Bugun...

Cahit ÇATALOĞLU
SON 10 YILDA BİTTİK!..
Tarih: 19-12-2019 09:10:00 Güncelleme: 19-12-2019 09:10:00


2001 yılı. 

Ecevit Başbakanlığındaki ANAP-MHP-DSP koalisyon hükümeti işbaşında.
Marmara depremi sonrasında müthiş travma geçiren Türkiye'de ekonomik dengeler hızla bozulurken, medya, reklamcılık ve bankacılık sektörlerinde görülmemiş daralma ve işten çıkarmalar başlıyor.
Bunu adı ekonomik kriz.
Dünya Bankası destekli, IMF tedavisi başlıyor ve Kemal Derviş nöbetçi hekim gibi operasyonun başına getiriliyor.
Sonuçta kısa sürede hissedilir bir toparlanma, genel seçimler ve AKP'nin tek başına yönetime gelmesi.
AKP, uygulanan tedaviye sadık kalıyor ve iyileşmenin meyvelerinden bütün toplum yararlanıyor.
Türkiye uzun aradan sonra ilk kez denk hatta fazla veren bütçeye kavuşuyor.
Ekonomideki bütün göstergeler olumlu. Büyüme başlıyor.
Balayı yılları 2008'e kadar sürüyor.
***********************
2008 adeta kırılma noktası. 
Mali disiplin bozuluyor, olumsuz sinyaller duyuluyor.
Sektörlerden pis kokular yükselirken, iktidar sarhoşluğuna yakalanan AKP, kibirle gereksiz tüketime, ithalata yöneliyor.
2013 Gezi olayları.
Bir anlamda milat.
Toplum gerginlik içinde.
"Nereye gidiyoruz?.." soruları yankılanmaya başlıyor.
İş hayatında sıkıntılar artıyor, hayat pahalılığı, işsizlik yaygınlaşıyor.
Hükümet, yarattığı yandaş vatandaş hattıyla yaptığı her işin düzgün, attığı her adımın mükemmel olduğu iddiasında.
Oysa, gerçek çok farklı.
Türkiye'de tarım ve hayvancılık çöküyor.
Her alanda üretim pahalı, sorunlu ve küresel rekabetten uzaklaşıyor.
Türkiye giderek üreten değil, tüketen bir toplum haline dönüşüyor.
Kazanmadan, borçlanarak yaşamak moda oluyor.
Üretken fabrikaları, tesisleri satıp kapatmak gibi akılalmaz ölümcül hataları peşpeşe yapmaya başlıyoruz.
**************************
Ülkede yaşam kalitesi hızla düşerken, mutsuz, işsiz, umutsuz insan sayısı artıyor.
Gelir dağılımı anormal bozulurken, kaynaklar hovardaca harcanıyor.
Satacak bir şeyi kalmayan, taze kaynak girişi kuruyan Türkiye, iç piyasaya vatandaşına yönelip vergi üzerine vergi almaya başlıyor.
Koca ülkeyi batırmak için sanki bir örgüt özel olarak görevlendirilmiş gibi!..
Sonuç kaçınılmaz.
Milli hasıla küçülüyor, Türk insanı mutlak fakirleşiyor.
Silkelenmek, atağa kalkmak da bu koşullarda mümkün değil.
Bunun adı artık ekonomik kriz değil iflastır.
İflas çökmeyi, dağılmayı beraberinde getirir.
Nasıl, ne zaman, ne şekilde şekilleneceğini ise hiç kimse bilemez.



Bu yazı 650 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI