Bugun...

Metin SİLLER
DAYAN TÜRKİYEM AŞACAKSIN...​
Tarih: 29-03-2020 15:12:00 Güncelleme: 29-03-2020 15:12:00


Dünyayı tümüyle etkileyen Corona Virüs salgını ne yazık ki, Türkiye’yi de tehdit etmeye devam ediyor.. Korkulan oldu ve maalesef başımıza geldi.

Yakalandık..

Olayın ciddiyet kazanmasının ardından sahneye sağlık bakanı çıktı.. Hoşgörülü ve babacan tavırlarla ülkenin tamamında olaya el koymuş görüntüsüyle güven telkin etmeyi başardı..

Nede olsa kendileri tıp doktoruydu.. Yaptığı açıklamalarda doktor psikolojisi vardı.. Güvenmek istiyorduk ve güvendik..

İnsanlarımızın kendisini devlet güvencesinde hissetmesinden daha doğal bir şey olamazdı.. Sonraki günlerde yapılan açıklamalarda 65 yaş ve üstü ve kronik rahatsızlığı olan vatandaşlarımızın evden çıkmalarını yasaklayan kararlar alındı..

Eyvallah..

Bu karar elbetteki anatomik yapıları zayıflamış olan yurttaşlarımızın salgından korunması yönünde alınmış olduğuydu..

İlerleyen zamanlarda bu vatandaşlarımız potansiyel “corona virüsü” gibi görülmeye başlandı..

Sokaklarda zaman zaman hakaretlere aşağılanmalara maruz kaldıkları görüldü..

Halbuki günah keçisi gibi görülen bu büyüklerimiz masumane yaşamlarını sürdüren her türlü saygının ve sevginin gösterilmesi gereken baş tacı insanlarımızdı..

Coronadan ölen insanlarımızın ilk günlerde 65 yaş ve üstü olması bazı hastalıklı beyinleri böyle bir kanaate sürüklese de, bu salgının her yaştan insanı öldürdüğü ortaya çıktı..

Evet bu küresel bir salgındır ve Salgınlara karşı Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarında ne yaptığına başta kolera, sıtma, tifüs, veba, verem, çiçek vs salgınlarını nasıl yendiğine bakmak gerekmektedir.

Atatür'kün talimatıyla Kurtuluş mücadelesi kahramanlarından arkadaşı ve aynı zamanda tıp doktoru olan Refik Saydam’a kurdurduğu Hıfsı Sıhha Enstütüsü vasıtasıyla geliştirilen aşılar vasıtasıyla tüm salgınları alt ettiği ve dünyada salgın olan bir çok ülkeye aşı gönderdiği bilinmektedir..

Çünkü kurtuluş kolay olmamıştır..

Çözümün anahtarı da buradadır..

Türkiye Cumhuriyeti'ni Kuran irade, Türk Milleti'nin hayatın her alanında sağlıklı ve üretken olabilmesi için her şeyi hesap ederek fabrikalar, işletmeler kurmuştur..

Şeker fabrikalarında şekerin yanı sıra, etil alkol üretmiştir..

Etil alkol sırf içki amaçlı olarak değil, kolonya ve sanayide kullanmak içindir.

Türk Çiftçisi organik tarım yapmış, ürettiği ürünlerle Türkiye’de yapılan fabrikaların borcunu domates, patlıcan, mandalina, portakalla ödemiştir..

Salgın Türkiye’ye ulaşınca kolonyaya dolayısıyla alkole ihtiyacımız oldu..

Hey hak ara ki bulasın..

Kolonya karaborsa..

Çünkü şeker fabrikalarımız satılmış alkol üretimi yok..

Etil alkol ithal olduğundan bulunması zor.

Aşı dersen keza aynı, Hıfsı Sıhha 2011 yılında kapanmış.

Maalesef aşıda ithal..

O sevecen tavırlarla Millete hitap eden Sağlık Bakanı “Herkes kendi O halini ilan etsin” dedi..

İyi de hafız, eve hapsedilen yaşlı insanlarımız ne yiyecek ne içecek bunun çözümü ne?

Bu insanlarımızın içinde yaşına rağmen çalışanlar var..

Sosyal güvencesi olmayanlar mevcut..

Hastası ve bakıma muhtaç olanı var..

Elektrik yakıyor, doğalgaz kullanıyor, su harcıyor,

Her ay ödemekle mükellef olduğu faturaları var..

Nasıl ödeyecek, bulunduğu evde ne yiyecek ne içecek çözüm ne?

Cevap kem küm!

Hal böyle iken, sayın ulaştırma bakanlığımız, kanal İstanbul için ihale yaptı,

Ayrılan bütçe 110 Milyar TL..

Millet salgından kırılıp ölüyor hacı!..

Şu anda yapılacak tek şey, Türk Milletinin sağlığını korumak ve bu illetle tam siper mücadele etmektir.

Bütçem vardı yoktu aranmaz..

Devlet böyle olağanüstü durumlarda koruyucudur kalkandır!

Savaş veriyoruz ve Milletimizin fertleri ölüyor.!

Eldeki mevcut tüm imkanlar, gerekirse son kuruşuna kadar kullanılmalıdır..

Millet sağlıklı olursa Devlet ayakta durur..

Tuz kokar mı derler ya,

Alın işte tuz koktu..,

Dayan Türkiyem aşacaksın!



Bu yazı 2288 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI