Bugun...

Cahit ÇATALOĞLU
DİN ÇÖZÜM DEĞİL
Tarih: 24-12-2019 10:01:00 Güncelleme: 24-12-2019 10:01:00


Din, yaşam biçimi olmaz, olamaz. 

Hayat akışına terstir, çelişki yaratır. 
Rüzgara karşı işemek gibidir, rahatladığını sanırsın oysa üstünü kirletirsin.
İnsanlık tarihinde binlerce din, yüzlerce peygamber ortaya çıkmış, bir elin parmakları kadarı inanan bulup kalıcı olmuştur.
Din ile kalkınan, zenginleşen, huzura ve refaha kavuşan tek bir ülke, tek bir toplum görülmemiştir.
Tam aksi dini fanatizm bölünmenin, düşmanlığın, gerilemenin, yok olmanın baş nedenlerinden biridir. 
Yobazlık, bütün kötülüklerin anasıdır. 
Toplumsal anlamda kumardan, uyuşturucudan, alkolden bile çok daha tehlikeli ve öldürücüdür.
Din, temiz kalplerde, sığınılacak, huzur bulunacak, manevi tatmin sağlayacak ulvi bir temastır, teneffüstür, sınavdır, bütünleşmedir. 
Maddi dünyayı, somut olayları, yaşam mücadelesini işin içine karıştırınca kimyası bozulur. 
Kapağı açık bırakılan kolalı içeceğe benzer. 
****************
Dini kuralları günümüz hayatına monte etmeye çalışmak, yaşamı ve toplumsal işleyişi dini normlarla tanzim etmeye çalışmak her zaman hüsranla sonuçlanır.
Hangi din olursa olsun, dünya tarihinde başarılmış ve uygulanmış tek bir örneği yoktur.
Toplumu, insanları, kuralları ve geleceği din yönünden şekillendirmeye çalışmak cehaleti, yobazlığı, gaddarlığı ve sonuçta sapıklığı davet eder, karşıtlığa zemin hazırlar.
*****************
Türkiye'de son haftalarda ilginç örnekleri görülüyor.
Çok net.
Neredeyse her yaş grubundan, statüden, eğitim ve kültür düzeyinden kimi insanlar laik, demokratik düzene, toplumsal ve etik kurallara, Cumhuriyet kazanımlarına, düzenine, hedeflerine tam tezat adım atmaktan kendilerine adeta gurur payı çıkarmaya çalışıyorlar.
Çağdaş medeniyete, ülkenin kurucusu ulu önder Atatürk ve kahraman dava arkadaşlarına, genç Türkiye Cumhuriyeti'nin ilke ve inkılaplarına karşı çıkmak, dil uzatmak, hakaret etmek, itibarsızlaştırmaya çalışmak adeta moda akımı oldu.
Yürürlükteki yasalara karşı alenen suç işleyenler ise uyarı ve ihbarlara rağmen genellikle savcıların dikkatini çekemiyor.
Hakimler ise sanki bir başka alemde yaşıyorlarmış gibi çoğunlukla duruma hakim olamıyorlar.
Türk toplumunu araplaştırmaya çalışmanın, din merkezli yönetime çekmenin, toplumu ayrıştırıcı eylem ve söylemlerde bulunmanın çok ağır ve acı faturası olacağını unutmayalım.
Türkiye'deki olası bir iç çatışma ne Irak'taki mezhep çatışmasına, ne Saraybosna'daki katliama ne İran'daki devrim operasyonuna ne de yakın geçmişte Mısır'da, Cezayir'de, Tunus'ta, Lübnan'da yaşanan iç olaylara benzer.
Türkiye'de tek faz çatışma değil, çok yönlü çarpışma olur.
İç çatışma sadece yobaz-laik arasında sınırlı kalmaz.
Zengin-fakir, cahil-diplomalı, işsiz-meslek sahibi, kiracı-ev sahibi, yaşlı-genç, laz-kürt-sünni-şii-alevi-zaza-abazha- süryani-boşnak.. 
Yetmedi.
AKP'li-CHP'li-MHP'li-HDP'li-İyi Parti'li.. Yetmedi. 
Saadetçisi, Refahçısı, Komünisti, Suriyelisi, gayrimüslimi, çevrecisi, sanatçısı, aydını, eşcinseli, ateisti, deisti.. toplumun bütün motiflerinden insan tribünlerden sahaya iner.
Bırakın futbolcuyu, hakemi, topu, ortada çimen bile kalmaz. Yerin altı üstüne gelir.
******************
Toplumun tansiyonunu ölçen akil veya dünyayı takip eden deneyimli, olgun yaştaki insanlar bu değerlendirmeyi çok rahat yapabiliyor.
Ancak ciddi bir çoğunluk sinsice yaklaşan felaketi görmekten aciz. 
Klasik ".. bize bir şey olmaz abicim" değerlendirmesiyle zevzekliği sürdürüyorlar.
Gelir dağılımındaki dengesizlik anormal gelişmelere açık. Açlık sınırının altında işsiz, sefil, umutsuz ve çaresiz konumda yaşayan milyonlarca insanımız var.
Sessiz çoğunluk pimi çekilmiş el bombası gibi.
Bu nedenle;
Çıkabilecek bir kıvılcım patlamaya dönüşecektir.
Dünya tarihinin en kanlı, en acı, en uzun süreli ve en ağır bilançolu iç çatışması, daha net ifadeyle iç savaşı Türkiye'de yaşanabilecektir.
Bu arada üyesi ve müttefiki bulunduğumuz NATO, Birleşmiş Milletler kılını bile kıpırdatmayarak net seyirci pozisyonu alacaktır. 
AB Parlamentosu, uluslararası sivil toplum kuruluşları, dünya siyasetinde etkin lobiler sadece "Yapmayın.. Çatışmayın.. Kan akıtmayın.." türünde suyuna tirit, laf olsun torba dolsun, laflarıyla günü geçiştirecekler.
Daha beteri; Dost görünmeye ve sırtımızı sıvazlamaya çalışan kimi Avrupa ülkeleri, sinsice el altından ateşe odun atıp ortalığı daha da karıştırmaya çalışacaklardır.
Bütün bu acıların, kara tablonun gerçekleşme zaman dilimi önümüzdeki 2 yıldır.
2020 ve 2021'i atlatırsak teyakkuz halinde 2023'e yürümeye çalışırız.
Ancak çok zorlu, sorunlu bir dönem bizleri bekliyor.
Bu felaketin kazananı olmayacak, iskambil destesinin devrilmesi gibi herkesi dümdüz edecektir.
Hepimiz aklımızı başımıza alalım.
Yarın çok geç olabilir.

22/Aralık 2019
Cahit ÇATALOĞLU



Bu yazı 4684 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI