Bugun...

M. YÜKSEL ÖZBEK
YALNIZLIĞIN MELAİKESi: ARAP ERTAN...
Tarih: 08-12-2014 13:54:00 Güncelleme: 09-12-2014 10:35:00


Arap Ertan (Kırbaç) İstanbul Boğazı'nın en kral balıkçısı idi. YALNIZLIĞIN ÇOKLUK MELAİKESİYDİ. GÖNLÜ ZENGİN, cebi çok yoksuldu. Çünkü o,balıkları kıyamdan geçirmedi. Kıyamcılar şimdi çok zengin.Ertan ise, gönül zengini oldu. 

 

 

İstanbul Boğazı denilen büyük  balık cennetinin en kral olta balıkçısıydı. Lakabı  “Arap Ertan”dı. …Soyadı Kırbaç'tı..  Hayat onu kırbaçlaya kırbaçlaya melaike etti.. O denizin melaikesi idi... O balık cennettini cehenneme çevirenlerden hiç olmadı… Bir avcı olarak o balıklarla dosttu.… Karadeniz  ve Marmara’nın balık canavarlarına hep küfretti… O nedenle hep yoksul oldu ve yoksul olarak bu dünyadan göç etti… Mal, mülk, para, pul…. Onun için yok hükmündeydi… Aşk mı… Tabii ki o aşk adamıydı…Her zaman bir kadını oldu…



Üsküdar Salacak limanında karaya çıkartılmış "bir artı bir", küçücük , 4 metrekarelik bir motor güvertesinde yaşardı. Orası onun köşküydü…  O güverte onun cumhuriyetiydi. Adı da "Arap Ertan Cumhuriyeti"ydi.


Sabahları, "denizi görse mertek sanan"  "baba" gücüyle "gemicik" sahibi olan para şımarığı çocukların milyon dolarlar kazanan şirketinin önünden bir tanrı gibi geçerdi.


Büyük bir deniz insanı olarak  çıktı yıllarca o yokuşu ...Denizi hiç bilmeden babasının devlet gaddarlığı sayesinde denizden servet sahibi olan o puştavat gemicik sahiplerinin  binasına bakarak.. 


O hep yoksuldu… Yeteri kadar balık tutardı.  Çünkü denize saygılı, balığa ve hayata yoldaştı…


Onun kurduğu  “Salacak Cumhuriyeti” dostluk, yarenlik, yoldaşlıktı…


O "Cumhuriyet"te kimler olmadı ki;


En kral altıncılar, en kral para babaları…Ama , fakat hepsi de mutsuz….Hepsi de görgüsüzdü…


Onlar Arap Ertan'ın en değersiz insanlarıydı ve  onları hiç sevmedi.. 


Onun en çok sevdiği;adaşı dişçi Ertan’dı.


Başkaları mı?… Saymakla bitmez…


Saniyede tüm dünyaları değiştiren "General" Zafer’di.


Uzak ve yakın denizlerin kralı, SERDERYA Yurdal kaptandı...


Karadeniz'in  güzel coçuğu Cemal'di.


Tiyatrocu Ferhat'ti.


Kutsal devlet düşmanı Selçulk ve Atilla’ydı.


Yüz kiloluk cüssesi ile çocuk ruhlu “Minik Kuş” Tahsin’di.


Üsküdar belediyesine ”mecbur”- ve yalancıktan meftun kürt kahvehane yoldaşları da onun yoldaşları idi…


Devlet denen cüsseli-eli sopalı  heyula takımdan dostu hiç olmadı.


Salacak limanı çok küçük olmasına karşın bu ülkede ne kadar puştluk, iktidar hırsı varsa onların minik bir sahnesidir. O minik sahnede Arap Ertan tüm puştlukları, çıkar çatıışmalarını yok sayma ustalığı ile kendine bir "Cumhuriyet” kurma başarısını göstermişti.


Arap Ertan… Dünyanın en güzel yalnız insanı...


Boğaz’ın en insan, en merhametli olta balıkçı kralı.. Ve olta balıkçılığın edebi sözlük ustası..


Öldü...Yalnızlığın sığınakçısıydı...

Küçük "köşkü"ndeki  küçük ekranlı televizyonundan çok eski kovboy filmlerini izlemek onun en çocukça pazar günü keyfiydi.

"Beni denize atın, balıklar beni yesin, mezarım deniz olsun" derdi..

Denizin yalnız melaikesi.. Dostların seni çok özler….


 

HABER VİDEOSU




 



 

 


Fotoğraflar:Işık Uzay Özbek

 



Bu yazı 2291 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI