Bugun...

Yalman Özgüner
ATATÜRK DİYOR Kİ....
Tarih: 07-02-2021 11:12:00 Güncelleme: 07-02-2021 11:12:00


TÜRK mitolojisinin önemli figürlerinden biri olan Deli Dumrul öyküsünü mutlaka çok kişi biliyordur.  
Kuru bir çay üstüne köprü yapan Duha Koca oğlu Deli Dumrul köprüden geçen herkesten otuz beş akçe, geçmeyenden de döve döve kırk akçe alıyormuş.
Öykünün uzayıp giden devamı da var.
Şimdi onu bir yana bırakıp bugün adeta birebir yaşanan Deli Dumrul öyküsünün başka bir versiyonuna, ülkemizin genel görünümüne bakalım:
İnsanlarımız sorunlar yumağı içinde bunalmış durumda...
Toplumun bütününü ilgilendiren temel ve ilk akla gelen sorun, zaten yıllardır enflasyonun ağır baskıları altında ayakları üstünde durmaya çalışan  emekçi, memur, asgari ücretli, esnaf, köylü, emekli neredeyse bütün sosyal kesimlerin tümünün pandemi salgınından sonra artık ayakta kalma değil, adeta hayatta kalma savaşımı veriyor olmaları...  
İş yerlerinin kapanması, işsiz sayısının artması, iş yaşamı ve ticari hayatın ölü noktaya gelmesi, banka borçları yüzünden açılan ve mahkemelerde dolup taşan icra dosyaları, haciz üstüne hacizler...
Sözgelişi işsiz bir babanın üniversite sınavı ücretlerine yapılan akla ziyan orandaki zam yüzünden evladını okutamaz duruma düşmesi...
TÜİK’in çalışanların, emeklilerin ücretlerine zaten çarşı pazar gerçekleri uyarınca değil, aldığı talimata göre açıkladığı enflasyon oranının altında zam yapılırken, artan vergi ve kamu zamlarının gerçek enflasyonun da üstünde olması devlet hazinesinin tam takır hale geldiğinin göstergesi...
Anayasaya göre demokratik haklarını kullananların terörist suçlamasıyla gözaltına alınması, tutuklamalar...
2017 yılına kadar YSK kararı uyarınca seçimlerde mühürsüz zarfla atılan oylar geçersiz kabul edilirken, referandum oylamasında mühürsüz zarfta atılan 2,5 milyon oyun geçerli sayılarak yasaların çiğnemesini eleştiren İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in aradan dört yıl geçtikten sonra hakkında soruşturma açılması garabetiyle hukuk siteminin tarumar edilmesi örneği...
***
DEMOKRASİ ile yönetilen ülkelerde seçmenler bu gibi hallerin sorumlusu olan iktidarları mutlaka ilk seçimde değiştirirler...
Ama AKP iktidarı sanki hiç gitmeyeceklermiş gibi bildiği yolda yürümeye devam ediyor.
Muhalefet ve tarafsız çevreler uzun süreden beri Anayasa’nın delik deşik edilmesinden rahatsız olarak iktidara “Anayasaya uyun” çağrısı yapıyor.
İktidar Anayasaya uymak için değil Anayasayı değiştirmek için kolları sıvamış durumda...
Bir iktidar değişikliği halinde çok sayıda kirli dosyanın ortaya saçılıp bunların hesabının sorulması olasılığının yüksek olması...
Öte yandan büyük kitlelerin yaşam koşulları giderek ağırlaşırken iktidarın hiç gitmeyecek gibi davranması ister istemez bu anayasa değişikliği hevesinin altında pis kokular tüttüğünü düşündürüyor insana...
Tıpkı bir zamanlar birbirlerine en ağır hakaretleri yapan Erdoğan ve Bahçeli’nin şimdi birbirlerinin sevgili kankası olmalarının altındaki şantaj kokuları gibi...
Artık bütün toplum kesitlerinin kendilerinin, çocuklarının, gelecek nesillerin huzurlu bir ortamda yaşamaları için akıllarını başlarını toplayıp hesaplarını çok iyi yapmalarının zamanı geldi de geçiyor bile...
Unutmayalım ki ülkelerin kötü yönetilmesinin tek sorumlusu yönetenler değil, yönetenler kadar yönetilenlerdir de...
***
DELİ DUMRUL öyküsüne geri dönelim:
Deli Dumrul ile Azrail arasında köprüden geçerken ölen bir genç yüzünden çatışma çıkmış.
Çatışma büyüyünce Azrail bir can getirmesi halinde Deli Dumrul’a hayatını bağışlayacağını söylemiş.
Deli Dumrul’un karısı fedakârlık yapıp Azrail’in kendi canını almasını istemiş.
Ancak deli Dumrul’un Allah’a  “Ya ikimizin canını da birlikte al, ya ikimizi de yaşat” diye yalvarması üzerine duası kabul olmuş ve Deli Dumrul ile karısı için fedakârlık yapma görevi Deli Dumrul’un annesi ve babasına düşmüş.
Azrail onların canlarını alarak ömürlerini Deli Dumrul ile karısının ömrüne eklemiş ve karı koca birlikte 140 yıl yaşamışlar.
Bu gün ülkemizde yaşanan her türlü zorluklara rağmen Deli Dumrul’un annesi babası misali kafasını kesseler AKP ve liderinden vazgeçmeyecek olan yandaşlar var.
***
 ŞİMDİ Deli Dumrul öyküsünü bırakalım ve önümüzdeki ilk seçimleri de düşünerek eşsiz önderimiz Atatürk’ün sanki bugünleri görmüş gibi söylediklerine kulak kabartalım:
Özellikle AKP yandaşları, RTE hayranları ve öncelikle korona olaylarının hafif seyrettiği günlerde uyarılara rağmen Ayasofya’da Cuma namazı çağrılarına icabet eden, Giresun’da, Ordu’da, Rize’de, Malatya’da bedava çay paketlerine tav olup meydanları doldurmak suretiyle taşıyıcılık rolü üstlenerek hastalığın bütün ülkeye hızla yayılmasına vesile olan beyni yıkanmış yüzbinler iyi dinlesinler...
       ****                                                                                                               “Herkes millî görev ve sorumluluğunu bilmeli, memleket sorunları üzerinde o anlayışla, düşünüp çalışmayı alışkanlık haline getirmelidir.”
“Saygıdeğer milletime şunu öğütlerim ki, içinde yetişerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri, çok iyi incelemek dikkatinden bir an vazgeçmesin.”
“Memleket işlerinde, millet işlerinde, gerçek işlerde duygulara, hatıra, dostluğa bakılmaz.”
 “Vatanınızda herhangi bir kişiyi, istediğinizi sevebilirsiniz. Kardeşiniz gibi, arkadaşınız gibi, babanız gibi, evlâdınız gibi, sevgiliniz gibi sevebilirsiniz. Fakat bu sevgi sizi, millî varlığınızı bütün sevgilerinize rağmen herhangi bir kişiye, herhangi bir sevdiğinize vermeye sebep olmamalıdır. Bunun tersine hareket kadar büyük hata olamaz.”
“Milletin kişilere, kendini unutacak ve kendini kaptıracak kadar tutkun olması,  iyi sonuç vermez. Bunun tarihte örnekleri çoktur.”      
“Devletin, içine düştüğü yok olma tehlikesinin korkunç derinliğini görmekten âciz olan zavallılar, elbette ciddî ve gerçek çareyi görmemek için gözlerini yumarlar. Çünkü o ciddî ve gerçek çare, kendilerini daha çok ürkütür.”
“Memleket, dayanışma isteyen bir birliğe gerek göstermektedir. Alelade politikacılıkla milleti parçalamak, hıyanettir.”
“Millete dost görünüp de ilk fırsatta iktidar mevkiine geçtikten sonra onun gerçek ihtiyaçlarını düşünecek yerde memleketi kendi istediği yolda götüren, lâf anlamayan, yetkili kimselerin yol göstermesine kulak asmayan, millette mevcut kuvvetleri kendine bağlamaya çalışan kahraman yüzlü insanlardan oldukça çok zarar çekildi.”
“Geleceğin güvencesi şu ve bu biçimde, birtakım kuş beyinli kimselere kendinizi beğendirmek hevesine düşmeyiniz. Bunun hiçbir değeri ve önemi yoktur. Eğer şunun, bunun güler yüz göstermesinden kuvvet almaya tenezzül ederseniz, halinizi bilmem, fakat geleceğiniz çürük olur.”
“Her zaman suçsuz insanları baştan çıkarmak için uğraşanlar olmuştur. Böylelerinin sözlerine kulak asmamak, onlara düzenlenecek en iyi cezadır”.
“Herkes millî görev ve sorumluluğunu bilmeli, memleket sorunları üzerinde o anlayışla, düşünüp çalışmayı alışkanlık haline getirmelidir
 “Milletin, hükümetin gözcüsü olması gerekir. Çünkü hükümetlerin yaptığı işler olumsuz olup da millet itiraz etmez ve düşürmezse bütün kusur ve suçlara katılmış demektir.”



Bu yazı 91 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI