Bugun...

Yalman Özgüner
KEMALİZM VE TARİHİN SONU...
Tarih: 01-05-2020 22:23:00 Güncelleme: 01-05-2020 22:23:00


KUTSAL metinler insanın atasının Âdem olduğunu söylese de Paleontologların dünyanın çeşitli yerlerindeki fosilleri ortaya çıkarmaları insanın en eski atasının maymundan mı türediği sorusunu yanıtlayamasa da Darwin’i doğrulamaya yeter de artar. 

Homo Sapiens’in modern insanın evriminin son halkası olduğu kabul edildiğinde, yaşamın ilkel komünal yapı içinde talanla, toplayıcılıkla, avcılıkla başladığı görülür. 

Toprağa yerleştiğinde taşı, ateşi icat ettiğinde madeni işlemeyi öğrenen insanoğlu hayvancılık ve el sanatları gibi alanlarda birikimleri arttıkça fason üretimle Asya tipi üretim biçimine geçip, Lidyalıların parayı icat ettikleri M.Ö. 700’lere kadar geçen süreçte takas ekonomisini sürdürdü.

Tarım toplumunda toprak statü belirleyicisidir.

O zaman da toprak sahipleri vardı, topraksızlar vardı.

Bu farklılığın feodal yapı yaratmasıyla topraksızlar feodallere hizmet eder oldular.

Ortaçağ Avrupa’sında görülen senyörler, ruhban sınıfı, köylüler ve serflerden oluşan bir burjuvazi düzeni doğdu. Zamanla manifaktürel üretimin yerini fabrika sistemi alınca Pre-kapitalist döneme girildi.

Pre-Kapitalist sistem Kolonyalizm, Merkantilizm gibi evrelerden geçerek tekelci tröstler arasında paylaşım savaşı olan modern kapitalizme dönüştü.

***
KAPİTALİZMİN "Laissez faire, laissez passer” sloganı imtiyazlı azınlığın servetini artırırken, yoksul kitlelerin giderek yoksullaştığı sömürü düzeninin kapısını açtı. 

Kapitalizm insanın insanı sömürdüğü bir düzen olarak hiçbir zaman ahlâk teorisi geliştiremedi.

Kapitalist ahlakın en alt düzeyde olduğu ülke küçücük çocukların maden ocaklarında çalıştırıldığı 17 Y.Y. İngiltere’siydi.

Hindistan’ı 1612’de işgal eden İngilizler, Hint kumaşlarının kendi ürünlerine rakip olmaması için kumaş dokuyan Hintli çıkrıkçıların parmaklarını kesmişlerdi. 

İlaç sektörü otoritelerinden Roland Diggelman’ın “Öldürmeyin ama sakın iyileştirmeyin. Tedavi edilmiş her hasta kaybedilmiş bir müşteri demektir” çağrısı kapitalizmin günümüzdeki ahlâk düşkünlüğüne örnektir.

Kapitalist bilir ki kazandıkça daha fazlasını kazanamadıkça piyasadan silinir. 

Daha çok kazanmak için de yeni ihtiyaçlar yaratır.

Silah fabrikaları kurar, talep yaratmak için savaşlar çıkarır, terör örgütleri kurar. 

ABD şirketleri ülkemizde yerli tohum kullanmasına engeller çıkararak genetiği değiştirilmiş kısır tohum satarak sürekli ihtiyaç yaratıyorlar.

***
HEGEL’İN “Tarih ideolojik tezlerin çatışmasıyla oluşur, bu da maddi dünyaya tarihsel olaylar biçiminde yansır” şeklindeki “Tez-Antitez-Sentez” tasarımından esinlenen Karl Marx Kapitalizme alternatif Marxist ideolojiyi geliştirdi. 

Marx’a göre burjuvazi tarafından sömürülen proletarya yani emekçiler yapacakları devrimle hem kendilerini hem insanlığı kurtaracaklardı. 

Marx devrimin sanayi burjuvazisi en gelişmiş ülke olan İngiltere’de başlamasını bekliyordu ancak Çarlık Rusya’sında gerçekleşti.

Rusya Batılaşmaya başlasa da gelişmiş bir Proleterya sınıfı yoktu. 

Halkın büyük bölümü Mujikler yani topraksız köylülerdi. 

Lenin, Menşeviklik Bolşeviklik gibi çeşitli çalkantılar arasında askerler, işçiler ve köylüler ittifakını gerçekleştirerek Marxist-Leninist rejimi kurdu. 

Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin adı 1917 yılında Rusya Komünist Partisi olarak değiştirildiğinde “Komünizm” terimi siyaset diline girmiş oldu. 

Bu oluşum aşamasında ülkemizin önemli bir rolü olmuştu.

Devrim başladığında Batı dünyası Çar’ın yardımına koşmak istemiş ancak Çanakkale Zaferi ile boğazları geçilmez yapan Atatürk yüzünden bu amacına ulaşamamıştı.

Bunu unutmayan Rusya Stalin yönetimine kadar geçen sürede silahlanma, teknoloji, maliye, dış politika alanlarda Türkiye’ye hep destek verdi. 

Lozan görüşmelerinin çıkmaza girdiği dönemde, savaş çıkarsa Türkiye’nin yanında yer alacağını duyurdu. 

Zaman içinde devrime öncülük yapan proleterlerin yönetimden uzaklaştırılıp pasifize edilmesi ve “Madde“yi “Düşünce”nin önüne çıkarması Marxist ideolojiye yönelik eleştirilerin dozunu artırdı. 

Toplumda hoşnutsuzluklar yaşanırken, uluslararası siyasi konjonktürün de etkisiyle Cumhurbaşkanı Gorbaçov'un Perestroyka ve Glasnost adını verdiği reform çalışmaları 1991’de rejimin çökerek yerine Bağımsız Devletler Topluluğu’nu kurulmasıyla sonuçlandı. 

Sonuçta ne insanın insanı sömürmesinin aracı olan Kapitalist sistem, ne de maddeyi insanın üstünde gören Marxizm vaat ettikleri cenneti gerçekleştiremediler.

***

YABANCI ideolojileri bırakıp, tarihsel denemeden başarıyla çıkan, Türk ulusunun çağdaşlaşma ideolojisi olan Kemalist sisteme bakalım:

Kemalizm Atatürk’ün fikir ve ilkeleri üstüne kurulu, kapitalizmin emek sömürüsünü, sosyalist sistemin maddeciliğini eleyerek sentezleyen, ütopik ve kopyacı olmayan, ulusun ihtiyaçlarına uygun anti-emperyalist bir sistem olarak doğdu.

İlkeleri devrimcilik, laiklik, devletçilik, şovenist olmayan bir ulusalcılık, halkçılık ve Cumhuriyetçilik olan Kemalizm kavramı siyasi literatüre ilk kez Kurtuluş Savaşında Fransızların Kuvayı Milliye güçlerine gerilla anlamı yükleyerek ve Atatürkün adından esinlenerek “Kemalistler” adını vermesiyle girdi.

Türkiye’de ise 1930 yıllarda kullanılmaya başlanmış 1931’de Türk Tarih Kurumunca yayınlanan tarih dizisinde şu ifade ile anılmıştı 

“...Yabancı müelliflerin Büyük Millî Reisin adına nispetle “Kemalizm” dedikleri Türk inkılâp hareketinin temel prensipleri bunlardır. Bu prensiplere dayanan devlet sistemi Türk milletinin tarihine, ihtiyacına, içtimaî bünyesine ve mefkûresine en uygun olduğu kadar, bütün dünyadaki sistemler içinde de en sağlam ve en mükemmel olanıdır”

13 Mayıs 1935’de toplanan Cumhuriyet Halk Partisi kurultayında parti programının tanıtımında “Yalnız birkaç sene için değil, istikbale de şâmil olan tasavvurlarımızın ana hatları burada toplu bir halde yazılmıştır. Partiye esas olan bütün bu prensipler (Kamâlizm) yoludur” denilerek altı ilkenin tanımları yapılmıştır.

Kemalizm sözcüğü 1947 yılına kadar kullanılırken, 1954 yılından itibaren “Atatürkçülük” kavramı ortaya atıldı. 

***
KEMALİZM’İN ulusal ve evrensel boyutlardaki önemine bakalım:

Demokrat Partinin “Her mahallede bir milyoner yaratmak” hedefi vardı. 

Hem 1950’den sonra Kemalizm’in üstüne çizik atmak demek olan, yanısıra Kapitalizmin doğasından gelen, gelir dağılımı adaletsizliğini umursamayan, halktan kopuk bir slogandı bu...

Kemalist düşüncenin “Halkçılık” ilkesi sürdürülseydi yoksullukla mücadele adına “Hiçbir mahallede yoksul bırakmamak” hedefi seçilirdi. 

Kemalizm Karma Ekonomi modeliyle devletle halkın karşı karşıya gelmediği... 

Devletin plan ve program dâhilinde özel sektörün üstesinden gelemeyeceği yatırımları gerçekleştirdiği... 

Yanısıra özel girişimciliği yol göstererek desteklediği, devletle halkın yan yana ve “Halk için halkla beraber” olduğu sistemdir. 

Marxizm de bireyi değil kitleyi düşünür ama anlayışı “Halka rağmen halk için”dir 

Atatürk dönemi sonrasında yönetimin giderek kapitalist dünyanın kontrolüne girmesiyle Kemalizm’in ilkeleri yozlaşmaya başladı.

Yıllar sonra “Bizim iki gücümüz var; hak ve halk”, “Toprak işleyenin, su kullananın”, diyerek Kemalizm’in halkçılık ilkesini yeniden ayağa kaldıran Bülent Ecevit’in Kemalizm’in bir yansıması olan “Demokratik sol” kavramıyla “Halk için halkla beraber” anlayışı geri döndü.

Prof. Ahmet Taner Kışlalı Bülent Ecevit için işte bu yüzden “Kemalizm’i 21.Yüzyıla taşıyan lider” demişti. 
***

KEMALİZM’İN ideoloji olup olmadığı çok tartışılır. 

Kafaları karıştıran husus Kemalizm’in öteki İZM’ler gibi dogmaları olmaması... 

Kemalizm dogmatik değildir ama akılla algılamanın en üst düzeyi anlamında “İdea”sı olan yüksek bir düşünce platformudur. 

Atatürk kendisine "devrimi yaratan düşünce sisteminin dogması olup olmayacağını" soran Falih Rıfkı Atay’a “dogmalara bağlanıldığı anda görüşlerinin dondurulacağını ve gelişimi engelleyeceğini” söylemişti.

Kemalist sistemde çağdaşlıktan kopmamak için ilkelerinden ödün vermeksizin evrim süreci kesintisizdir 

Bir devrimin bittiği an, o devrimi kökleştirecek yeni bir devrimin başladığı andır. 

Kemalizm ve Atatürkçülük kavramalarının ikilemi bir başka paradigma...

Atatürk sonrasında Kemalizm’in ilkeleri “Atatürkçülük” bahanesiyle Nadir Nadi’nin “Ben Atatürkçü değilim” kitabını yazmasına neden olacak kadar Atatürkçülük adıyla yozlaşmaya başladı. 

12 Eylül darbecilerinin kendilerini “Atatürkçü” olarak nitelemesi gibi...

***
KEMALİZM’İN evrenselliği 1945 yılından sonra Batılı bilim insanlarınca da kabul edilmeye başlandı.

1929-1939 döneminde dünya sanayi üretimi yüzde 19 artarken, Türkiye’de bu oran yüzde 96'yı bulmuş, 1929 dünya ekonomik krizinden en az zararla çıkan Kemalist Türkiye Sovyetler Birliği ve Japonya ile birlikte en hızlı büyüyen üç ülkeden biri olmuştu. 

Yaratılan ekonomi mucizesiyle yalnız gelişmekte olanlara değil, gelişmiş ülkelere de model olan Kemalizm’in kambiyo sistemini uygulayan Almanya enflasyonu bu yöntemle düşürmüştü.

***
KEMALİZM’E içerde ve dışarıda karşı çıkanlara bakın...

Bölücü mikro ulusçular, yobazlar, Türkiye’ye Kemalizm’den vazgeçme dayatmaları yapan küreselciler...

Japon asıllı ABD’li siyaset kuramcısı Francis Fukuyama, Hegel’in “Tarih, ideolojik tezlerin çatışmasıyla oluşur” tezine dayanarak yazdığı “Tarihin sonu” adlı kitabında “Soğuk Savaş”ın bittiğini, böylece ideolojik evrimin zirvesine ulaşıldığını öne sürdü. 

Artık uluslararası şirketler ülke sınırlarını kaldıracak, dünyayı Batı liberalizmi yönetecek, tarihin sonu gelecekti. 

Yenidünya düzeninde herkes eşit olacak ama bazıları “Daha çok”, bazıları “Daha az” eşit olacaktı. 

Evrim değil, gerileme olan böyle bir son insan aklıyla, onuru ile bağdaşır mı?

Diyalektik düşünceyi ilk kez kullanan antik çağ düşünürü Efesli Herakleitos’a göre "Evren birbirinin zıddı olan unsurlardan oluşur. Zıtlıkların çatışmasından mükemmel bir armoni doğar."

İnsanlığın ideolojik evriminin zirvesi ancak herkesin birbirine eşit, aynı derecede özgür olduğu bir armonide oluşur. 

Tarihin sonu ancak o zaman gelir. 

Tarihin sonu gerçekleşecekse, cinsiyet, ırk, din ayırdının yapılmadığı, bütün insanlığın “Sınıfsız, İmtiyazsız” toplumlardan oluştuğu...

“Savaşlar ülke savunması için yapılmıyorsa cinayettir” anlayışının geçerli olduğu... 

Dogmatik ideolojilerin sönüp, Kemalizm’in “İdea”sının bütün insanlığı aydınlatmaya başladığı an gelecektir.

Bu nedenle Yalnız Türk ulusunun değil, Avustralyalı müzisyen Cody Simpson’un sözleriyle “Bütün dünyanın Türklerin sevdiği mavi gözlü Ata’sına ihtiyacı var.”

Dünyayı siyasetiyle ekonomisiyle politikacılardan çok Rockfeller, Rotschild aileleri gibi kapitalizmin ilahlarının yönettiğini ve Rokfeller’in “Atatürk yüzünden projelerimizi yarım yüz yıl erteledik” açıklamasını da hiç unutmayalım.


İşte Atatürk bu nedenle ölümsüzdür.



Bu yazı 2735 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI