Bugun...

Yalman Özgüner
ATATÜRKÇÜ gençler, gerçek Atatürkçüler...
Tarih: 01-08-2020 14:34:00 Güncelleme: 01-08-2020 14:34:00


Sizlere bir çağrım var...
Bugün ütopya gibi görünen bir düşünce belirli bir vadede gerçeğe dönüşebilir...
Er ya da geç dönüşecektir de...
Ülkemizde demokrasinin kurallarına, hukukun işlerliğine uygun ve toplumun özgün iradesini yansıtacak bir siyasi seçim yapılıp da, din bezirgânlarının yerini gerçek ve onurlu devlet adamları aldığında inanınız ki bunun yalnız ulusumuza değil, bütün insanlığa olumlu yansıması olacaktır.
O zaman üstümüze çöken Allah ile aldatma manipülasyonundan ulusumuzun bütününü kurtarıcısı...
Özgür iradenin ilk ateşleyicisi sizler olacaksınız
Bu ilk göreviniz olmalı...
O zaman gerginlikler bitecek, sizler o akıl ötesi “dindar ve kindar genç” yetiştirmek zırvasının kurbanı değil, Atatürk’ün hedefi olan “Aklı hür vicdanı hür” gençler olarak Atatürk ilkelerine dönüşün adımlarını atanlar olacaksınız.
Atatürk ilkelerine dönmek demek, pozitif akılcılığa, çağdaş uygarlığa, çağdaş düşünceye, insanı “İnsan” yapan değerlere geri dönmek demektir.
Öncelikle de bugün ülkemizi ve bütün İslam dünyasını kıskacına sıkıştıran din istismarcılığının ortadan kalkması, dini akıl dışılıktan kurtarıp kendi özüne dönmesi demektir.
Bugünün Müslüman dünyasına bakın ve düşünün...
Petrol zenginliği sayesinde çağın teknolojisinden yararlanan birkaç Arap ülkesi dâhil tümü çağdaş akılcılıktan uzakta yaşamıyorlar mı?
Hangisinin bilim, teknoloji, sanat alanında insanlığa katkısı var?
Bu alanlarda sayılı sayıda yetişmiş Müslüman asıllı kişilerin tamamı Hristiyan Batı dünyasında yetişen ve o ülkelere hizmet eden kişiler değil mi?
Buna Türkiye de dâhil...
***
ÖNCE Batı uygarlığının doğuşuna ardından Atatürk dönemine gidelim...
Ortaçağın karanlığında yaşayan Batı dünyası o karanlığı 16. Yüzyılda Martin Luther adlı bir Teolog eliyle yok etti. Doğmaya başlayan aydınlık ortamda Rönesans adıyla bilimde sanatta devrimler yeşermeye başladı.
Dini özüne döndüren dinde reform ve Rönesans devrimi birbirinin destekleyicisi olarak günümüzün Batı uygarlığının yaratıcısı oldular.
Batı dünyasında yaratılan yeni teknolojiler ve düşünce sistemlerinin pek çoğu Osmanlı İmparatorluğunun çöküş döneminde din bahanesiyle reddedildi
Sözgelişi Gutenberg’in 15. Yüzyılda icat ettiği Matbaa teknolojisi “gâvur icadı” diye 245 yıl ülkeye sokulmadı.
Macar asıllı İbrahim Müteferrika tarafından ancak üç asır sora 16 Aralık 1727 tarihinde Darü't-Tıbâati'l Amire adlı ilk matbaanın kurulmasıyla birlikte Osmanlı toplumuna girdi...
Kimi çevreler bu yeniliği redde gerekçe olarak, gelenekleri ve ekonomik nedenleri gösterseler de bir başka gerçek, sözgelişi şapka örneğinde olduğu gibi “Gâvur icadı” diye yeniliğe karşı çıkış bağnazlığıdır.
Oysa bu kadar büyük gecikme olmasaydı kuşkusuz Osmanlının kültür yaşamı daha ileri bir düzeyde olabilirdi...
Atatürk dönemine kadar Türk kültürü Batının 200 yıl gerisindeydi,
Eşsiz Atatürk 15 yıl içinde gerçekleştirdiği devrimleriyle ve irtica yuvaları medreseleri, tekkeleri kapatarak bir anlamda Batı tarzı dinde reformla bu açığı yüz yıla indirdi.
Dahi önderimiz hiç kuşku yok ki daha uzun ömürlü olsaydı bu açık rahat rahat kapanmış olurdu.
Tam tersine bugün Neo-Osmanlı sevdasıyla, bilimde olsun, sanatta olsun fark daha da açıldı.
Başta İslam dünyası olmak üzere geri kalmış, ezilmiş ülkelere özgürlüğe ulaşmanın yolunu açan Atatürk’ün ömrü yetseydi İslam dinindeki yozlaşmayı önlemenin reçetesini de öğretirdi.
Böylelikle de eşsiz önderimiz Martin Luther gibi bir teolog, bir din adamı olmasa da sahip olduğu yüksek dehasıyla İslam dininde reformun mimarı olarak da evrensel değerine bir değer daha katardı.
Değerli Atatürkçüler...
Atatürk İslam dinini din istismarcılarından, halkı Allah ile aldatanlardan, irtica yuvalarının baskılarından, uydurma hadislerle din inancını yozlaştıranlardan arındırmıştı.
Ardından gelenler Atatürk’ün ulusa sağladığı kazanımları birer birer yok ettikleri gibi laiklik düşmanlığı ile irtica yuvalarını hortlatıp dini de özünden saptırdılar.
Kitleleri kandırarak çıkar sağlamak amacıyla dini yozlaştırdılar.
Bunun bir örneğini “Her Cuma bir ayet sallıyorum, bakara makara..” diyen bir siyaset özentilisinin ağzından duymadık mı?
***
BÜTÜN semavi dinlerin tek ve ortak bir hedefi vardır.
İnsana erdem sahibi olmanın yollarını, koşullarını göstermek...
Bu da bütün dinlerin insanlığın ortak değeri olması demektir.
Dolayısıyla bir dine saldırı bütün insanlığa yapılmış gibidir.
Oyları düştükçe kitleleri etkilemek için ve bütün insanlığın ortak değeri olarak Ayasofya’yı müze yapan Atatürk düşmanlığıyla sanki ihtiyaç varmış gibi cami yapmak insanlığın gözünde İslamiyetin itibarını zedelemek ve din olgusuna zarar vermek demektir...
****
ATATÜRKÇÜLER, hedefler bellidir...
Bunlardan biri ülkeyi tıpkı eşsiz önderimizin yaptığı gibi ulusu karanlıklara sürükleyen irtica yuvalarından ve din tüccarlarının tuzağından kurtarmak...
Büyük önderimiz ne demişti?
“Yorulsanız da beni takip edeceksiniz..”
İşte o gün bu gündür...


Bu yazı 145 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI