Bugun...

Yalman Özgüner
SORUN ANLAŞILMADAN ÇÖZÜM BULUNAMAZ
Tarih: 05-12-2020 14:48:00 Güncelleme: 05-12-2020 14:48:00


Vatan partili bir vatandaş katında
Vatan partililere arz-ı halimdir
Sayın ...... kimler neler yazıyor diye Facebook sayfalarında gezinirken biraz da rastlantısal olarak yazdıklarınızı okudum.
Hemen şunu söyleyeyim:
Bugün ülkemizin temel sorunundan ilki eşsiz önderimiz Atatürk’ün mücadele edilmesi en gerekli, en zor savaş olarak nitelediği cehalet ve ikincisi AKP zihniyeti ve bu zihniyetin ideoloğu, size göre “Olmazsa olmaz” olan RTE’dir.
AKP’nin ekmeğine yağ sürercesine CHP ve İsmet Paşa düşmanlığıyla yazdıklarınıza bakılırsa Vatan Partilisiniz ama sanki AKP yandaşı olduğunuz izlenimi bırakıyorsunuz.
Bu izlenimi nasıl aldığımı söyleyeyim:
Millet ittifakı ile FETÖ arasında bir organik bağ olduğu inancı taşıyorsunuz.
Devlet çarkına FETÖ’yü kimin ortak ettiğini, Ergenekon kumpasının kimlerin ortaklığı ile kurulduğunu, CHP’nin TBMM’de FETÖ konusunda verdiği soruşturma önergelerinin AKP oyları ile reddedildiğini, 15 Temmuz öncesi Gülen ve cemaatine kimlerin övgüler yağdırdığını, 15 Temmuz’un hemen ertesinde “Ne istediniz de vermedik” söylemini bilmiyor olamazsınız herhalde...
Belli ki AKP’lilerin siyaset kültürünü kapmış, onların borazanlığını yapıyorsunuz...
Evet, bugünkü görüntüsü itibariyle CHP Atatürk’ün CHP’si olmaktan uzaklaşmıştır ama bu aşılamayacak bir sorun değildir. Öteki iki sorun yanında bu tali bir meseledir. Tıpkı Bülent Ecevit’in yaptığı gibi yeni bir yönetim anlayışı gelir bu sorun aşılır.
Aşılması en acil ve en gerekli sorun siyasi parti görüntüsünden çok, alameti farikası “Hesap sormazsam namerdim” diyerek meydan okuduğu bozkurt terbiyecisi! önünde cambazlık hünerlerini sergileyen Devlet Bahçeli olan, çıkar ortaklığının büyük ortağı AKP ve onun zihniyetinden ülkeyi kurtarmaktır.
Cehaletle beslenen AKP olmayınca cehalet ile mücadele de daha kolay olacaktır o zaman...
Partinizin Vatanseverler, Atatürkçüler, Devrimciler nezdinde itibar kaybına uğramasını, Devlet Bahçeli ve şürekası gibi AKP’nin ikinci stepnesi durumuna düşmesini istemiyorsanız tavsiyem cephenizi doğru seçin.
AKP’ye özenip PKK ile CHP’yi ilişkilendirenleriniz bile var.
Sakın ha bunu da yapmayın.
Ne demek istediğimi anlarsınız:
Kendi ayağınıza kendiniz kurşun sıkmış gibi olursunuz o zaman...
İnönü ile suçlamalarınıza gelince...
Evet Atatürk’ün vefatından sonra devlet başkanlığı yaptığı ilk dönemde İkinci Dünya Savaşının yıkıcı etkileri, Stalin’in ikili saldırmazlık anlaşmasını bozup Ardahan, Kars ve Boğazlarla ilgili talepleri, başını Sovyetler Birliğinin çektiği Demirperde diye anılan Doğu Bloku ile ABD önderliğindeki Batılı blok arasındaki soğuk savaş ortamı İsmet Paşa’yı “denize düşen yılana sarılır” hatasına düşürdü. Zaten kendisi de daha sora “Amerika’ya güvendik yanıldık” diyecektir.
İsmet Paşa 1964 yılında da ABD Başkanı Johnson’un mektubuna “Yeni bir dünya düzeni kurulur Türkiye de bu düzende yerini alır” yanıtını vererek esas konumunu bir defa daha gösterecektir
Tabii bir de şunu eklemek lazım
İkinci Dünya Savaşı yaşanırken güçlü bir ordu kurmak ihtiyacı doğmuş, bu da ekonomik sıkıntılara yol açmış, dolayısıyla toplumun hoşnutsuzluklarına ve domino etkisiyle de iç siyasette popülist politikalar izlenmeye yönelinmiştir.
Eğer o dönemde Atatürk hayatta olsaydı mutlaka bambaşka bir Türkiye ve bambaşka bir Dünya olabilirdi
Hatta bilirsiniz Churchill de dâhil bazı Batılı siyaset adamları ve düşünürler “Eğer Atatürk’ün söyledikleri dinlenseydi İkinci Dünya Savaşı olmazdı” derler...
Aradan bir asır geçti hâlâ “Bütün dünyanın Atatürk’e ihtiyacı var” diyen yabancı devlet ve düşünce adamları var.
Hiç kimseden Atatürk’ün dehası beklenemez.
Buna İnönü bile dâhil elbette...
Bunlar tamam ancak inkârı mümkün olmayanlar da var...
İsmet Paşa’nın diplomasi başarısı sayesinde milyonlarca kişinin öldüğü büyük savaşta tek bir insanımızın burnu kanamadı.
Lozan’da İnönü’nün bütün dünyaya kabul ettirdiği diplomasi ustalığıyla Sovyetler Birliğinin desteği dışında neredeyse bütün dünyaya karşı Türkiye’nin bağımsızlığı, Musul ve Kerkük dışında Misak-ı Milli sınırları tescil edilip kapitülasyonlar çöpe atıldı.
Eğer İngilizler Dersim isyanını provoke etmeselerdi Lozan’da görüşülmesi ileri bir tarihe bırakılan Musul ve Kerkük sorumu da ülkemizin lehine çözümlenecek gibiydi.
Tabii bir de Atatürk’ün İsmet Paşa’ya “Milletin makûs talihini yendiniz” diyerek kutladığı İkinci İnönü zaferini de hiç unutmamak gerekir.
Sadece bunlarla bile İsmet Paşa saygıyı hak ediyor
Sayın.... zamanızı aldıysam bağışlayın...
Elbette CHP’yi Atatürk’ün CHP’sine geri döndürmenin savaşımı verilmelidir ve ülkemizin selameti bakımından bu çok gereklidir.
Ancak daha öncelikli ve daha zorunlu olan mücadele ulusun cehaletten kurtarılması ve ülkeyi yoksulluklara, emperyalist kaynaklı iç ve dış yağmacılığa, yolsuzluklara, Atatürk, ulus ve devrim düşmanlığına, hukuksuzluklara, irticaya, baskı düzenine, çağdışı anlayışa mahkûm eden AKP ve onun zihniyetinden kurtarmak olmalıdır.
Ulusunu ülkesini seven “Devrimciyim” diyen herkes gelin hep birlikte asıl bunun savaşımını verelim.
En derin saygılarımla...


Bu yazı 4415 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI