile ipleri iyice germenin hiç mantığı da    yoktur, gereği de yoktur. Milli duyguların okşanmasına bakmayın. Çünkü AB bizim ulaşmamız gereken standarttır. İşte şimdi yol ayrımındayız. Seçenek yoktur: Türkiye medeniyeti tercih etmek zorundadır!



Bu yazı 5401 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI