Bugun...

Nilgün Güresin
Darısı Başımıza Diyelim
Tarih: 24-10-2017 09:32:00 Güncelleme: 24-10-2017 09:32:00


Birkaç haftadır Amerika, Hollywood’daki cinsel taciz ve tecavüz öyküleriyle çalkalanıyor. “Öykü” dediysem, ithamların gerçek dışı olduğunu kastetmedim kuşkusuz.  Birçoğumuzun en azından filmlerden tanıdığı ünlü kadın aktrisler en sonunda cesaret bularak, seçmelerde rolü alabilmek için- (audition) yıllardır kendilerinden beklenen veya talep edilen “cinsellik katkısını” yapmak zorunda  kaldıklarını teker, teker deklare etmeye başladılar.

Konuyu takip etmemiş olanlar için özetlemek gerekirse: Hollywood’un çok izlenen dizilerinin ve filmlerinin başarılı yapımcılarından biri olan HW meğerse ta 1990’lardan beri söz konusu yapımlarda rol vermek istediği kadın aktrisleri seçmeler öncesi cinsel ilişkiye zorluyormuş. Bu “önemli” yapımcı oteldeki odasına davet ettiği, özellikle genç ve geleceği parlak yıldızları bornozuyla karşılar, banyoyu da hazır ettiğini söylermiş. Demek ki sapıklık başarı ve zenginlikle doğru orantılı değil. Hatta tahsille de bir ilgisi yok; zira bu adamların hemen hepsi iyi eğitimli. Ama o inanılmaz egoları ve “ben her şeye sahibim; tüm kadınlar da bana ait; onların kaderi de benim elimde” kompleksi ve şımarıklığı kafaları sadece cinselliğine çalışan erkeklere işte böyle de bir güç veriyor ve bu güç tacize, tecavüze kadar gidebiliyor. Oscarlı aktris Jennifer Lawrence bile bir seçme öncesi çırılçıplak soyunmak zorunda bırakılmış.

BBC’de merakla izlediğim bir program var: HARDtalk. Programın yapımcısı ve ankoru Stephen Sackur, Amerika’yı kasıp, kavuran bu taciz-tecavüz konusunu tartışmak üzere duayen bir aktris ve aynı zamanda aktivist olan Jane Fonda’yı programına davet etti. Fonda, kadınlara yönelik (cinsel) tacizin sadece Hollywood’a ve sinema dünyasına özgü olmadığını, iş yerlerinde, kamuda, akademik dünyada, bir başka deyişle tüm sosyal hayatta birçok kadının herhangi bir taciz ile karşılaşabildiğini söyledi. Önceki yılarda özellikle sosyal baskı korkusuyla kadınların konuyu gündeme getirmekten çekindiklerini; bu olaydan çıkartılacak en önemli dersin ise kadınların artık korkmadan, çekinmeden, yüksek sesle konuşarak, yazarak, çizerek, anlatarak suçluları afişe etmeleridir diye konuştu.

Birçok ünlü erkek-kadın Amerikalı, politikacı, düşünür, yazar ve iktidar/muhalefet partisi mensupları olayı alenen kınadılar ve yargıya taşınması gerektiğini söylediler. Büyük bir olasılıkla bu güçlü, zengin, başarılı yapımcı HW bundan sonraki yaşamını hapiste geçirecek. Amerika’da ne olursan ol, ne kadar güçlü olursan ol, delil varsa cezanı çekersin.

XXX                                                               XXX                                                          XXX

Gelelim bizim bu taraflara… Kuşkusuz sapıklık her ülkede var. Hindistan da bundan bir süre önce genç bir kıza yapılan seri tecavüz ile çalkalanmıştı. Bu durum “kadınların kaderi”, “kadın olmanın fıtratında vardır” deyip, sessiz mi kalacağız?

Şort giyen kadını kendi dinsel ve geleneksel yaşam tarzına uymuyor diye “hafif” bulup, kendi cinselliğini kontrol edemeyince büyük bir olasılıkla tahrik olup, kadına otobüste yumruk atan sapık için, “Eh o kadında kapalı dolaşsaydı” mı diyeceğiz?  Ya o yumruğu atana hiçbir tepki göstermeyip, sadece seyredenlere ne demeli? Hani Türk milleti merhametli, hani yardımsever, ahlaklı idi?  

“Kadının eli sıkılmaz; yabancı kadına ise hiç yaklaşılmaz ” diyen ve kafası 7. Yüzyılda kalmış ahlak mühendislerinin bu arkaik anlayışına seyirci mi kalacağız? 11 yaşında ve 8 aylık hamile bir kız çocuğunun hakkını aramak için bazılarının beğenmediği Amerika’da mı olmak lazım?

Benim anlamadığım bir de şu var:  Yahu bu erkekleri de yetiştiren yine kadınlar değil mi? Bazı anneler nasıl oluyor da oğullarına terbiye ve saygı yerine “kadına saygı duymamayı, hatta kötülük yapmayı” öğretiyorlar? Annelik mertebesine ulaşmış bu kadınların, kadın olarak kendilerine hiç mi saygıları yoktur? Ya bazı babalar? Kendi eşleri, kızları başta olmak üzere “kadını mal” olarak gören… Sizlerin de kendinize zerre kadar saygınız yok herhalde.                        

 10 Kasım’da modern bir Türk kadını olarak Atatürk’ü yine özlem ve minnetle anacağım. O’nun vizyonuna sahip çıkmaya devam ederek. Ruhu şad olsun.        



Bu yazı 184 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI