Bugun...

Yalman Özgüner
CHP'DE NELER OLUYOR?
Tarih: 23-01-2018 07:19:00 Güncelleme: 23-01-2018 07:19:00


SEÇİM atmosferine girilirken siyasi aktörler yeni mizansenlerle sahne almaya başladılar.

Sahne oyunlarının ilk ve en spektaküler olanı Devlet Bahçeli’nin MHP’nin parti kimliğini çizip, kendi şeref ve mertlik niteliklerini de bir yana atıp, hesap sormaktan vazgeçtiği AKP patronuna biatını açıklaması oldu...
Ardından Abdullah Gül’ün iktidar yandaşlarına silahlı müdahale hakkı sağlayacak şekilde düzenlenen KHK’ye ilişkin eleştirileri ve bunun üstüne AKP içinde kendisine yönelik tepkiler siyaset sahnesine konan bir başka gösterim oldu...
Gül, basiretli, sorumluluk sahibi, rol model amaçlı bir siyaset adamı olarak mı, yoksa kendi geleceğine ilişkin beklentileri doğrultusunda mesajlar mı veriyor, bunu şimdiden nitelendirmek doğru olmaz...
Bekleyip göreceğiz...

***

ANKARA’DA  bunlar olurken, önümüzdeki seçimlerin kaderini etkileyebilecek, dolaysıyla iktidar ile muhalefet arasında çetin bir mücadelenin yaşanacağı İstanbul’da da neredeyse Ankara’da yaşananları unutturacak  kadar ses getiren bir gösteriye tanık olduk...
CHP İstanbul İl Başkanlığı seçiminde ilk kez bir kadın aday seçimi kazandı. Bu siyasette kadın erkek eşitliğinde yüzde 9,1 ile dünya sıralamasında çok geride kalan Türkiye için önemli bir adımdı kuşkusuz...
Seçim sonucu, akıl çağında hala insanları ehliyetine, birikimlerine bakılmaksızın, cinsiyetine göre kategorize eden, siyasi parti kadrolarında kadınlara kota konulan ilkel düşünüşe ve Atatürk’e “kefere Kemal” diyen Bekaroğlu’nun, kadın kotası  kullanılarak Parti Meclisi’ne girmesi anlayışına inen bir şamar oldu...
Ancaaak...
Demokrasi etiğine saygı dahilinde ve Sayın Kaftancıoğlu’nun kişilik gururunu zedelemek gibi bir amaç gütmeksizin söylemek gerekirse, bu öncelikle CHP için yanlış bir tercih oldu...
Önce şunu vurgulayalım...
Ülkede ciddi iç ve dış sorunlar yaşandığı, siyasetin ayağa düştüğü bir ortamda devletin kurucu partisi olarak CHP’nin kritik bir işlevi var demektir...
Hal böyle olunca da Atatürk’e “Kefere Kemal” diyen”,  “CHP’li değilim ama CHP milletvekiliyim” diyen, “Yeni bir şeyler söylemek gerek” diyerek Atatürk’ün resmini Meclis binasının duvarlarından indiren kişilerin yer aldığı CHP’nin parçalı yapısının toparlandığı, Atatürk’ün kurduğu, altı oklu CHP’yi yeniden inşa edecek, devrimleri, ulusal değerleri titizlikle savunacak homojen bir CHP kaçınılmaz gereksinim...
Atatürk ilkeleri ile barışık olmayan kişilere parti kadrolarında yer verilmesinin Atatürkçü aydınlarda düş kırıklığı yaratıyor olmasını, hem de sözgelişi Prof. Süheyl Ünver, Emine Ülker Tarhan gibi katkısı yüksek değerlerin CHP’den nasıl ve neden koptuklarını da unutmamak gerekir.
Oysa yeni İl Başkanının yaptığı söylemler parti içinde kırılganlığı derinleştiren ve CHP’yi zor durumda bırakacak sözler:
 “Mustafa Kemal'in askerleriyiz gibi bir sloganı doğru bulmuyorum. Militer bir dil olmasından öte, birey olmanın önüne geçen bir ifade”
“Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye haykıranların hepsi gençler...
Ne tankları var, ne tüfekleri, ne sağa sola saldırdıkları görülmüş, işitilmiş değil...
Ne de oturup savaş stratejileri hazırlamıyorlar...
Onlar sadece büyük önderin devrimleri korumak adına “Yorulsanız da beni takip edeceksiniz” çağrısının gereğini yerine getireceklerini haykırıyorlar
“Birey olmanın önüne geçen bir ifade” ne demek?
O gençler kendi özgür seçimleri ve kendi dünyayı algılama biçimlerine uygun olarak, kimse tarafından yönlendirilmeden tepkilerini gösteriyorlar...
Bunun neresi militarizm, neresi bireyselliğin önüne geçmek?
Ya Sayın Kaftancıoğlu’nun 24 Nisan 2012 tarihli Tweetinde “Tarihte bugün Ermeni Soykırımı başladı. Katledilen Ermeni vatandaşlarımızı anıyoruz, 19.15’te Taksim’de” şeklinde yaptığı çağrıya  ne demeli?
Eğitimli insanlarımız arasında bile Ermeni soykırımı yalanına kendilerini kaptıranların olması büyük talihsizlik...
Böyle düşünenler kendilerine şu soruları sormalı;
Ermeniler dışında dini, etnisitesi farklı öteki topluluklarla Türk ve Müslüman ahali arasında ciddi bir çatışmadan söz ediliyor mu?
Neden Ermeni soykırımı Batılıların gündeminden hiç düşmüyor?
Emperyalist Batı ve Rus Çarlığı üstelik Osmanlı’nın Taba-yı Sadıka diye itibarlandırdığı  Ermenileri Osmanlı topraklarında büyük Ermenistan kurma vadi ile kışkırtıp silahlandırmadılar mı?
Ermenilere ait toplu mezarlar var tamam ama Müslüman halka ait toplu  da mezarlar yok mu?
En az Ermenilerinki kadar var...
Bunun idraki anlaşılamaz değil...
Bir saldırı ve saldırıya karşı nefsi müdafaa var ortada...
Zaman zaman istismar konusu yapılan Ermeni tehciri de daha fazla kan dökülmemesi amacıyla uygulanmadı mı?
Bir soru da şu;
Orhan Pamuk Nobel ödülü verilme arifesinde eğer “Şu kadar Ermeni, bu kadar Rum öldürdük” demek yerine “Ermeni soykırımı emperyalizmin bir yalanıdır” deseydi yine Nobel ödülü verilir miydi acaba?
Pek çoğumuzun, etnik kimliğini, dinini aklından bile geçirmeden insan olarak sevip, saygı duyduğumuz, aynı sevinci, kaderi paylaşmaktan gurur duyan Ermeni komşularımız, dostlarımız var.
Aldığı tıp eğitimi uyarınca insan psikolojisinden anlayan bir kişi olarak hanımefendi biraz arif olup soykırımı masalını kaşımanın en çok Ermeni vatandaşlarımızı huzursuz ettiğini neden düşünemez acaba?
Sayın Kaftancıoğlu’nun yıllardır binlerce masum insanın kanını döken PKK terörü ile yapılan mücadeleye ilişik “Alın size bir hafta sonu sevinci daha, bir Kürt daha öldürüldü... İnandığınız Allah topunuzun belasını versin” şeklinde tweetleri var ama PKK terörünü kınayan tek cümlesi yok...
İnsan hayatı değerlidir, ancak terör kurbanı masum bir insanın, terör mücadelesi yapan askerin hayatı teröristin hayatından daha az değerli değildir...
Demokrasimizin gereği olan, ancak içinde PKK ile kol kola olan, bölücü unsurlar barındıran HDP ile CHP’yi özdeşleştirircesine söylemlerde bulunmak CHP’nin imajına zarar vermez mi?
Bir empati kuralım:
Atatürk veya İnönü ya da Ecevit Sayın Kaftancıoğlu mantığındaki bir kişiye parti kadrolarında görmek isterler miydi acaba?
Kaç kişi bu soruya olumlu yanıt verebilir?
Demek ki Sayın Vural Savaş’ın “Kemiklerini sızlatan CHP” diye nitelediği parti kadrolaşmasında düzeltilmesi gereken bir başıbozukluk var...
CHP tabanında Atatürk ilkelerine gönülden bağlı seçmenlerin ve bazı parlamenterlerin “Atatürk'ün partisine, onu ağır dille eleştiren birisini il başkanı yaptık” şeklindeki tepkilerinin de yeni kırılmalara yol açacağı görmezden gelinemez...
Üç-dört yıl önce atılmış tweetleri il başkanı seçildiği gün fark eden(!!!!)bağımsız Yargının (!!!) “Terör örgütleri, PKK ve DHKP/C'nin propagandasını yapmak, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve kurumlarını aşağılamak” suçlamaları ile soruşturma açmasının gerçek amacı Sayın Kaftancıoğlu’nun üstünden  CHP’yi yıpratmaktır.
“Atatürk” adını ağzına almaktan ısrarla kaçınan, Ermenistan Cumhurbaşkanı geldiğinde Azerbaycan bayraklarını kaldırtan, sonra da “Gazi Mustafa Kemal'in kurduğu parti ne hale geldi ya... Ermeni soykırımı diyerek tarihimizi ve milletimizi aşağılıyor” şeklinde konuşma fırsatı yaratmak AKP patronuna bizzat CHP tarafından altın tepside sunulan bir ikram olmuştur.
Öte yandan “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganını militarist olarak değerlendirmek Atatürk ilkelerini özümseyememektir ve bunun yerine “Yoldaş” kavramını kullanmak ise Kemalizm jargonuna uymayan bir terimdir.
Seversiniz, sevmezsiniz, ancak CHP tarihinde önemli yeri olan Deniz Baykal hakkında Bayan Kaftancıoğlu’nun “İstifa etmek için tek gerekli koşulu porno kaset olarak gören siyasetçiler... Dışarıdaki performansınız yatak performansınızdan daha önemli” şeklindeki rencide edici sözleri de hiç etik değildir...
Son bir söz söylemek gerekirse “Şu bilinmelidir ki dünyada her şey kadının eseridir” diyen Atatürk’ün CHP’sinde bir kadının İl yöneticisi olarak  görevlendirilmesi özlenen bir oluşumdur
Sayın Dr. Kaftancıoğlu’nu karalamak gibi bir niyetim asla yok...
Ancak  kişiliği üzerine polemikler oluşmamış, yine kariyer sahibi bir başka hanım başkan seçilebilir ve bunca tartışmaya gerek kalmayabilirdi...
Hedef, partinin İstanbul İl Başkanlığı gibi büyük sorumluluklar gerektiren  bir makama bir hanımın eli değmesi ise, bu opsiyon patırtısız, gürültüsüz ve daha rasyonel şekilde halledilebilirdi...



Bu yazı 3949 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI