Bugun...

Yalman Özgüner
NE KADAR GÜZEL GÜNLERMİŞ AKP İKTİDARININ ÖNCESİNDEKİ TÜRKİYE
Tarih: 04-12-2018 06:16:00 Güncelleme: 04-12-2018 06:16:00


MEĞER ne güzel günlermiş AKP iktidarının öncesindeki Türkiye...

Hani, şu AKPi Milletvekili Bayan Babuşcu’nun Osmanlı İmparatorluğu’nun “90 yıllık reklam arası” diye nitelediği Cumhuriyet tarihinin sonuna yaklaşıldığı o yıllar...

Hani, şu uluslararası diplomasi turlarının baş müdavimi, onursal diplomat(!) First lady’nin “seksen yıllık pislik” diye andığı döneminin son demleri...

Hani, bir zamanlar özel araç sürücülerinin, yolları üzerindeki taşıt aracı duraklarında vasıta bekleyen ve aynı yönde gidecek yolcuları araçlarına davet ettiklerine rastlanan o günleri kafanızda canlandırın ve kendinize şu soruları sorun

İnsanın, düşmanlığa varacak ölçüde insana yabancılaşabileceği...

Toplumda geleceğe, hukuka, siyasete güvenin yok olacağı...

Tevrat’ın Musevilere özgü emri olan kafa tesettürüne bürünmüş ilkokul çağındaki çocuklara varan dek Müslüman kadınların sokakları, meydanları, devlet yönetiminin en üst kademesine kadar dolduracağı...

Tarikat yuvalarında beslenen kara cehaletin, din istismarcılığının hızla yayılacağı...

İhanetin, budalalığın varlığımızı, her şeyimizi borçlu olduğumuz eşsiz önderimiz Atatürk’ün heykellerine saldırılacak kadar sapkınlaşacağı...

Türklük ve ulus düşmanlığının iktidarın resmi ideolojisi olacağı...

Tarımın, sanayinin çökeceği...

Dünyada kendi kendine yeterli üç- beş ülkeden biri iken, faizinin ödenmesi için bile borç olarak alınan döviz stoklarının saman ithali için heba edileceği...

Yolsuzlukların itibar aracı olacağı...

O günlerde hiç aklınıza gelir miydi?

***

BAZI verilere göre 2017 yılında 409 kadın cinayeti işlenirken 2018 yılının ilk altı ayında cinayet sayısı 260 arttı

Cinsel taciz yüzde 450 arttı 332 kadına cinsel şiddet uygulandı.

387 çocuk cinsel istismara uğradı, 20 çocuk da öldürüldü.

Fuhuş yüzde 800, çocuk istismarı 400, uyuşturucu kullanımı yüzde 700 arttı.

Basında toplam 30.427 cinayet 6.714 soygun haberi yayınlandı

Bu kapkara tablonun arkasında kimler neler var, ona bakalım...

Uluslararası emperyalist/kapitalist sistemin ABD’den Dünyaya hükmeden Musevi lobisinin denetim ve gözetiminde iktidar olan, genel yapısı itibariyle siyasi parti kültüründen uzak, çıkar ortaklığı görüntülü AKP ve onun patronu...

****
GELİN biraz geriler gidelim...

Erken Cumhuriyet döneminde sermaye ve teknoloji birikiminin yanısıra, emek gücünün de yetersizliği nedeniyle Kemalist ekonominin yatırım yapacak sermayedarlar oluşumuna verdiği destek politikaları başarılı sonuçlar verdi...

Sözgelişi o dönemin en zengin iş adamı haline gelen Nuri Demirağ 1008 km demiryolu döşeyip, uçak fabrikası kurup uçaklar üretti.

Kamu yatırımlarında ise harcamalarda beş kuruşun hesabı yapılarak tasarrufa, şeffaflığa büyük önem verildi

Yolsuzluk, rüşvet olaylarına göz açtırılmadı Yavuz-Havuz meselesinde olduğu gibi ihmal olayları bile cezalandırıldı. .

Eşsiz önder Atatürk’ün hayatta olduğu 1923-1938 yıllarında denk bütçe anlayışından dışarı çıkılmaksızın, 11 yıl gelir ve giderin eşit olduğu 3 yıl ise gelirin giderden çok olduğu bütçe fazlası gerçekleştirildi.

Aynı dönemde ulusal gelir yüzde 104,8, tarım sektörü yüzde 101,3, sanayi sektörü yüzde 148,8 oranında büyüdü. Dolar karşısında yüzde 24,6 oranında değer kazanan TL satın alma gücü paritesiyle dünyanın ilk 20 ülkesi arasına girdi.

Ne yapıldıysa amaç hep toplum ulusal ekonominin büyümesi ve toplum refahının geliştirilmesi oldu.

Ya bugün

Bütün ekonomik göstergeler felaket zinciri...

Emekçiler, emekliler, köylüler küçük esnaf yoksulluk girdabında diplere doğru sürükleniyor..

Son dönemlerde acaba yavrusuna bir dilim pastırmanın tadını tattırmış kaç tane asgari ücretli vardır dersiniz?

Sokaklardaki çöp konteynerleri fukaranın gıda kileri oldu.

Giderek büyüyen yoksulluk cahil tabakalarda rekor düzeye yükselen çeşit çeşit soygunlara mecra oldu.

Dürüst, yolsuzluk onursuzluğuna itibar etmeyen iş dünyası silinip kayboluyor.

Yoksul kitlelerin refahını artıracak bir yatırım yapıldığını hatırlayan var mı?

Tersine mevcut olanlar da yağmalana, yağmalana yok edildi...

Göstermelik olarak yapılanlar da sadece “Milletin a.......koyduk” diyen saray yapsatçısı ve benzerlerinin servetlerine servet katıyor.

Saraylarında oturanlar fakir fukaranın nafakası ile Tevfik Fikret’in “Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, / Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!” dizelerini hatırlatırcasına ihtişam içinde yaşıyorlar.

Üstelik önlerinde koruma orduları, arkalarında şakçılar konvoyu Cuma namazı şovları yaparak dindarlık gösterileri ile...

Bindir çeşit yalanlarla, aldatmalarla, aldatılma(!) masalları ile toplumu narkozluyorlar...

Fakir fukaranın nafakası ile şaşaa içinde yaşamaya yalan dolanla ülke yönetmeye cevaz veren bir din var mıdır acaba?

“Dinin emri” diye dinle ilgisi olmayan dayatmalarla, “Din cevaz verir” sahtekârlıkları ile , “bir defadan bir şey olmaz” sapık zihniyet beratıyla toplum ahlakında çözülmeler, bozulmalar kronikleşti.

Toplumda yarınına güven duygusuyla birlikte sevgi saygı bağları koptu gitti...

Din “DİN” olmaktan, eğitim “EĞİTİM” olmaktan, hukuk “HUKUK” olmaktan çıktı...

*****

ÖYLE değil mi?

Meğer ne güzel günlermiş AKP iktidarının öncesindeki Türkiye...



Bu yazı 44 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI