Bugun...

Yalman Özgüner
AYDIN OLMAK
Tarih: 24-09-2019 05:19:00 Güncelleme: 24-09-2019 05:19:00


 

İNSANLIĞIN hiçbir sorunu özgür ve özgürlükçü akla, etiğe, nasıl kullanılacağı bilinen bilgiye, sabır inanç ve dirence başvurmadan asla çözülemez... 

İşte bütün bu vasıflara sahip ustalara aydın diyoruz, bilge adam diyoruz. 

Aydın, düşünceleri, eylemleri, vizyonerliği, hümanizması, yüksek etiklik anlayışıyla, varlığa olan saygısıyla evriminin en üst halkalarına rotalanmış bilge insandır.

Aydın, özgürlük, adalet, çağdaşlaşma, erdemlilik adına sosyal, siyasal sistemin hatalarını düzeltmek, eksiklerini tamamlamak için çaba harcayan işlev adamıdır.

Aydın, bilgi edinme, idrak, görgü, sağduyu ve sezgisel anlayış ile birlikte bu unsurları özümseyip uygulayabilen bilge adamdır. 

Aydın bilgeliği, değişmeyen tek gerçeğin, her şeyin daima değişeceği bilinciyle, vizyonerlik becerisi olan kişidir. 

Bilge adam bildikleri ile, yetenekleri ile öğünmeyen bilemediklerinden beceremediklerinden yüksünmeyen,öğrenmeye, becerebilmeye çaba gösteren kişidir,

Bu niteliklere sahip olmadan ne cehaletle savaşılabilinir ne de fazilet mücadelesi verilebilir. 

Bilgelik sorumluluk üstlenirken vizyon sahibi olarak çok yönlü düşünmek demektir de...

Bilgelik, “En iyi kişi kendinden çok, ait olduğu toplumu düşünen, onun varlığının ve mutluluğunun korunmasına kendini adayan insandır” diyen Atatürk’ün bu sözlerinin içeriğindedir. 

Toplumda baskılar, haksızlıklar yaşanırken, aydın diye geçinenler çeşitli bahanelere sığınarak buna sırtlarını dönerlerse, sadece toplumsal sorumluluklarından kaçmış olmakla kalmaz, sorunların kronikleşmesine de vesile olurlar. 

Gerçek aydın, bilge adam bu tür tuzaklara düşmez.

Aksi halde, her türlü baskılara boyun eğmek, egemenlere, despotizme, biat etmek, despotizmin korumacılığında cehalete güç kazandırmak olur bu...

Uğur Mumcu bir başka yönü ile “Bu millet ne çektiyse bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlardan çekiyor” diyerek anlatır bunu... 

Bütün insan sorunlarının temeli ve anası ise cehalettir. 

Cehalet ile savaş zordur...

Goethe Eylem halindeki cehaletten, daha korkunç bir şey olamaz” der. 

İmam-ı Azam da bundan “Cahillerle yaptığım bütün tartışmaları kaybettim ”diyerek yakınır.

Soru sorma gereği duymayan cahille zaten tartışılmaz...

Cehaletle savaşın asıl zorluğu bilmediğini bilen cahille değil, ön yargılarının tutsağı diplomalı cahillerle yapılan savaş alanındadır. 

Aydına düşen temel görev, cehaleti ve cahilleri eleştirmekten önce cahillerin cahillikten kurtarılmasına katkı vermektir. 

Bu da onlarla tartışarak, onları küçümseyerek değil, kendi kişiliklerine ve bilgiye saygı duymalarını sağlayarak, Tanrının insana verdiği en büyük armağanın akıl olduğunu bilinçlerine sokarak başarılabilir. 

O zaman kendine karşı saygı ve güven duymaya başlayan kişinin beyninde sezgicilik, kuşkuculuk eğilimleriyle birlikte sorular oluşmaya başlar.

Bu da cahillikle mücadelenin kapısı açılmış demektir. 

İngiliz devlet adamı Benjamin Disraeli “İnsanın cahil olduğunu bilmesi, bilgiye atılmış ilk adımdır. Cehalet, asla soru sormaz” diyerek malumu hatırlatır

Bugün pek çok gerçek aydınımız topluma Atatürk’ü, eşsiz kişiliğini, devrimlerini anlatmak, öğretmenin mücadelesini veriyor. 

Yerine getirilmesi gereken kutsal bir görev bu…

Cahili cahillikten kurtarmadan hele Atatürk gibi olağanüstü bir insan öğretilemez. 

Kimi insanlarımıza iktidarın yolsuzluklarını, akıl ve etik dışı siyasetini anlatıyorsunuz, anlamıyor, anlamak istemiyorlar…

Atatürk'ü anlatıyorsunuz, anlamıyorlar…

Gerçek İslamiyet’in bu olmadığını söylüyorsunuz, dinletemiyorsunuz… 

Cehaleti yenmeden bunları anlatamazsınız…

Buckingham Dük’ü John Sheffield “İstediğin kadar oku, bilgine yakışır şekilde hareket etmezsen cahilsin ”der.

Eğer bir akademisyen “Ben daha çok cahil ve okumamış tahsilsiz kesimin ferasetine güveniyorum... ülkeyi ayakta tutacak olanlar, okumamış, hatta ilkokul bile okumamış, üniversite okumamış cahil halktır” diyor ve ardından siyasi iktidar tarafından makam sahibi yapılarak ödüllendiriliyorsa, cehaletle savaşın en büyük zorluğu işte budur.. 

Karl Marx’ın “Cehalet, ayrıcalıklı sınıfın ustaca kullandığı bir silahtır” şeklindeki sözleri adeta cahilsever akademisyenin zihniyetinin yorumu gibidir. 

Atatürk işte bunun için “En büyük savaş cehaletle yapılan savaştır” diye toplumu uyarmıştı...

ATATÜRK düşmanlarına bakın…

Büyük çoğunluğu aldatılarak düştükleri cehaletin kör kuyusundan Atatürkün gerçekleştirdiği aydınlığı göremeyen insanlarımız… 

Kimileri de beyinlerini, onurlarını satmış, aldıkları eğitimi özümleyememiş, bilgisine yakışır şekilde hareket etmesini beceremeyen diplomalı cahiller…

Demek ki aydın olmak için illa diplomalı olmak yetmiyor… 

Aydın vizyonu geniş bilge adamdır... 

Toplumu cehalet girdabından sağ salim kurtarmak istiyorsak ön yargılara takılmaksızın ve değişmeyen tek şeyin “değişimin kendisi” olduğunu hiç unutmadan eşsiz önderimiz Atatürk’ün şu sözlerine kulak verelim 

“Yolunda yürüyen bir yolcunun, yalnız ufku görmesi kâfi değildir. Muhakkak ufkun ötesini de görmesi ve bilmesi lazımdır.”

Bilge insanların, aydınların yapması gereken budur işte…



Bu yazı 996 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI