Bugun...

Yalman Özgüner
ÖRTÜ
Tarih: 11-10-2018 06:22:00 Güncelleme: 11-10-2018 06:22:00


DEĞERLİ dostlar...

 

En son söylenecek olanı başlarken söyleyeceğim...

 

 Akli, etik ve çağdaş değerlere saygılı olan herkes...

 

... Ve Atatürk'ün eşsiz dehası, silah arkadaşları ile birlikte büyük emekleri, dökülen onca şehit kanının bedeli karşılığında  kurulmuş Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşlığına layık olmak için özen gösteren hepimiz...

 

Bugünleri çeşit, çeşit utançlara, türlü sıkıntılara katlanarak yaşıyoruz.   

 

Sizleri bilmem ama...

 

İslamın şartı olmamasına rağmen kör inançlarla saç tellerini gizlemek için kafasını bohçalayan (o) kişinin gezip dolaştığı dünyanın her yerinde servet değerinde ancak zevksizlik örneği kıyafetleri ile Türk kadınının imajına gölge düşürmesinden ülkem ve ulusum adına ben utanıyorum.

 

Bakan, Milletvekili, bürokrat titri taşıyan Musevi geleneğinden taklit edilmiş ucube kıyafetli kadınların benim ve benim ülkemin  yöneticileri olmalarından da utanıyorum.

 

Kanaat önderi olabilecek kişilerin bunların  İslamiyet’le hiçbir ilgisi olmadığını topluma anlatmak için çaba göstermemelerinden şikâyetçiyim.

 

Aile ya da mahalle baskısı ile ülkemizi şeyhlerin, mollaların diyarına döndüren kadınlarımızın cehaletine üzülüyorum.

 

Oysa İslamiyet’in özünde ahlaki değerlere aykırı olmamak koşuluyla giyim kuşam baskısı  yoktur. 

 

Pek çoğumuz her fırsatta anlatmaya çalışıyoruz;

 

Müslüman olmadan  önce Arap kadınları Arap Yarımadasının yakıcı sıcaklığından ötürü göğüsleri açıkta yaşarlardı. İslamiyetin kabulünden sonra da bu bir süre böyle devam etti. 

 

Ancak bazı densiz erkeklerin  rahatsız etmesi üzerine Hz. Muhammet kadınlara örtünmelerini buyurdu.

 

Ama  kafalarını değil, taciz olaylarına ve göğüs hizasındaki takılara yönelik soygun girişimlerine karşı önlem olarak göğüslerini kapamalarını istedi. 

 

Sonra zamanlarda din  uleması diye geçinenler örtünme kuralını kendilerine göre değiştirdiler 

 

Bu arada kafa tesettürünün Hristiyan Rahibelerinkine benzerliğinden olacak, sonradan Müslüman olmuş Rahiplerin etkisinden söz edenler oluyordu.

 ***

 

 

BUGÜN dünyanın çeşitli coğrafyalarında aile düzenine kadınların egemen olduğu “Anaerkil” sekiz topluluk var. 

 

Bu topluluklardan yalnız bir tanesi İslami inanca bağlı...

 

 Afrika’da Cezayir, Nijer ve Mali topraklarında yaşayan Tuareg halkı...

 

Onlarda da  tesettür geleneği var.

 

Onların da din ulemaları var. 
 

Ancak onların ulemalarının yarattığı moda(!) kadınların değil erkeklerin tesettüre girmesi... 

 

Kadınlar giyim kuşam konusunda oldukça rahat ama Tuareg  erkekleri başlarını örtüp yüzlerini peçe ile gizliyorlar.

 

Şimdi kafalarda tesettür geleneği konusunda sorular nasıl oluşmasın...

 

Bu soruların yanıtını verecek olanlar da, erkeklerin yarattığı tesettür kaosunu çözecek olanlar da bizzat kadınlarımız olacaktır.

 

Atatürk erkeklerin sarık ve fesleri atmalarını  şapka devrimi ile  yasalara bağlayarak gerçekleştirmiş, kadınlara ise basiretlerine güvenerek, yasa koymak yerine sadece telkinlerde bulunmuştu.  

 

Giyimde ifrat ve tefritten kaçınılması gerektiğini söyleyen Atatürk şöyle diyordu

 

Kadınlık meselesinde dış görünüş ve kıyafet ikinci derecededir. Asıl mücadele alanı, kadınlarımız için görünüş ve kıyafette başarıdan daha çok, asıl başarılı olunması gereken alan ışıkla, kültürle, gerçek faziletle süslenmek ve donanmaktır. Ben saygıdeğer hanımlarımızın Avrupa kadınlarından daha aşağıda kalmayacak, tersine pek çok yönlerde onların üstüne çıkacak ışık ve kültürle donanacaklarına kesinlikle kuşku duymayan ve buna kesinlikle emin olanlardanım...

 

Dinî örtünme, kadınlar için zorluk çıkarmayacak, kadınların toplum hayatında, ekonomik hayatta, çalışma hayatında ve ilim hayatında erkeklerle ortak çalışmalar yapmasına mani bulunmayacak bir normal şekildedir. Bu normal sekil, toplumumuzun ahlak ve terbiyesine aykırı değildir.”

 

Özellikle 1980’lere gelene kadar Cumhuriyet kadınlarımızın ne kadar şık ve zarif olduğu düşünülürse Atatürk’ün ne denli ince düşünceli olduğu anlaşılır.   

***

ÖRTÜ altı hikâyeler yalnız bunlar mı?

 

Örtü denince akıllara önce kaçak sarayın gözünün hiç doymadığı “Örtülü Ödenek” gelebilir. 

 

O başka bir fasıl...

 

İnsan olanı  utanca boğan başka “Örtü”ler  de var ülkemizde...

 

Siyasi iktidarın doymak bilmeyen din istismarcılığına sığınılarak dini Vakıflarda yaratılan  soygunlar, çocuk tecavüzleri...

 

Tarikatlarda ve  Cemaat merkezlerindeki güya dini fetvalarla üstü örtülen insest ilişkiler, çocuk gelin hikâyeleri...

 

...ve niceleri...

***

BUGÜNKÜ  utançlarımızın  kaynağı olan düzene bakın...

 

Din kamuflajı altında kadınlarımız  ötekileştirilip, kadına tacizler, kadın cinayetleri ayyuka çıktı.

 

Aile düzenleri giderek bozuluyor...

 

Bunaltılmış, insanlık yaratılışına yabancılaştırılmış kadınlarımız  kendilerine her türlü insanlık haklarını kazandıran Atatürk ilkelerine dört elle sarılmaları gerekirken, büyük kitleler halinde “Kadın Memeli Hayvandır” diyen Arabın yolunda ilerliyor.  

 

Amacından saptırılıp ticari sektör haline getirilen din örtüsü altında soygun düzeni yaygınlaşıyor...

 

Dünyada tek laik İslam ülkesi olan Atatürk'ün Cumhuriyeti bu özelliğini kaybetti... 

 

Uygar dünyadan giderek kopuyoruz.

 

Yazıklar olsun ülkemizi bu hallere düşürenlere ve onları başımıza bela edenlere...

 

***

UYGAR bir dünyanın parçası olmak, Türk ulusu olarak insanca yaşamak istiyorsak eğer, mutlaka bu düzeni yıkmak  ve bu düzenin baronlarından bir daha başlarını kaldırmayacak şekilde  kurtulmalıyız.

 

Kurtuluş için hangi kapıyı çalarsak çalalım “Olmazsa olmaz”ımız olan Atatürk ile karşılaşırız. 

 

Öyle ise gelin sözü yüce önderimize bırakalım...

 

“Bizi yanlış yola sevk eden soysuzlar bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep din kuralları sözleriyle aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz... Görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harabeden fenalıklar hep din örtüsü altındaki küfür ve kötülükten gelmiştir...”

 

Efendiler ve ey millet, biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz. En doğru en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.”

 

“Artık duramayız, kesinlikle ileri gideceğiz. Geriye ise hiç gidemeyiz. Çünkü ileri gitmeye mecburuz. Millet açıkça bilmelidir. Medeniyet öyle kuvvetli bir ateştir ki, ona ilgisiz kalanları yakar ve yok eder...
 

İçinde bulunduğumuz medeniyet ailesinde layık olduğumuz yeri alacağız, onu koruyacağız ve ilan edeceğiz. Refah, mutluluk ve insanlık bundadır... 



Bu yazı 33 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI