Bugun...

Yalman Özgüner
HA BİR GAYRET!
Tarih: 02-06-2017 10:26:00 Güncelleme: 02-06-2017 10:26:00


BASKICI ve despotik rejimler, bol miktarda hain ve şerefini, namusunu satan insan görünümünde omurgasız yaratıklar üretir. 
Hal böyle olunca da böylesi ortamı barındıran toplumlarda hak, hukuk işlerliğini yitirir, huzur ve güven ortamı bozulur, akılcılık, uygarlık düşüncesi, etik değerler yerini bağnazlığa, her türlü sahtekârlıklara, ihanetlere terk eder... 
Türkiye basın özgürlüğünün rafa kalktığı, dünyada en çok gazetecinin hapiste olduğu ülke konumunda…
Başkanlık rejimine kapı açacak olağanüstü hâl ilanına hizmet ettiği açık olan, ancak bileşenleri üzerinde hâlâ bir sır perdesi örtülü olan 15 Temmuz ayaklanması iktidar muhaliflerinin ve hatta hiç ilgisiz masum insanların           özgürlüklerinden, işlerinden atılmalarının bahanesi yapıldı…
Türkiye Cumhuriyetinin itibarı bütün dünyada sıfırlandı… 
Çevremizde dostluğuna güvenilebilecek tek bir ülke kalmadı…
Osmanlı’ya geri dönmek hezeyanıyla eğitimde, bilimde, siyasette sanat ve kültürde yeniden çağlar gerisine dönüş yolculuğu başladı…
Daha önceki yanlış siyasetçilerin birer birer tırpanladığı Atatürk’ün ulusa armağan ettiği kazanımlar çirkin politikacılar eliyle de birer birer kaybedilirken, son kalanlar da şimdi despot ve adamları tarafından büsbütün elden çıkarılmaya çalışılıyor… 
İktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin adını aldığı “Adalet” kavramı hukukun çiğnendiği, yolsuzlukların, sahtekârlıkların, irticai faaliyetlerin koruma altına alındığı alanı kapsar oldu. 
“Kalkınma” ise ulusun ve devletin değil, emperyalizmin yerli taşeronlarının gözetilmesinin…
İnşaat,  perakende ticaret ve ticarileştirilen sağlık sektörlerinde,  iktidar yandaşlarından yeni zenginler yaratıldığı rant alanlarının aracı oldu…  
Tarım ve sanayi sektörleri çökertildi… 
3 Kasım 2002 seçimlerinde “Ilımlı İslam projesi” yaratıcısı CIA ve tarikat desteğini arkasına alarak iktidara gelirken, içinden çıktığı “Milli görüş” gömleğini çıkarttıklarını ilan ederek, ulusalcılıkla kavgaya ve   emperyalizmin taşeronluğuna soyunacaklarının ilk ipuçlarını veren…
Laik cumhuriyeti din ve şeriat devletine dönüştürmenin andını içerek Türkiye Cumhuriyeti’ni üstüne kurulduğu temelden koparacağını açık seçik ilan eden…
Devlet adamlığı niteliğinden uzak, haklarında sayısız yolsuzluk dosyaları açılmış acemi politikacıların ülkeyi kaoslara sürükleyeceğini pek çok kişi düşünmüş olmalıydı mutlaka…
Ancak kendi ordusunu çökertecek kadar ipin ucunun kaçırılacağı hiç akla gelir miydi? 
Bu Türkiye Cumhuriyeti’nin yaşadığımız günler itibarı ile son 15 yılının öyküsüdür.
Bu ülkenin yurtsever aydın insanları için acılarla, sıkıntılarla dolu geçip bitmeyen son 15 yılı…
***
YA CUMHURİYETİN ilk 15 yılı…
O yılları düşünüp hayallere dalan bu ülkenin aydın, çağdaş insanları için rüzgâr gibi geçip gitmiş bir onbeş yıl…
O ilk 15 yılda emperyalizmi serseme döndüren…
Mazlum uluslara ezilmişliğin çaresizlik olmadığını öğreten özgürlük ve kurtuluş savaşı zaferi destanı…
Bütün dünyayı ayağa kaldıran ve 15 yıla sığdırılmış koskoca bir altın çağ… Aklın, uygarlığın, inanmışlığın damgasını taşıyan bir başka destan… 
….ve sonrası… 
10 Kasım 1938…
Mucizelerin artık bitişi ve o muhteşem altın çağın sona erişi…
*****
YA SONRA…
Ama durun, o sonranın bir öncesi var…
Dünyayı kana bulayan çılgın savaştan ülkeyi tek bir Türkün burnu kanamadan uzak tutan, usta işi bir İsmet Paşa klasiği…
…Ve daha, daha sonra…
Toplumu eğitimden uzaklaştırarak,  irticayı yeniden yeşerterek ülkeyi bugünlere hazırlayan siyaset      cambazları…
Emperyalizmle cilveleşmeler…
Siyasi ve ekonomik kaoslar…
Postal sesleri…
Kendi kişiliklerine bile ihanet eden çirkin politikacılar…
19 Şubat 1942 tarihinde Aydın Halkevinin açılışı: CHP Aydın Milletvekili Adnan Menderes konuşuyor:
“Halkevlerinin içtimai ve milli varlığımızı koruyacak ve kuvvetlendirecek bir teşkilatlanma ve uzuvlanma hareketinin başlangıcı ve hars hareketinin  teşkilatlanmasıdır… Milli mefkûreyi kökleştirecek, içtimai ve milli tesanütü tarsin edecek olan bu teşekkül çok samimi ve esaslı alakanıza layık ve muhtaçtır…” 
7 Aralık 1951 günü TBMM’de  “Halkevleri, halkodaları kurmak, gençlik teşkilatını ele almak faşistvari anlayış ve düşüncelerin ürünü olsa gerektir. Bunlar toplumsal bünyemiz içinde tamamıyla abes, boş geri ve yabancı organ halindedirler” diyen kişi kim? DP genel Başkanı ve Başbakan Adnan Menderes…
Durun, daha bitmedi…
31 Aralık 2008 günü yaptığı konuşmada “Ey Recep Tayyip Erdoğan, boyun eğdin, emir eri oldun, milletin ümitlerini boşa çıkardın. Boyan döküldü Tayip Erdoğan… Paçalarından yolsuzluk akıyor ” diyen… 
Yeni DP Genel Başkanı Süleyman Soylu…
…Ve 2016 Haziranında “Allah şahittir ki bütün bedenim kan gölüne dönse de Erdoğan’dan ayrılmayacağım” diyerek koltuğa, makam aracına    kurulan… AKP’nin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu…
 ***
UMUTSUZLUĞA kapılmaya gerek yok… Kuşkusuz artık bırakın ülkemizi, dünyaya bir daha Atatürk         kalibresinde bir yol gösterici gelmeyecek, bunu biliyoruz…
Yine de böylesine kirlendi diye siyasete inancımızı, güvenimizi de yitirmemeliyiz...
Ulusa hizmeti kutsal görev bilecek aklı hür vicdanı hür insanlarımız     elbette var…
Soylu’luk isimde değil, sıradan yurttaşın da, siyasetçinin de kişiliğindedir…
Tıpkı çarpık düzene isyan edip sırası geldiğinde “Bu düzen değişmelidir” diye haykırarak milyonları yüreklendirerek, dağlara tepelere adını yazdıran… 
Sırası geldiğinde Cunta yönetimine karşı “Dışarıda köle gibi yaşamaktansa özgürlük için mücadele eder, gerekirse hapise girerim” diyerek siyasette yürekliliğin, ulus sevgisinin, uygarlığın, çağdaşlığın simgesi, Atatürkün siyasetteki yürekli izleyicisi, 
Sırası geldiğinde “Gurbette anlarsın Yunanlı ile kardeş olduğunu” diyecek kadar insanlık duyguları ile yüklü  Bülent Ecevit gibi…
 ***
REFERANDUM sonuçları haritası artık tünelin ucundaki ışığın görüldüğünün göstergesidir…
Artık Trakya, Ege, Akdeniz insanları karanlık güçlere geçit vermeyecekler…
Öyle ise,  yurtsever siyasetçilere,  aydınlara düşen bir görev var…
Kocaeli, Sakarya, Gaziantep gibi nüfus yoğunluğu yüksek sanayi kentlerinden başlayarak, yurdun her köşesinde karanlık güçlerin gözlerini mahmurlaştırdığı, uyuyan insanlarımızı bıkmadan, usanmadan uyandırmaya çalışmak…  
Yurtsever, vicdanı temiz AKP’lilere de seslenmek isterim buradan…
İçinizdeki tescilli yolsuzluk ustalarını, sahtekârları, din istismarcılarını, devrim düşmanlarını, görmezden gelmeye çalıştığınız FETÖ’cüleri atın sırtınızdan ve arının…  
Safralarını atıp kendini yenilemiş bir AKP’ye temiz siyaset için, demokrasinin gelişmesi için gereksinme olduğunu hiç aklınızdan çıkarmayın…
Bunlar başarıldığı zaman Türk ulusunun kardeşliğini, birliğini ve ülkenin bütünlüğün hiçbir iç ve dış güç  bozamayacaktır; Buna inanın… 
***
 SON zamanlarda herkes görüyor, hissediyor olmalı…
İzmir’in dağlarında çiçekler daha gür daha çok açıyor artık…
Atatürk gençliğinin yükselen sesi giderek gürleşiyor…
Mustafa Kemal’in askerleri şimdi daha bir Mustafa Kemalleşiyorlar…
Ha bir gayret…
Güzel günler göreceğiz çocuklar
Motorları maviliklere süreceğiz
Güzel günler göreceğiz, güneşli günler Motorları maviliklere süreceğiz…
Ha bir gayret…
Ha bir gayret…



Bu yazı 2388 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI