Bugun...

Sinan YURTKULU
BİLİM İLAÇ VE TIBBİ SEKTÖRÜMÜZDEN BEKLEDİĞİMİZ MÜJDELER VE PANDEMİ
Tarih: 12-04-2020 16:37:00 Güncelleme: 12-04-2020 19:42:00


Küresel Salgın olarak ilan edilen 11 Mart 2020 den bu yana Yeni Corona Virüs(COVİD 19) hızla yayıldı. Yayılmaya devam ediyor. Artan tedirginlik ile virüsle mücadele kapsamında her gün yeni bir önlem açıklanıyor. Bu arada hepimiz büyük bir umutla; yerli bilim insanlarımız, yerli ve milli ilaç ve tıbbi cihaz firmalarımızdan gelecek müjdelere kilitlendik.Tüm dikkatimizle derdimize derman olacak devayı gözlüyoruz.Ah ah aslında biz ve bizim gibi ileri görüşlü aydınlar bu günleri çok önceden görmüş, kamu ve özel sektör yetkililerini uyarmıştık... “Araştırma ve Geliştirmeye ayrılan para azdır. Araştırma elemanlarına hak ettikleri kadroları tahsis edin. Arzu ettikleri ücreti verin. İstedikleri alet edevatı ve hammaddeleri bol bol temin edin”.şeklinde ikazlarda bulunduk. Bizi takip edenler dikkatli okuyucularımız hemen hatırlayacaktır..Ne yazıktır ki bizi yönetenler ve ekiplerinin çoğu üzerine alınmadı. Sanayici ve üreticilerimizin tamamına yakını ise hiç ama hiç umursamadı. Sözlerimiz ve yazılarımız aynen bize geri döndü. “Anlat oğlum Reşit sen dinle sen işit” atasözünü yaşadık. Şimdi ise çok az sayıda olan mucit Macit’lerimize ve her türlü imkânsızlıklara rağmen mücadeleyi bırakmayan bilim insanları ve çok az sayıda kalan yerli ve milli üreticilerimizden gelecek müjdelere odaklandık. Milli mucitlerimizin milli üreticimizin avucuna ne koyduk ki? Ne bekliyoruz. Bugün bilim insanlarımızdan ilaç ve tıbbi cihaz sektörümüzden Ne kaa ekmek o kaa küfte” misali sağlanan imkânlar oranında aşı ve ilaç çalışmalarıyla ilgili tek/tük haberler alıyoruz. 

Tehditkâr, fırsatçı hastalık Covid 19 ise sinsi sinsi yayılmaya devam ediyoruz. Virüsle savaşı daha dün itip, kaktığımız, Ergenekoncu gibi saçma sapan yaftalarla, haklarında düzmece haberler yayılan Prof.Dr.Tayfun Uzbay, Gıdım gıdım kaynak sağlanan Prof.Dr. Ercüment Ovalı ve Sağlık Ordumuzun isimsiz kahramanları ile sürdürmeye devam ediyoruz. Allahtan kırgınlıklarını bir kenara atıp; sürpriz yapmak üzereler. İlaç konusunda ise yüzde yüz yerli ve milli olduğuna inandığımız Abdi İbrahim İlaç Fabrikası yetkililerden 19 belasına derman olacak ilacı için izin bekliyor Bu arada bol gönüllü davranmışlar ellerindeki kısıtlı miktarda bulunan klorokinle gerçekleştirdikleri üretimi Sağlık Bakanlığına bağışlamışlar. Şimdi ürettikleri ilaca izin bekliyorlar. Birde Bursa’lı birkaç Otomotiv imalatçısından yapay solunum desteği ve hastalığın bulaşmasını önleyen entübasyon kabini ürettiklerine dair havadisler geliyor. Bakalım -seri üretime- ne zaman geçecekler. “Sabır et. Ölme hastam ölme yakında icat gelecek. Dünyanın .en büyük ekonomisine sahip 20 ülkeden biri olan Türkiye’nin ”kaderi, ödülü; bu mu olmalıydı. İcat kısırlığına mı mahkûm olmalı idik. Halbuki ünlü işadamı Bill Gates bu virüsü 5 yıl önceden öngörmüş. Sanayi ve Teknolojiden sorumlu yöneticilerimizin bir çoğu uyumuş demek ki? Bu haber nasıl atlanır. İhmal ise affı yoktur. Bu hesabını kim soracak Covide mağlup olap hayatını kaybedenlerin ailelerin gönüllerine kim su serpecek? Merak eden, araştıran, sorgulayan, yarının dünyasını bugünden deneyimleyen beyinler in yurt dışına göçerken ne yaptınız?? Bu güzelim insanlar dünyanın sayılı üniversitelerinde, marka olmuş hastaneler ve ünlü Laboratuarlarda kendilerine verilen kadrolar ve bol sıfırlı imkânlar ile hansı, corcu, çung çengi ihya etmeye çalışırken vicdanınız rahat mı? Çok acıdır bugün 83 milyonluk Türkiye’nin sadece ve sadece kadrolu 100 bin araştırma görevlisi var. Sanayi Teknoloji Bakanı Mustafa Varank bile bu duruma itiraz ediyor. Dumlupınar Üniversitesinde yaptığı bir konuşmada bu sayının artması gerektiğini “500 binlerde olmamız gerektiğini”! söylüyor. Heyhaat aynı zamanda binlerce araştırma görevlimiz ise başta Biomedikal Mühendisleri halen Doktorası bittiğinde görev yapacak akademik kadro bulamıyorlar. Ayrıca maaşlarıda teşvik edici miktarda değil 4 kişilik bir ailenin kıt kanat geçineceği bir rakam olan 5 bin lira civarında bir ücreti layık görüyorlar. Bazıları da maalesef ki ülkemize gelen çok uluslu yabancı araştırma/geliştirme şirketlerinde asgari ücrete talim ediyorlar. Türk Eğitim Sendikası İstanbul 1 Nolu Şube Başkanı Hanefi Bostan’dan öğrendiğime göre” 5 yıldan bu yana kamu üniversitelerinde kadro alamayan Araştırma görevlilerimiz” var. Özenle çalıştıkları Doçentlik şartlarını yerine getiremiyorlar. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Varank sağolsun “yakın zamanda “Milli Teknoloji Hamlesi” başlattı. Ama çok geç kalındı çook. Almanya, İngiltere ABD ve Çin çoktan Üsküdar’ı geçti. Corona musibetine derman olacak aşı ve ilacı bulduklarını iddia ediyorlar.Eylülde piyasaya süreceklerini anlatıyorlar. Halbuki yıllardır yaptığımız uyarılarımız zamanında dikkate alınsa idi; Bugün Gayri Safi Milli Hasılamızda Araştırma Geliştirmenin Payı yüzde 1olmazdı. Güdük orandan çok yukarılara çıkardı. Bir avuç toprağı olup, birkaç milyonluk nüfuslu adı lazım olmayan bir devlette bile bu pay yüzde 4,5 lerde. Yetmiyor halen tırmanma eğilimi gösteriyor. . Bizim ülkemizde ise 2020 yılı başında açıklanan -1 trilyon 95.5 milyar- olan toplam bütçemizde Araştırma /Gelişmeye 5,5 milyar gibi komik bir rakam ayrılıyor. . Sadece kamu mu maalesef özel şirketlerimizde Araştırma Geliştirmeye yeterince önem vermiyorlar. Hepimizin yakından tanıdığı koca koca marka şirketlerimiz bile ilk 500lere giremedi 1000 ve 2500 cü sıralarda gidip geliyorlar. Halbuki Araştırma Geliştirme gibi geleceği tayin eden bir olgu insana ve bilgiye dayalı olduğu uzun dönemli bir yatırım olduğu göz ardı ediliyor. Yeni ufuklar “Teknolojik Hedef “gerektirir. Eğitim, Sanayi, Girişimci buna göre hazırlanmalıdır. Yapıyor –Muş-gibi yapmaktan vaz geçilmelidir.. Araştırma ve geliştirmede Çok uluslu Yabancı ortaklıklar ile yol alma devri kapanmıştır., Geriye dönük, mühendislikler ile- taklit-çalışmaları artık geçerliliğini yitirmiştir.Acilen Milli Sağlık ve Milli ilaç hatta bununla sınırlı kalmayıp; Milli İletişim, Milli Telekominikasyon, Milli Ulaşım, Milli bilişim, Milli Savunma politikalarımız sözde değil, -özde-hazırlanmalıdır. Özellikle Sağlık güvenceye alınmalıdır. Milli Aşı, Milli Serum, kan ürünleri tıbbı malzeme ve sağlık cihazlar yüzde yüz milli ve yerli olmalıdır. İlaç Sanayimiz yüzde 80 ithal ürünler ile üretim yapmaktan kurtarılmalıdır. Ruhsatlandırma çalışmalarının önündeki engeller en aza indirilmelidir. Bugün yerli şirketlerimizin ürettikleri ilaçlar -eşdeğer ağırlıktadır-. Fason üretimdir. Halbuki çözümü çok basittir. Derhal Türk Devletleriyle elele verilmelidir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Türk Konseyi Liderleriyle bugünlerde görüşmesi fırsat bilinmeli. Hastalık zemininden faydalanıp; acilen geleceği kurgulayan ekipler kurulmalıdır. Sağlık başta olmak üzere tüm programları hazırlanmalıdır. İnsan, bilgi, görgü kaynakları havuzu oluşturulmalıdır. İlaç konusunda ; Tıbbi bitki zenginliği- ortak kullanıma- açılmalıdır. Üretim ve dağıtım şahısların eline bırakılmamalıdır. Kooperatifleşme ile maliyetler azaltılmalıdır. Eczacı ve doktorlar bilinçlendirilmeli yerli ve milli ilaç sanayiini korumalıdır. Milli ilaç, milli cihaz, ve diğerleri –Milli Seferberliğe – dönüşmelidir. Birkaç firmaya büyük destekler verilerek zaman ve kaynaklar heba edilmemelidir. Milli bilinç her kesime herkese her vatandaşımıza yayılmalıdır. Zira ihmal eden devletlerin hali ortadadır. Bütçeleri bizi yüzlerce kez katlayan İngiltere ve ABD gibi devasa devletler bile sorumsuz davranan yöneticileri sayesinde bizden yardım isteyecek hale düşmüşlerdir. Derhal içe ve öze dönmeli; Yüce milletimiz Yüce Devletimiz Kahraman Ordumuz, Kahraman güvenlik kuvvetlerimiz bir avuç para babasının insafına terk edilmemelidir.



Bu yazı 5959 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI