Bugun...

Sinan YURTKULU
BÜYÜME VE BAKANLARDAN MASALLAR
Tarih: 08-01-2018 13:44:00 Güncelleme: 08-01-2018 13:44:00


İktidar partisince düzenlenen kongre ve toplantılar “büyüdük” nutuklarıyla çınlıyor.“ Yükseldik, büyüdük ve ilerledik” naralarıyla inliyor. Büyüyoruz, korosuna son olarak Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek Gaziantep’ten katıldı.  ‘Geçen yıl yüzde yedi büyüdük’ dedi. Hindistan ve Çin ile birlikte dünyanın en hızlı büyümesini yakaladığımızı vurguladı.   Ne gariptir ki şahsım da; ülkemizin büyümesini yükseldikçe küçülen ve giderek  kaybolan uçaklara benzetiyorum.  Evet ! iddia ediyorum. Büyüdükçe küçülüyoruz. Yükseldikçe kayboluyoruz., Nasıl mı Şöyle; Ekonomi büyüyor, işsizlik bulutlarında kayboluyoruz. Büyüyoruz; Yüzde 12 gibi çift haneli enflasyon duvarına çarpıyoruz.. Satın alma gücümüz azalıyor. Açlık sınırını aşıyoruz. İhracatta rekor kırıyoruz.. İthalat patlamalarına sebep  oluyor. İnfilakın çıkardığı siste yitip gidiyoruz. Gelir gideri karşılamıyor. Sattığımız ürünün parasına 77 milyon dolar ekliyor, dışarıdan mal alıyoruz.. Cari açık duvarlarında parçalanıyoruz.  Açıkta  40 milyar doları geçiyoruz.  Üstüne üstlük  ithalatımız işsizliği daha da yükseltiyor. Fakir fukara sayımızı artıran gri bulutlar da görünmez oluyoruz. Hane halkı ve gelirlerimiz borçla  teşvikle katkı ile büyüyor. Olmayacak hayallere dalıyoruz.
Düşünsenize Bakan Şimşek in ifadesine göre geçen yıl   1 milyon 200 kişiye iş bulunmuş. Ancak sorun azalmıyor. Toplamda 7 milyon işsiz yerli yerinde duruyor. Atama bekleyen öğretmen mühendis teknik eleman bu sayıya dahil.Asgari ücret arttı 1603 TL oldu.1 Açlık sınırı kişi başına 1.893 TL  ye dayandı. Gelir gideri karşılamıyor.   1 milyon 400 bin konut satıldı. Diğer taraftan Her yıl aşağı yukarı  1 milyon 200 bin kişinin  barınma ihtiyacını karşılamak zorundayız. Yapılan satılan binalar ihtiyacı cevap vermiyor. Makine ve techizat alımları kıpırdandı.   Sanayi kapasite oranları arttı. Soluduğumuz hava ve içtiğimiz sudan, yiyeceklerden zehirleniyoruz.  Başta Yol, köprü ve havaalanı gibi alt yapı yatırımları yükseldi. Gelir dağılımı dibe vurdu.. Zengin yoksul arasındaki fark pembe bulutlara ulaştı. Birbirinden güzel Teknoparklar inşa ettik. Organize Sanayi Bölgeleri kurduk. Dişe dokunur, başarı hikayeleri yok.  Çalıştıracak ara eleman bulunamıyor, Her şehrimize şahane üniversiteler  kurduk. Dünyanın en önemli 100 üniversitesi sıralamasına 1- 2 üniversitemizi sokabildik.. Dünyanın en güzel coğrafyası İstanbul Boğaziçi’nde  Çırağan Palace Kempiski  gibi tarihi şahane  binalarda “İstanbul Ekonomi Zirvesi” düzenleniyor. Hem de Aydın Üniversitesi gibi güvenirliği kanıtlanmış  güzide  bir kuruluşumuzun katkılarıyla  “Sanayide  4.0” gibi yüksek teknolojilerin makinelerin interneti, yapay zeka, “Dijital Devrimin” ekonomiye yansımalarının   konuşulduğu toplantılarda iş adamı –yok- denecek kadar az sayıda katılıyor. Teknoloji öğrencisini  ise büyüteçle  ancak  buluyoruz. Daha da acısı  Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki  İstanbul Sanayi Odasının günler önce davet ettiği 27.12.2017 tarihli ve“Üretim Odaklı Bir Ekonomide Planlı Bir Çevre ve Şehircilik Anlayışının, Sanayimizin Gelecek Vizyonu ve Yeni Nesil Sanayimize Farkındalık Kazandırılması Açısından Önemi” ana gündemli toplantısına katılıyor. İSO Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay açılış konuşmasında her alanda akıllı ve sürdürülebilir kalkınmadan bahsediyor. Sanayinin gücüyle ve sürükleyici rolüyle şehirlerimizi nüfus artışının ihtiyaçlarını karşılayacak ve ülkemizi ileri taşınması gerektiğinden bahsediyor. Sayın Bakan Özhaseki ise  İSO Başkanı Erdal Bahçıvan ve  Yönetim Kurulu ile Türkiye, Balkanlar ve Ortadoğu’da saygı gören iş adamları ve biz basın mensuplarına  Bakan bey gündemle  alakasız  fıkra ve masallar anlatıyor 15 yıldan fazla güzel  yurdumuzun yerel ve genel yönetiminde   olmalarına rağmen sağlıksız ve kimliksiz şehirlere sahip olduğumuza dikkat çekebiliyor.. Fıkralarla ilk okul  müsameresini aratmayan bir  tarzda  hoş vakit geçirtiyor. Orta okul öğrencisinin bile çok daha iyisini yazabileceği  bir konuşma metni ile Türkiye’nin ekonomik  katma değerine büyük destek veren çok önemli bir bölümünü üreten ve binlerce kişiye istihdam sağlayan saygın güzide bir topluluğu sıradan ve gündemi -teğet -bile geçmeyen konularla   meşgul edebiliyor. Ayrıca toplantı gündemi ve sanayicilerin Çevre Bakanlığından talepleri ve önerilerini içeren  ve Bakanının kendisine  aylar önce sunulduğu izlenimine kapıldığım bir  -raporun- kapağını bile kaldırmadığı  toplantıya gelirken hiç mi hiç  dersine her cümlesinde hazırlanmadığı ve her halinden  anlaşılıyor. İşte yönetimin başı ve bakanlarıyla  büyümemizin hali pür melalinin büyük bir bölümü yukarından aşağı anlattıklarıma  dayanıyor. Büyümemiz sonuçta kara mizahı içeriyor  ve hormonlu gerçekleşiyor..  Hormonlu ise büyüme yaramıyor fakirliği,işsizliği azaltmıyor. Hak, hukuk ve adaleti sağlamıyor.  Arkadaş büyüme denilince akla; toplam hasılanın arttığı. Üretimin çoğaldığı. Tüketici ve üretici güven endekslerinin tavan yaptığı ortamlar,  Refah seviyesinin ve yaşam kalitesinin yükselmesi gelir. Türkiye’mizin çevresinde, kıtasında ve okyanus ötesindeki lider ülkeler ile bilim, teknoloji imalat ve sanayi de sıkı bir yarışta olduğu anlaşılır. . Büyüme deyince eğitimde,  ekonomi , insanca yaşam, hukuk ve adalette  yapısal reformların gerçekleştiği söylenir. Yanlış anlaşılmasın ben yurdumuzun büyümesini yükselmesini ve ileri gitmesini çok ama çok isteyenlerdenim. Zira  işim  gereği hergün  kardeş dost ve akraba ülkelerden yükselen mazlum milletlerin feryatlarını işitiyorum..  Kalbimde derin yaralar oluşuyor.  Son olarak Sudan, gibi Afrika,  Saraybosna başta olmak üzere Balkan ülkeleri ve Avrupa Devletlerinde yaşayan mazlumlar tarafından karşılanmamıza ve Cumhurbaşkanımıza itina ile hazırlanmış iltifat cümlelerine dikkat buyurun.   Nasıl da Türkiye’nin gücü ile gurur duyuyor medet bekliyorlar. Lütfen beyler her cümlenizin dünyada yankılanmasına özen gösterin, bizden derman bekleyen ve umutlarını  şanlı Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve yöneticilerine  bağlayan dostlarımıza ve içerdeki milyonlarca  garip gurebayı içi boş büyüme lafları ile sükut-u hayale uğratmayın. Zavallıları çileden çıkarmayın Yüce Atatürk ‘ün “Türklüğün unutulmuş büyük medenî  vasfı ve büyük medenî  kaabiliyeti, bundan sonraki   inkişafıyla geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır”. sözünü aklınızdan çıkarmayın.
 



Bu yazı 248 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI