Bugun...

Yalman Özgüner
ÖRGÜTLENMİŞ CEHALET!
Tarih: 19-02-2020 10:15:00 Güncelleme: 19-02-2020 10:15:00


ÜLKEMİZİN yaşadığı çöküşün nedenlerini konuşurken çoğunlukla cahil kitleleri hedef alırız da cehaleti besleyen örgütlenme ile mücadeleye odaklanmaktan gerektiğince söz etmeyiz.
Oysa cehaleti destekleyen kaynağı kurutmadan cehaleti ortadan kaldırmak mümkün olmaz.
Kimileri ikna edilerek, eğitilerek kısmi bir kazanım elde edilebilir ama cehaleti besleyen kaynak “Dindar ve kindar yetiştirmek” gibi formüllerle onların bıraktığı boşluğu yabani otların türemesi gibi hemen doldurur.
Zaten cehalet “Halk böyle istiyorsa saygı duymak” narkozuyla ne kadar kolay yayılıyorsa o kadar da zor önlenir.
Bu konuda düşünce ufkumu, bilgi dağarcığımı genişletmek amacıyla Doğu’dan ve Batı’dan ünlü düşünürlerin cehalet üzerine özlü sözlerini araştırırken, hemen hepsinin bireyin cahilliğinden, psikolojisinden, cahillerle ilişki kurmanın zorluğundan söz ettiklerini gördüm.
Mutlaka göremediğim gözümden kaçanlar vardır ama örgütlü cehaleti, cehaletin besleyici kaynağını kurutmaya yönelik düşüncelere pek rastlayamadım.
Sadece eşsiz önderimiz Atatürk’ün cehaleti yaratan, besleyip kullanan kaynaktan ve bununla mücadelenin gereğinden söz edişinden bir de Karl Marx’ın “Cehalet egemen sınıfların ustaca kullandığı silahtır” şeklindeki tam isabet deyişinin dışında...
Bunun nedeni Doğu düşüncesinin özünü genellikle din motifinin oluşturması, Batı’da ise hümanistik ve etik değerlere bağlı olmayan liberal ideoloji anlayışının egemenliği...
Bu da Marx farklılığı ile zaten belli oluyor.
Benzer durum cehalete, ağırlıklı olarak ahlak odağından bakan antik çağ düşüncesinde de görülür.
Gerçi cehaletle ahlak arasında dolaylı yoldan bir ilişki vardır ama ahlak rölatif bir kavramdır.
Kimi toplumlarda etik sayılan bir düşünce ya da eylem biçimi kimisinde ahlaksızlık olarak kabul edilir.
Sözgelişi antik Yunan’da Isparta sitesinde hırsızlık yakalanmadığı sürece ahlaksızlık olarak görülmezdi.
Bir başka örnek gençleri kendi yöntemlerine göre eğiten geçmiş çağların en parlak düşünürlerinden Sokrates’in tam bir cehalet örneği olarak gençleri ahlaksızlığa sevk ediyor gerekçesiyle zehirlenerek öldürülmesi...
Cehaletin kaynakları besleyicileri Marxist öğretinin gösterdiği gibi liberal/emperyalist sömürünün aracı olan siyaset anlayışı, bir ikinci paradigma da özünden saptırılmış fetvacı din anlayışının dayattığı ahlak anlayışıdır.
Bunun en açık örneği bugün “Kadın memeli hayvandır” hükmü kesilen Suudi Arabistan başta olmak üzere hala Ortaçağın karanlığında yaşayan İslam dünyasında yaşanıyor.
Eşsiz önderimiz Atatürk cahilliği aşmak için “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır” diyerek Peygamberin yok etmeye çalıştığı cahiliye dönemini hortlatan Abbasi/Emevi icadı İslam anlayışına karşı mücadele verdi.
Bu yüzden de toplumun cehaletini çıkarları için kullanan siyasetçiler ve din istismarcılarınca din düşmanı ilan edilen büyük önderimiz ayrıca sosyal sistemi Osmanlıdan kalan Mecelle yerine Batı tarzı bir Medeni Kanunla, değiştirip medrese tarzı eğitim kurumlarını çağdaş yapıya dönüştürdü.
Zaten ahlakı olmayan liberal/emperyalist düzenin yıkıcı etkilerini Kemalist sistemle aşmanın savaşımını verdi
Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu gibi kültür merkezleri kurdu.
Örgütlü cehalet bunları kapatmasa bile işlevlerinden saptırdı.
Ülkemiz dinci ve emperyal konsorsiyum tarafından örgütlenmiş bir cehalet ağının esiri durumunda...
Cehalet soygun düzeninin hem silahı hem de avlanma alanıdır.
Sözde bir bilim adamı “Ülkeyi ayakta tutacak olanlar, okumamış, hatta ilkokul bile okumamış, üniversite okumamış cahil halktır” diyerek örgütlenmiş cehaletin eyleme geçmesinin manifestosunu açıklıyor. Ödülünü de YÖK üyeliğine getirilerek alıyor.
Devleti yönetenlerden birisi "Bizden icatçı çıkmaz, biz Müslüman ülkeyiz; biz ara eleman yetiştirmeliyiz" diyebiliyor.
Cehaletten beslenenler medyayı da kullanarak, faşizan siyasetle, sömürü ile baskı ile sansür, yalan bilgi yayma yolu ile toplum mühendisliği yaparak seçmen potansiyeli yaratarak cehaleti örgütlerler.
Ülkemiz bu plan uyarınca akılcılıkla, bilimle kavgalı, linç kültürüne ve korku imparatorluğuna dönüştürülüyor..
Örgütlenmiş cehalet soygun düzenini koruyup sürdürmek amacıyla emperyalist/liberal sistemin desteğini de arkasına almak suretiyle kurumsallaşarak ve cahil kitleleri de kullanarak devlet yönetimini ele geçirmiş durumda
Örgütlenmiş cehaletin organizatörleri cahil kitleleri hem kullanırlar, hem de sanki onurlandırıyormuş gibi aşağılarlar.
Damat “Aya dört şeritli otoban döşesek inanırlar” diyordu.
Bunların ağababaları Adnan Menderes de “Odunu göstersem mebus seçtiririm dememiş” miydi?
Goethe böylesi bir örgütlenmeyi “Eyleme geçmiş cehaletten daha korkunç bir şey yoktur” diye niteler.
Oysa eşsiz Atatürk ne diyordu...
“Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli kültürdür. Kültür okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek, anlama yeteneğini eğitmektir.”


Bu yazı 1413 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI