Bugun...

Yalman Özgüner
TARİHİ SİLEMEZSİNİZ!...
Tarih: 01-01-1970 03:00:00 Güncelleme: 01-01-1970 03:00:00


BİLİRSİNİZ Muallim Naci’ye ait olduğu söylenen “Hafıza-ı beşer nisyan ile maluldür” diye bir özdeyiş vardır. 

İnsan hafızası unutsa da bir kere kayda girdi mi tarihin hafızası hiç silinmez.

Tarih, içinde bulunduğumuz günler itibariyle ülkemizin son 20 yılını laik Türkiye Cumhuriyetinin yapısını değiştirmek amacıyla kurgulanmış gerici bir karşı devrim süreci olarak nesilden nesile nakledecektir.

Bu süreç dedesi Pontus devletini hortlatmak için Türk köylerine saldıran Rum çetelerinin bölgede nüfus çoğunluğunu sağlamak için Batum çevresinde yaşayan Rumlara yaptığı çağrı üzerine gelip Rum köyü Potamya’ya yerleşen kişinin torununun kafasındaki fantazyaları birer, birer yaşama geçirmesiyle başladı ve sürüp gidiyor. 

Potamya’lı torun 28 Şubat sürecinde fantazyalarını bir manifesto ile ilan etmişti:

“Ben Muhammed Müslüman ümmetindenim. Türkiye dinsiz, laik memleket haline gelmiştir. Hayatımı Mustafa Kemal dinsizliği ile savaşa adayacağıma, Türkiye’yi bir din ve şeriat devleti haline getirmem için mücadele edeceğime, Kemal Paşa zamanında çıkarılan dinsiz kanunların tatbikini önleyeceğime, kısa zamanda ümmet esasına dayanan, şeriat devletinin kurulması için çalışacağıma; dinim, Allah’ım ve bütün mukaddesatım üzerine yemin ve kasem ederim

Potamya’lının fantazyaları “Yeni Osmanlı” adı altında saray saltanatı ve hanedanlık kurmak, laik düzeni yıkıp hilafet ve şeriat düzeni gerçekleştirmekti.

Hedefine nasıl ulaşacağını da “Demokrasi tramvaya benzer gittiği yere kadar gider, oradan yola devam edesin” formülü ile açıklamıştı.

Batılı emperyalist güçlerden Türkiye’nin laik düzenini değiştirip “Yeni Osmanlılık” adı altında “Ilımlı İslam” yaratma desteği de gelince her şey çok kolaylaştı..

Hanedanlık kuruldu…

Saraylar, Valide Sultan, nazır yapılan damat, sultanlar, gemicik filoları sahibi şehzadeler, saray emrinde Hazine-i Hassa, katar, katar saltanat arabaları… 

Bir tek saltanat simgesi Selâtin Cami eksikti…

O da Çamlıca tepesine kurulunca her şey dört dörtlük oluverdi… 

Madem hedef “Yeni Osmanlı”ydı, hilafet ve şeriat yasalarını ihya etmekti, öyle ise önceliği ikendi ayakları sağlam tahtaya basmalıydı. 

O da başarılmıştı zaten…

Öyle ise varsın, laik Cumhuriyetin kurucusu, bütün dünyada saygıyla anılan adı caddelere meydanlara verilsin, heykelleri dikilsin, insanlık tarihine bir eşi daha gelmemiş Atatürk’ün adı unutturulmalı, eserleri yok edilmeliydi.

Kendisine biat etmeyen asilerin seslerinin kısılması için zindanlara tıkılmalıydı. 

Laik Cumhuriyet kurulurken bağımsızlığa, laikliğe karşı mücadele edip lekelenenlerin itibarları iade edilmeliydi. 

“Ben Müslüman ümmetindenim” diyordu ya…

Nasıl bir ümmet anlayışı ise, ümmeti “dindar ve kindar nesiller yetiştireceğiz” diye birbirine düşürüp durdu.

Ümmetinde büyük kitleler yoksulluğun, açlığın pençesinde kıvranırken, İslam dünyasının en saygın ulemalarından Muhyiddîn-i Arabî’nin “Maddî hayata meyledenler için hayat, deniz suyu içmeye benzer, içtikçe susarlar, susadıkça içerler” deyişini doğrularcasına servete doymak bilmiyordu. 

Zaman zaman elinde kuran kürsüye çıkar Cuma namazlarını hiç kaçırmaz ama.. 

Ne Nisâ Suresinin "Haksızlıkla yetimlerin mallarını yiyenler şüphesiz karınlarına ancak ateş tıkınmış olurlar. Zaten onlar alevlenmiş ateşe gireceklerdir” diyen 10.cu Ayeti… 

Ne de "Hayır; Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz, yoksulu yedirmeye birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. Haram helâl demeden mirası yiyorsunuz. Malı aşırı biçimde seviyorsunuz" diyen Fecr Suresinin 17. Ayeti onun kitabında yoktur.

Edirne’de 16 Şubat 2019 günü yaptığı konuşmada laik düzene karşı kazandığı zaferin sonucunu ilan ediyordu sanki… 

“Artık bu yaşam tarzından, laiklik istismarından kurtarmanın zamanı Türkiyeyi geldi” 
****
NE VAR Kİ tarihin kayıtları elbette burada bitmeyecek...

Bu akıl, mantık ötesi, insanlık onuruyla çatışan süreç bu kadarla kalmayacak devamı da kayda geçecektir. 

Su akıp yolunu bulacak ve hiç kimsenin yaptığı yanında kar kalmayıp bedel ödemesi gerekenler mutlaka bedel ödeyecekledir.

Bu vatan dört bir yanı şehit kanlarıyla sulanarak kutsallaştırılmış Türk vatanıdır.

Bir değil milyonlarca Potamya’lı bir araya gelse bu gerçeği değiştiremez…

Değiştiremez, çünkü bu ülke insanlık var oldukça yaşayacak olan Atatürkün eseri olan laik Türkiye Cumhuriyetidir



Bu yazı 4813 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI