Bugun...

Sinan YURTKULU
Milli benliğini bulamayan milletler başka milletlerin avı olacaklardır.
Tarih: 20-11-2018 13:51:00 Güncelleme: 21-11-2018 16:16:00


Malûmunuz ‘ İlk Cumhurbaşkanımız, Başkomutan Gazi Meraşal Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyetimize saydırdığı hakaretler ile ünlü -fesli deliyi- Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ziyaret etti. Kazanı kaynattı. ‘Liderler başta olmak üzere halkımız tarafından büyük tepki gördü. Derhal istifaya davet edildi. Tabii ki Büyük Reis ekibinden birinin altta kalmasına seyirci kalmadı. Reisimizin emir kulları tarafından Ali Erbaş’ı takdir ettiği anlatıldı. Yüce bir amaç için toplanılan bir açılışta Diyanet İşleri Başkanı ile yan yana fotoğraf verildi Reisimizin Başkana verdiği değer birkez daha vurgulandı.. Amacı Peygamber efendimizin doğum gününü kutlamak gibi kutsal toplantıda yaptığı açılış konuşmasıyla bu kez kurumu sahiplendi. Reis Bey“Diyanet İşleri Başkanlığımızı siyasi tartışmaların malzemesi yapma girişimlerini tasvip etmediğimi belirtmek istiyorum” dedi Diyanet camiamızı üzecek, milletimizle diyanet mensuplarının arasını açacak tartışmaların hiç kimseye bir faydasını olmadığını düşünüyorum” sözleriyle Büyük Reis Diyanet İşlerini tartışmalardan uzak tutmaya çabaladı. Buraya kadar her şey çok ama çok güzel ancak bu günlerde sizin de payınız var. . Merak edenlere anlatayım. Diyaneti ve Başkanını tartıştıran bu yöndeki söz ve tavırlara ilk çanak tutan. Laik, Demokratik Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Cumhurbaşkanı iken bizi millet yapan değer ve şahsiyetlerimize dolayısıyla Kurucu Liderimiz Mustafa Kemal Atatürk’e dil uzatılması ile tanınan Fesli Deli’ye hasta ziyaretini yapan ilk Cumhurbaşkanı R.TErdoğan’dır ??? Bu ziyaretten cesaret alan Erbaş’ta 10 Kasım Atatürk’ü Anma Törenlerinin bir önceki günü 9 Kasım da Cumhuriyet ve Kurucusu Atatürk düşmanı bir deliyi ziyaret etti. Eleştiri bombardımanını başlattı. Yani balık baştan koktu.. Ben şimdi saygıdeğer BaşkanR.T Erdoğan’a sormak istiyorum. Siz sadece Diyanet İşlerinin tartışılmasını mı tasvip etmiyorsunuz Peki siz bugün içinden geçtiğimiz ekonomik, siyasi bunalımları tasvip ediyor musunuz? Atatürk’e ve Müslümanlara laf ettirmeyiz lafları gibi beylik sözlerle bu hışımdan kurtulamazsınız? Tabi ki bizde bazı örümcek kafalı din adamlarından , ne idüğü belirsiz bazı cemaatlerden ve emperyalist devletlerin işbirlikçisi ve

uşağı satılmış bazı imamlardan bizi koruyan billur ve duru bir İslami bilgilerle bizleri donatan Diyanet İşleri Başkanlığının tartışılmasını istemiyoruz. Asla ve kat’a tasvip etmiyoruz. Ancak bu ülkenin tek sorunu din ve diyanetin ve siyasete malzeme yapılması değildir olamaz..Dolayısıyla sözüm ona yüzde 11,1 gibi aslında yüzde 18 lere çıkan İşsizlik hakkında görüşünüz nedir? Mesela Bugün itibariyle işgücü piyasası verilerine göre her 3 evde genç, orta veya çalışmak zorunda olun yaşlı işsiz bulunuyor. İş bulma ümidini yitirmiş, iş aramayan çaresizler de dahil edilirse 2 evin birinde boş oturan 10 milyona yakın işsizimiz mevcut. Boşta gezen Aşsızları diline pelesenk eden lider ve kanaat önderlerine söyleyecek bir sözünüz yok mu? Emeklilerimiz ateş pahası mezar fiyatlarından dolayı ölmekten korkuyor. Beleş mezar peşinde koşuyorlar. Parasızlıktan Eş, çocuk ve torunlarının yüzlerine bakmaya utanıyorlar. 36 milyon dar gelirli vatandaşımız sosyal yardımlarla yaşamaya çalışıyor. Tüketici enflasyonu yüzde 25 leri geçti. Üretici Enflasyonu yüzde 50yi göğüsledi. Ticari Kredi faizleri yüzde 35, Kredi faizleri yüzde 40 oldu. Merdiven altında çalışan açgözlü tefeciler hatta bazı bankalar, yüzde 60 faizle patron babalarına ellerini öptürüyorlar. Fahiş faize rağmen kapris üstüne kapris yapıyorlar. Tüketicinin alım gücü yarı yarıya düştü. . Resmi Verilerden de anlaşılacağı üzere borçtan krediden kaçıyorlar. Eski Ev, araba eşya elbise hatta -yırtık donunu- bile yenilemek istemiyor. Akla gelen her türlü tüketim maddesini çok acil olmadıkça – almaya yanaşmıyorlar. İmalatçı, üretici, çiftçi yatırımdan kaçıyor. Tüccar ayakta kalma savaşı veriyor. Sanayici ticaret erbabı, maliyetleri düşürmek adına işçi çıkarıyor. Bir elemana üç işçinin işini yüklüyor. Hammaddenin en ucuzunu bulmaya çalışıyor. Daimi oruç, Acıkmamak üzere tuvalete gitmemek gibi acaip acaip tasarruf tedbirleri uyguluyorlar.. Çiftçi ise traktöre yanaşmıyor. Pahalı Gübre mazot, elektrik işçi masraflarıyla karşılaşmamak için, Tarla, bağ ve bahçeden bucak bucak kaçıyorlar. Liderler, Siyasiler, Sivil Toplum Örgütleri hemen hergün işsizlik yoksulluk ve pahalılığı anlatıyor. Hatta Cumhur İttifakında beraber yürüdüğünüz MHP’ye gönülden bağlı Türkiye Kamu Sendikaları bile, eriyen

maaşlara –zam- mektupları gönderiyor. Bu taleplere de bir cevabınız var mı?Tepkinizi duyamadık??? Kapasite kullanım oranları, büyüme ve benzeri veriler dip yapıyor.. Nakit para buhar olup uçtu. Esnaf zanaatkar ipariş azlığı nedeniyle geleceğini göremiyor.Reel piyasalarda durgunluk derinleşti. Oy deponuz iş ve perakende, ticaret dünyası i-m-d-a-t pimlerini kopardılar.. Feryat ederken sesleri kısıldı. Çoğu çaresizlikten Konkordato gibi iflastan bir önceki çıkışa sapıyorlar. Ekonominin can damarları bildiğimiz – kamyonların –yarıya yakını yük götürdükleri adreslerden; boş dönüyor. Yük bekleyen birçok kamyon/kamyonet ve taşıyıcıların tekerlekleri çürüyor. Sözün Özü : Yukarıdan aşağıya saydıklarımdan ülkeyi yöneten birilerinin haberdar olmaması mümkün değil.?Ya Cari açığımıza ne demeli? Açık 2018 yılında Yüzde 77 artış gösterdi. İlk 10 ay itibariyle 62.1 milyara ulaştı.. Kırmızı çizgi olan “Borçların milli gelire oranı yüzde 55 e ulaştı. Bunları duymuyor musunuz? Diyanet İşleri Başkanlığı programları yerine Merkez Bankası , Maliye ve Ticaret Bakanlığı faaliyetlerine katılın. Başkan ve bakanlarınıza “ödenemeyen vergi ve eriyen döviz rezervlerini özel ve kamu sektörünün 500 milyara yaklaşan dış borçları , bankacılara karşılıksız kredi, çek ve senetleri “sorarken resim çektirin. Bakanlarınızın boynu bükük kalmasın. Ülkenin diğer mazlum ve mağdur Müslüman Türk Milletine de sahip çıkın. Vali, Kaymakamlık ve belediyelerden Nohut makarna aldığından dolayı sesi çıkmayan yandaş fakir fukara ile yetinmeyin. Partinizin Siyaset Okullarında mevcut ve yeni yetişenlere Sayıştay denetçilerinin ve raporlarının altını kırmızı kalemle çizin. Türk demokrasi sahnesine çıktığınız ilk günlerdeki gibi yine-Yasaklar, Yolsuzluk ve yoksullukla mücadele- nasihatleri verin..Kârsız satış yapan iesnaf, tüccar çiftçi; sattığı malı yerine koyamamanın acı ve çilesinin resmini çizsin size mesela…Dar gelirli dul, yetim, emekli, ve engellilerin hüzünlülerin çile dolu resimleri ; gururla temelini atıp hizmete giren devasa binalar da sergilensin. Sizde yüksek perdeden tüm siyasi ve kanaat önderlerine çağrılar yapın. Yanınızdaki ve karşınızdaki tüm siyasi ve siyasetçinin – laf- yerine çözüm üretmesi gerektiğine işaret edin. Hülasa kadrolu kışkırtıcı ve karıştırıcılara sahip çıkarken; günbe gün daralan ekonomi ve zorlaşan hayatın iyileşmesi için –reçete- derman sözlerde bekleniyor sizden. Ayrıca yüksek verimlilik, katma değeri yüksek ürün imalatına götürecek alt yapı donanım eksikliğine de dikkat çekin . Yüksek Teknolojik ürünlerin ihracatımızdaki yerinin neden yüzde 4 de kaldığına dair fırçalar atın bakanlarınıza . Israrla milletimize, basın mensuplarına hukukun üstünlüğünü belgeleyin. Yazılı ve görsel medyada boy gösteren gerdan kıvıran yandaş yorumcularınıza; Şeffaflığı- anlattırın. Sayıştay raporlarına giren başkanları ve müdürleri, bürokratları tartıştırın. Yetkileri dışına çıkan açgözleri el aleme rezil-i rüsvay edin. Gündemi meşgul etmekle görevli yandaş lafazanlar ; halkımıza; mutlu insan, tam istihdam, refah devletine ulaşmanın ipuçlarını versinler. Hiç olmazsa azda olsa bozuk saat- olsunlar. Günde, ayda yılda bir kez olsun doğruyu göstersinler. Gerçekleri doğruları anlatsınlar. İcracı bakanlıkları ehline teslim edin. Yeni mezun birkaç yıllık iş tecrübesine sahip akraba, yandaş gibi şahısları ülkenin kaderini belirleyecek makamları teslim etmeyin. Eğrisini doğrusunu

 

 

incelesin Tartıdan geçirsin. En azından hatalı ve yanlış bilgi vermesinler Öz eleştiri yapsınlar. . ‘Dayak yiyen boksöre çok iyi dövüyorsun’ diyen antrenör gibi amirlerini başkanlığı yanıltmasınlar.. Mesela daralan ve krizdeki ekonomimizi ayan beyan anlatsınlar. En azından başarısızlıkları gizlemek uğruna – Andımız- savunmasında yaptıkları gibi Şanlı Türklüğün tarihi, askeri ve coğrafi sahalarda yaşadığı binlerce yıllık onurlu ve gururlu macerasını sulandırmasınlar. Diyanet İşleri Başkanlığı gibi çok önemli bir kurumun kurulmasına ön ayak olan, ilk başkanın altına gıcır gıcır araba çeken, dolgun bir maaşla işe başlatan Yüce Atatürk’e dil uzatmasınlar. El , dil gönül birliğiyle bugün başımıza ağırtan yüksek faiz, yüksek enflasyon , Düşme eğilimindeki Güven Endeksleri, para darlığı, pahalılık ve işsizlikten kurtulmanın yollarını arayalım. Sevginin, rahmetin, merhametin yoksulların, yolda kalmışların, mazlumların ve kimsesizlerin kimsesi olması ile bağrımıza bastığımız Hazreti Muhammet Mustafa’nın (S.A.V) efendimiz gibi doğumu ile alemleri şereflendirmiş bir mübareğin doğum haftasında bile siyaset yapmakla milletimizi ayrıştıran ötekileştiren tarzlar ülkemize ve milletimize kazanç sağlamaz., Kutlu Doğum Haftasının başladığı O gün sarf ettiğiniz sözlerden faydalanın . Yanlışta ısrar etmeyin. Eş Başkanı olduğunuz Büyük Ortadoğu Projesi bizim Müslüman Türkleri bölme parçalama köleleştirme olarak okuduğumuz projeyi başlarına geçirelim. Müslüman ve Türk kanı akıtan, zenginliklerini gasp eden zalimlerin planlarını bozalım.... Kıbrıs’ta, Doğu Akdeniz’de ülkemizin çıkarlarını kollayalan., Irak ve Suriye’nin kuzeyinde Türkmenlerin, Asya ve Ortadoğu’nun tamamında Müslüman din kardeşlerimizin ve Türk soydaşlarımızın menfaatlerini gözetelim. Emperyalist ülkelerin emriyle Ege Adalarımıza asker yığmış düveli muazzamayı alt edelim. . Ayrıca Atatürk'ün tarifi ile, millet olmak İslâm’a aykırı bir olgu değildir. Olamaz.. Dinimiz her türlü kibri, böbürlenmeyi yasak etmiştir. Alemlerin yaratıcısı Cenab-ı Hak dileseydi bizleri tek bir kavim olarak yaratırdı. Onun güç/ kuvvet ve bildiğinden şüphe olmaz. O neylerse güzel eyler..Yüce malikimizin bizleri Siyah, beyaz, kızıl, Türk, Laz, Boşnak ve benzerleri olarak yaratmasında da bir sır var.. Önemli olan kulluk vazifelerimizi en iyi şekilde yerine getirmektir. Herhangi bir ırk’a mensup olarak yaratılmamız dini görevlere mani değildir. Ayrıca yeri geldiğinde kasırga, yeri geldiğinde şimşek bora olan dünyayı güneşi ile aydınlatan Türklerin İslâmın şanlı bayrağını i’lâ-yi kelimetullahı nerelere taşıdığı cümle alemin malumudur. Güney, kuzey doğu ve batı coğrafyalarında en uzak noktalarda bile şerefle temsil ettiği başta din düşmanlarımız olmak üzere tüm dünya milletlerinin beynine tarihine kazınmıştır. . Şu iyi bilinmelidir ki; Milletimizi ayrıştıran kadrolu yandaş yorumcuların vatansızlara dinsizlere hizmet etmesi en az 7 bin yıldan bu yana Anadolu’da olan yüce Türk milletini aslından atasından kurcu lideri Atatürk’üne bağlılığından bir an bile uzaklaştıramaz. Kurucu Liderimiz, ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Meraşal Mustafa Atatürk’ün bu konu ile ilgili sözleriyle satırlarımıza son verelim “Milli benliğini bulamayan milletler başka milletlerin avı olacaklardır”



Bu yazı 247 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI