Bugun...

Nilgün Güresin
Güle güle 2016. Ben seni hiç sevmedim
Tarih: 02-01-2017 14:46:00 Güncelleme: 04-01-2017 12:40:00


2017’nin şu ilk günlerinde tadınızı kaçırır olsa bile, 2016’da Türkiye’de gerçekleşen  “Kadın Cinayetleri”ni hatırlamakta ve hatırlatmakta yarar görüyorum.
Türkiye’de artarak devam edegelen “kadına yönelik şiddetin” haritasına bir göz attığımızda 2010 yılından bu yana ülkemizde 1700’e yakın kadının öldürüldüğünü ve özellikle son 5 yılda sayının tepe yaptığını belirteyim. 2016 yılında 300’e yakın kadın şiddete kurban edildi. Cinsel şiddet adeta aleni, yaygın hale geldi. Cinayetlerin yanı sıra, 100’e yakın kadına tecavüz; 400’e yakın kız çocuğuna yönelik cinsel istismar vakası tespit edildi. Cinsel tacize maruz kalındığı halde bir acele ört bas edilip, üstü örtülen “erkek çocuklara taciz”  olaylarına da burada değinmeden geçmeyelim.  Ne yazık ki “erkek çocuk tacizleri” konusunda ülkemizde hala yeterli sayıda araştırma ve istatistik yok. İslam   ülkesiyiz ya, herhalde zemzem suyuyla yıkandığımız düşünüldüğü için böyle sapıklıklar bizim ülkemizde “olmaz!”  varsayımından hareket ediliyor.
Kadın cinayetlerinde kadınların %25’i kocalarından boşanmak, sevgililerinden ayrılmak istedikleri veya boşanmayı reddettikleri için öldürüldüler. Kent olarak İstanbul, semtler olarak da İstanbul’un Fatih, Bağcılar, Beyoğlu, Ümraniye ve Küçükçekmece ilçeleri başı çekiyor. Öldürülen kadınların %40’ı 26-40 yaş arasında iken, %30’u da 19-25 yaş arasında. Cinayetlerde genelde hep kadın haksız ve suçlu bulunuyor.  Sapık ve şiddet yanlısı bu caniler şu nedenlerle kadını, karısını, sevgilisini öldürmeyi kendinde hak görüyor: Kadınların yürüyüşleri, giyinişleri, kendi, kendilerine karar almaya ve  tercihler yapmaya başlamaları, erkeğe hizmet etmemeleri, aldatılma şüphesi, cinsel saldırı, taciz ve öldürme nedenleri. Her nedense bu bahaneler “namus ve töre kisvesi altında” zaman, zaman toplumda kabul dahi görebiliyor. Kadınların haklarını geriletmeye dönük söylemler, makaleler, kitaplar ve politikalar şiddet olaylarını körüklüyor. Cuma namazına gidince tüm günahlarından arındığını düşünen, sonra da eve gelince yemek yapmadı diye karısını döven şiddete meyilli erkekler büsbütün cesaret buluyor. Erkeklerimizin ciddi bir “özgüven taramasından” mı geçmesi lazım acaba? 
Üstelik üzülerek görüyoruz ki bazı siyasetçiler, belediyeler,   akademisyenler, medya mensupları ve din adamları 21. yüzyıl Türkiye’sinde kadını hala aşağı görüp, bu davranış biçimini olağanlaştırıyorlar ve hatta meşrulaştırıyorlar. Din tüccarlığına soyunuyorlar. Sözde tedbirler de sadece kağıt üzerinde ve lafta kalıyor. Hatta Allah’a olan inançları bile.
Mutlu yıllar.

 



Bu yazı 15300 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI