Bugun...

MAHFİ EĞİLMEZ
KİTAPLAR ÜZERİNE GÖRÜŞELİM
Tarih: 13-02-2020 10:07:00 Güncelleme: 13-02-2020 10:07:00


Amin Maalouf, Uygarlıkların Batışı (Çeviren: Ali Berktay), YKY Yayınları, 2020

Lübnan asıllı yazar Amin Maalouf, öykü yazarlığının yanı sıra Ölümcül Kimlikler ve Çivisi Çıkmış Dünya kitaplarıyla başladığı denemelerine bu kitapla devam ediyor. Bu üçleme içindeki en karamsar olanı diye nitelendirilen bu kitabında Maalouf, dünyanın dağılışını anlatıyor. ABD’nin Amerikan rüyasının inandırıcılığını yitirdiğini, birleşme örneği olarak yola çıkıp dağılmanın eşiğine gelen Avrupa’nın artık kimseye umut veremediğini, dünyanın nefretini üzerine çeken Müslüman dünyanın durumunu, yükselen iklim sorunlarını, kaybolup giden özgürlükleri ve etnik düşmanlıkları vurguluyor. Maalouf’un kitabını okurken ‘Sovyet sisteminin dağılmasının ve soğuk savaşın sona ermesinin umulanın tam tersine sonuçlar vererek dünyaya yaramadığı’ şeklindeki tezimin doğruluğunu bir kez daha görmüş oluyorum. Okunması gereken bir kitap.     
 
 
Burak Saltoğlu, Finansal Risk Yönetimi, Alef Yayınevi, 2020
Risk yönetimi son derecede teknik bir konu, ileri derecede matematik ve istatistik bilmeyi gerektiriyor. O nedenle bu kitabın en hafif deyişle matematik, istatistik ve finans bilenlerin risk yönetimi konusunda bilgi edinmesini veya risk yönetimiyle uğraşanların bilgilerini ilerletmeleri için yazıldığını söyleyeyim. Ekonomi veya finans konularında bilgisi olan ama matematik ve istatistik bilmeyen kişiler kitabın ilk 80 sayfasını okuyarak risk ve finansal risk konusunda önemli bilgiler edinebilirler. Burak Saltoğlu’nun kitabı, son 20 – 30 yılda giderek önemi artan risk yönetiminde uzman ve yönetici olarak görev alanların veya bu mesleğe yönelenlerin mutlaka okuması gereken bir kılavuz niteliği taşıyor. 
 
Ali Ekber Yıldırım, Üretme Tüket, Sia Yayınları, 2020
Ali Ekber Yıldırım benim dikkatle izlediğim yazarlardan birisidir. Tarım ve hayvancılık ve ilgili konular üzerine yazdığı yazıları kaçırmamaya çalışırım. Özellikle son 20 yılda Türkiye’nin en ciddi sorunları arasına giren tarım ve hayvancılık sorunlarını, çok tartışılan tohumlar meselesi, şeker üretimi, soğan sorunları, saman ithalatı, organik tarım, GDO’lu ürünler gibi konuları tek tek ele alıp kolay izlenebilir bir üslupla anlattığı bu kitabını hızla okudum. Kitabın sonunda belki de bütün kitabı özetleyen tokat gibi bir cümle var: ‘Zengin toprakların fakir insanları olmayı hak etmiyoruz.’ Türkiye’nin sorunlarına kafa yoran herkese bu kitabı okumasını öneriyorum. 
 
Dursun Ali Yaz, Para, Timaş Yayınları, 2020
Dursun Ali Yaz, paranın tarihine en başından yani ‘para yokken durum neydi’ sorusuyla başlıyor ve sonra yavaş yavaş trampa para, mal para, tartı para, madeni para, kâğıt para ve sanal parayı anlatarak yolculuğu tamamlıyor. Her bir bölümü birçok kaynağa dayanarak titiz bir biçimde yazılmış olan kitabı hızlıca okudum ve bildiğim birçok şeye yeni öğrendiklerimi ekledim. Kitabın ekonomi öğrencilerine, ekonomiyle uğraşanlara ve özellikle de paranın uzun süren ve hala devam eden serüvenini merak edenler için çok yararlı olacağını düşünüyorum. 
 
Ayben Koy, Türev Piyasalar, Seçkin Yayınları, 2020
Ayben Koy, bu kitabında emtia türev piyasaları, vadeli işlem (futures) sözleşmeleri, opsiyon sözleşmeleri, swap işlemleri gibi çoğu insana karmaşık ve hatta itici gelen türev ürünlerini ve bunların yer aldığı piyasaları ele alıp tek tek anlatmış. Bunu yaparken de karmaşık yapı ve görünümdeki işlemlerin ve piyasaların nasıl çalıştığını mümkün olduğunca basitleştirerek ve örneklerle destekleyerek açıklamış. Bu çabasının sonucu olarak finans bilimi okuyan, finansal ürünler ve piyasalar üzerinde çalışan ya da bu ürün ve piyasalarla ilgili yorum yapan herkese yararlı olacak bir kitap çıkarmış ortaya. 
 
Stefan Zweig, Vicdan Zorbalığa Karşı ya da Castellio Calvin’e (Çeviri: Zehra Kurttekin), Can Yayınları, 2019
Stefan Zweig’in çoğu kitabından bilmediğim veya eksik bildiğim ya da tamamen farklı bildiğim bazı konularda yepyeni şeyler öğreniyorum. Bu kitabı da onlardan birisi. Jean Calvin’i tıpkı Martin Luther gibi bir reform öncüsü olarak bilirdim. Katolikliğin sert, tartışmasız, katıksız, yanlış anlayışlar ve yaklaşımlar üzerine gelişmiş yapısını kökten değiştiren iki devrimci olarak okuduk Luther ve Calvin’i. Stefan Zweig, Calvin’in bu tanıma uygun olmadığını söylüyor.  Cenevre kentinde kendi din yaklaşımını kabul ettirdikten sonra kurduğu rejimin bir diktatörlük olduğunu, insanların buna karşı direnemediğini anlatıyor. Calvin’e direnenlerden Serveto idam edilirken Castellio da çektiği işkencelerle ölür gider. Zweig, sonradan uygarlık örneği olarak kabul edilen İsviçre’de, bu rejimin yarattığı bağnazlığın 200 yıl boyunca bir tek bilim insanı, sanatçı, yazar çıkmamasının nedeni olduğunu vurguluyor. Zweig’in mutlaka okunması gereken kitaplarından birisi.


Bu yazı 643 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI