Bugun...

Sinan YURTKULU
ZAFER VE KEDER SARHOŞLARI KENDİNİZE GELİN
Tarih: 01-07-2018 19:41:00 Güncelleme: 03-07-2018 11:44:00


Türkiye hayati bir dönemeci geçti. Yepyeni bir yola girdi. 24 Haziran 2018 günü milletimizin yüzde 53.62'sinin onaylamasıyla hayata geçen Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri devletimize milletimize Türk İslam Dünyasına yüksek katılım gösteren vatandaşlarımıza hayırlı ve uğurlu olsun. Yeni sistemde göreceğimiz uygulamalar; rejim değişikliğine sebep olmaz inşallah. Dileriz demokratik parlamenter sistem içersinde yaşamaya devam ederiz. Seçim dolayısıyla ara verdiğimiz acil, orta ve uzun vadede ki işlerimize koyuluruz. Zira zaman; zafer veya keder sarhoşluğundan ayılma vaktidir. Dış ticaret ve cari açığımızdaki yükseliş baş döndürücü seviyelere ulaştı.. Jeostratejik açıdan ve yakın coğrafyamızda yaşanan yangın kapımızı sarmak üzere.. Sınır güvenliği ve toprak bütünlüğümüz tehlike altındadır. Yerli yabancı terör piyonları, bölücü hainler, din, mezhep, ırk cambazları, kudurmuş köpek gibi saldırmaktadır. Askerimizin polisimizin korucu ve masum insanlarımızın kanını dökmekten zevk almaktadır..Komşularımızdan İran Rusya diken üstündedir.. Çok uluslu finans kapitalin emrindeki kan emiciler; daha şiddetli “saldırın, yakın yıkın yok edin” emrine canla başla riayet ediyorlar..Irak ve Suriye siyasi askeri ve ekonomik saldırılarla mücadele ediyorlar.. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve halkımız çift haneli enflasyon, yüksek faiz, işsizlik, iç ve dış borçlar denizinde boğulmamaya çalışıyor. Ortadoğu, Akdeniz Hazar havzasında oynanan enerji liginden düşürülmek üzereyiz. Ülkemizi, huzur ve güvenli, insan, doğa ve canlı haklarına saygılı hak, hukuk ve adaletin üstün olduğu kazançların adil paylaşıldığı refah yolunda ilerlemek için acilen kolları sıvamalıyız. Cumhurbaşkanı ve kadrosu gün geçirmeden işçi işveren ilişkilerine eğilmelidir.. Her iki tarafın haklarını yerden kaldırmalıdır. Haklının yanında boy gösterilmelidir..Çalışma ve iş dünyasının beklentileri mercek altına alınmalıdır. İş güvenliği tesis edilmeli çalışanların sosyal hakları ve can güvenliği dikkatle izlenmelidir. Eğitim, sağlık, turizm, imalat, ticaret tarım, dar gelirli, dul yetim şehit ve gazi yakınlarına verilen sözlerin karşılanacağı tarih hemen açıklanmalıdır..Tarım, imalat hatta hizmet sektöründe ardına kadar açık olan ithalat kapıları makul seviyelere indirilmelidir. Etnik köken, dil, din, ırk mezhep kavgalarını kızıştıran kişi ve kuruluşlar ;tam karşlıraında tüm heybetiyle; bütünleştirici devletin azim ve kararlı yönetim tavrını görmelidir. Adil yasama, yönetim ve yargısını karşılarında bulmalıdır. Dış politikada dünyayı Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve vatandaşlarının milli ve manevi menfaatlerini koruyup, gözeten politika izlenmelidir. Asla ve kat’a gelişmiş ülkelerin payandası taşaronu olmamalıyız ABD; Rusya, Çin veya tüm devletlere aynı mesafede yaklaşılmalıdır. Dengeli dış siyasette ısrar edilmelidir. Dış, iç güvenlik milli eğitim tüm bürokratlar dünyayı Türkçe düşünen ve Türkçe okuyan bürokratlara teslim edilmelidir. Sömürgeci devletlerle kolkola olan İslam dünyasını kendi saflarımıza katmalıyız. Kanbağı, dil, din, kültür ve coğrafya bağı olan soydaşlarımız, dost akraba topluluklar sık sık bir araya getirilmelidir. Sorunlarını gündemde tutacak Türk Dünyası Bakanlığı kurulmalıdır. Ardından İslam İşbirliği Teşkilatının kime neye hizmet ettiği sorgulanmalıdır.. Özellikle Akdeniz, Ortadoğu, Hazar ve kardeş Türk Devletlerinde mevcut enerji kaynaklarını ilelebet haçlı zihniyetinin emrine amade etmek isteyen sömürgeci çok uluşlu şirketlere karşı uyanık olmalıyız..AB-D ve işbirlikçisi İsrail ile ilişkilerimizi tekrar tekrar gözden geçirelim.Sadece enerji kaynaklarının üstünde yaşadıkları için zulme baskıya ve esarete maruz kalıp inim inim inleyen mazlum ve sefil soydaş ve dindaşlarımızı vahşi kapitalizme ezdirmeyelim. Nüfusu 2 milyarı aşan Müslüman Türk Dünyasının bir beraber olduğunda nelere kadir olacağını hesaplayalım. İleri karakolumuz Kıbrıs, Adalar Denizinde ki Ege’de Lozan ve özel anlaşmalarla sahip olduğumuz kara parçalarını diplomasi siyasetine kurban etmeyelim. Kan ile aldığımız toprakları kağıt üstünde kaybetmeyelim. Doğu, Güneydoğu Akdeniz ve Karadeniz’de delinmeye çalışılan sınırlarımıza daha kuvvetli sahip çıkmanın yollarını arayalım. Gıda terörüne son verelim. GDOlu ürünlere kapımızı kapayalım. Tarım’da 18-18 milyarı aşıp,40 milyar dolar ihracatı ve hibrit üretimi zorlayalım. Hayvancılıkta tihalata kapıları kapayalım. Mera meselesini çözelim. Türk milletine yakışır ırkta büyük/küçük baş hayvan yetiştirelim. Çiftçimizi oturduğu yerde değil, üretimlerine sağlanan, gübre mazot, yem ve makine parkurunu artıran faizsiz uzun vadeli teşviklerle yüceltelim.. Kooperatifleşmeye özendirelim. Çok uluslu mağazalar zincirlerine teslim etmeyelim.. Tarla, bağ ve bahçesinin hemen yanına fabrikalar kuralım. Geçenlerde katıldığım İstanbul Ticaret Odası 72 Komitesinin yemekli toplantısında gıda ürünleri konusunda duyduklarım tüylerimi ürpertti. Baklava tatlı, pasta şekerleme, lokum, dondurma, helva gibi ürünlere katılan gıda katkıları yüzde yüz yirmi seviyelerine çıkmış. Halbuki bu oran yüzde on onbeş seviyelerinde olmalıdır.. Ayrıca memleketimizde üretilen kabuklu fıstık 160-195 Türk lirası seviyelerine ulaşıp baklava pahalanınca Tarım Bakanı Eşref Fakıbaba’nın – baklavayı ithal ederiz- mantığıyla hareket etmesi, karaborsacıları sevindirmiş. Sektör; Maliye, Ekonomi, Tarım ve Ticaret Bakanlığı üst düzey bürokratlarının düşük ciddiyet azlığına çok üzülmüşler. Tatlıcılar karşısında ilk aklıma gelen, ”Fıstık konusunda bu hallere düştüysek merdiven altında veya üstünde paragöz zihinle yapılan gıda imalatları -ölüm üretiyor-demektir. Hele hele patates ve soğan krizinde de ithalat sopasının kullanılması anlaşılır değildir. Yaşanan sıkıntılardan ders alınmadığı gösterir. Farkında mısınız bilmem ama Günü kurtaran politikalarla doğru dürüst çalışan imalat ve ticaret erbabı günbe gün eritiyoruz. Kepenk kapattırıyoruz..” Gıda ile birlikte her alanda ciddi denetim işinin ehli kadrolarla ciddi denetim mekanizmaları kurmalıyızTurizmi doğa, kültür gastronomi yönünde çeşitlendirmeli çok para harcayan turistleri cezp etmeliyiz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’nın icat ettiği bize has yeni yönetim şeklini kabul edip yeni hikayemize onay veren milletimizin bir hakkını daha teslim etmeliyiz. İl,İlçe, meydanlarında, televizyon kanalları ve her haber her satırda oy isteyen bugünkü yönetim, 15-20 gün içinde kalabalıkların toplanıp veya , gazeteci ve basından; Görünümde yüzde 12, reel ekonomi, çarşı, pazarda yüzde 20 nin üstüne çıkmış Yüksek faiz, Yüzde yirmilere yelken açmış yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ekonomik durgunluk ile nasıl mücadele edileceğini öğrenmelidir..R.T.Erdoğan ve ekibi Kısa orta ve uzun vadede gerçekleştireceği eğitim, sağlık, tarım, turizm, ticaret, ekonomik alanlarda gerçekleştirilecek yapısal reformları örnekler ve görsellerle millete anlatmalıdır. Hayata geçirilecek değişimleri iş planlarıyla birlikte açık açık ifade etmelidir.. Merkez Bankası ile ahenk ile çalışan para ve maliye politikalarından bahsetmelidir.. Cumhurbaşkanı ve ekibi iş, sanat, spor, ticaret dünyasının tüm korku ve endişelerini gidermelidir. Rahatlamak, hepimizin anamızın ak sütü gibi hakkıdır. Yazılı ve görsel tüm iletişim kanalları huzurunda sıkıntılar ve çareleri anbe an,satır satır, kare kare görmelidir, duymalıdır. Yeni yönetime onay veren yeniden bir hikaye yazılmasına destek veren halkımıza bu hak çok görülmemelidir.. Yeni Yönetim; oy, koltuk menfaat hesabı yapılmadan acı ve tatlı dertler ve çözümleri ortaya koymalıdır. Hatta milli mutabakat vasıtasıyla; çözüm hususunda muhalefetin önde gelen aydın, bürokrat ve bilim aydınlarından destek istemelidir. Mesela tasarruflarımızı artırmanın maddelerini sıralanmalıdır. Yurt içi ve yurt dışında yüz yüzelli bin kişiden oluşan ve milyonlarca insanı bu uğurda sömüren döviz, faiz, borsadan beslenen üç kağıt cambazlarını nasıl hizaya getirileceği en açık biçimde ifade etmelidir. Üç kağıtçılarla mücadele yolunda yalnız bırakılmamasını rica etmelidir. 55.4 milyar dolara ulaşan cari açığımız Dış ticaret açığımızın sebepleri ve çözümlerini halkımıza açıklanmalıdır. Halkımızın samimiyetle destek verdiği liderden beklenen candanlık budur. Kolkola girmenin sırt sırta vermenin yegane şartıdır. Yeni Türkiye’nin lideri ve ekibi Üniversite ile can cana çalışacak ağır sanayi, iletişim ve sağlık, haberleşme sektörünü güçlendirmelidir. Bu yönde verilen kredi ve teşvikleri dürüst vatanperver iş insanlarına teslim etmelidir. Asla yandaş, partili dost akrabaya dağıtılmamalıdır. Sanayi ve ticaret dünyamız nitelik ve niceliğe sahip katma değeri yüksek ürünlere yöneltilmelidir. Liseler ve dengi meslek okulları ve üniversiteler bu uğurda ayarlanmalı ve teçhiz edilmelidir. Milli ve manevi değerlerlere sahip gençlerimizin yüksek fizik, atom ve uzay teknolojisi alanında dehalar yetiştirecek eğitim alt yapısı oluşturulmalıdır. Yerli ve Milli sanayimiz savunma silahlarımızı, tank, top gemi, uçaklarımızı montajlamaktan kurtarılıp, devletin öncülüğünde yüzde yüz milli ve yerli üretime teşvik edilmelidir. Tarım, imalat ve sanayide nihai malları elde etmek için kullanılan ara mallar saltanatı ve ithalatına son verilmelidir. Yüzde yüz yerli imalatın çareleri zorlanmalıdır. Öncü olduğumuz tekstil, turizm dağıtım kanalları da millileşmelidir. Lüks tüketim çığırından çıkmıştır. Derhal frene basılmalıdır. Tüketim ile büyüme yerine üretim ve ihracat ile büyüme yoluna girilmelidir.. .Uzun vadede gayrisafi milli hasılamızı 25-30 bin dolara ulaştıracak Kamu öncülüğünde özel sektörün teşvik edilmesiyle bize özel daha önce Yüce Atatürk tarafından uygulanan günümüzde Çin, Güney Kore ve İsrail’in örnek aldığı -Karma Ekonomi- tartışılmalıdır. Kamu özel sektör ile gerçekleştireceği yatırımları asla, siyaset oy arpalığı, yandaş ve çevrelerini ihya etmek gibi hatalar yapmamalıdır.. Sayın Cumhurbaşkanı ve ekibinden sık sık Türkiye’yi bütünleştirecek sözler duymalıyız. Kurmayları yakın çalışma arkadaşları ve ekibi milli manevi değerlere sahip ehliyet ve liyakat abidesi aydın bürokratlardan oluşmalı. Siyasi çıkar ve hesaplar bi taraf edilip, -Önce ülkem- diyen yurduna, bayrağına ve özgürlüğüne sevdalı yerli ve milli şuura sahip guruplardan seçilmelidir. Cumhurbaşkanı açlık, sefalet, hukuksuzluk, yolsuzluk, özgürlük, din ve devlet düşmanlarıyla yapacağı mücadeleyi, ülkemizi kalkındırmak adına atacağı tohumları atacağı temelleri ekibinin hayat tarzı haline getirmelidir. Kısa uzun orta vadede Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve milletinin demokratik ve parlamenter rejimin insan çevre doğa haklarının ileri gitmesi, bilim, fen ve teknoloji alanında yükselmek huzur, refah, güven ortamının hücrelerimize kadar özümsenmesi uğrunda yayınlanacak yönetmelik kararname ve emirleri bir saniye geciktirecek kişi kurum ve kuruluşlara -vatan haini- muamelesi yapmalıdır. Acilen Zafer ve keder sarhoşluğundan kurtulmalı, cehalet karanlığı aydınlanmalı, cahiller eğitimle uyandırılmalıdır. Kamu ve özel sektörüne ait net 438 küsur milyar dolar Dış borç ve faiz sarmalının altında kalmamalıyız. Günbe gün pahalanan finansman tez elden ulaşmalıyız. Büyüme fakiri azaltmalı, Tüketim Güven Endeksleri 100 barajını aşıp, çatıya yaklaştırmalıdır. Bu hesaba göre Her ay 5 milyar dolar para bulacak doğrudan yatırımcı bulmalı üreten Türkiye’yi yerli imalat yerli nitelikli ve nicelikli turizmi doğa, kültür, spor gibi yüksek kazançlı işlere ağırlık vermeliyiz. İnşaat ve hizmet sektörüne tanınan katkı tüm sektörlere eşit dağıtılmalıdır. Yerli ve milli ürünlerle bizim işçimizi, bizim iş dünyamızı ihya eden ihracat ile yolumuza devam etmeliyiz. Acı, hüzün yakındır.Vakit daralmıştır.., Ekonomik durgunluk, yüksek enflasyon, her 3 evin birinde bulunan işsiz, zengin ile yoksul arasında giderek açılan fark, yarattığı sosyal huzursuzluk her türlü terör kapıya dayanmıştır..Ülkemiz 165 ülke arasında huzur ve güvende 49. sıraya düşmüştür. Cennet vatanımıza necip ve sağ duyulu anlayışlı ve sabırlı milletimize sahip olduğumuz milli manevi şuur ile kalkınma, hak, hukuk, adalet, huzur güven istikrar duygularını aşılamalıyız. Yeni Cumhurbaşkanlığı sistemi sıkıntıları, hataları ve sevapları teşhis ve kabul ederek, çözümler üretmelidir. Sözün özü. Türk milleti ve devleti topyekûn Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Genel Koordinatörü Cahit Saraylı beyin çok sık kullandığı ifadesiyle olmazı başarmalı “söğüt dalından düdük imal etmeli”, yerli ve milli üretimiyle gurur duyan, ürettiğini satan ihraç eden, kazançları adil, eşit paylaşan hak hukuk ve özgürlüklerin hakim olduğu Türkiye yolunda devam etmelidir.

 



Bu yazı 715 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI