Bugun...

Yalman Özgüner
YAZIKLAR OLSUN…
Tarih: 01-03-2020 14:51:00 Güncelleme: 01-03-2020 14:51:00


TUH sizlere, hepinize yazıklar olsun…
Sanki sokak kavgasında yaşanmış sıradan bir ölümmüş gibi…
“Libya’da iki ölü var” dedi.
Kimlerdi o ölenler, yaşamlarının baharında kara toprağa verdiklerimiz?
Kimlerdi şehadetleriyle iki yuvaya ateş düşüren ana kuzuları?
Yabancıların kavgasına burun sokularak feda edilen iki vatan evladı…
Lafa bakın…
“Libya’da iki ölü var…”
Tam kenar mahalle kültürü…
Kim ediyor bu lafı?
İki oğlundan birini parayı bastırarak…
Ötekisini sahte testis kanseri raporu alarak vatan görevinden kaçıran…
Sahte üniversite diploması ile yasaları çiğneyerek devletin en yüce makamını işgal eden…
Sahtekârlığının tarihçesi eşek etinden sucuk üretip piyasaya sürdüğü günlere kadar uzanan…
Hakkında İstanbul’da yerel yönetimin başında iken, kimi zaman aşımına uğrayarak, kimi sumen altına atılarak unutturulan 12 adet yolsuzluk dosyası olan…
Trafik magandası oğlunun polisten kaçarken yaya geçidinden geçmekte olan bir sanatçıyı ezerek ölümüne neden oluşuyla ilgili davada, ölenin kusurlu bulunup, öldürenin mahkemeden elini kolunu sallayarak hiç ceza almadan çıkmasını sağlayan adalet(!) düzenini kuran…
Ekim 2002’de mal varlığındaki anormal artışın hesabının sorulması için Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan davaya ishal raporu alarak gitmediği günün gecesinde Amerikalılarla ziyafet sofrasına oturan…
Dini eğitim aldığı halde bütün dinlerin yasakladığı ne varsa hiç birine uymayan ve nefsine egemen olarak gösterişten uzak yaşamak ilkelerini çiğneyen dinsiz dindar…
Çoluk çocuğuna ekmek götüremediği için insanlar intihar ederken…
Asgari ücretliler, emekliler yarı aç yarı tok yaşarken…
Milyonlar işsiz gezerken…
Yoksulluğu dibe vurmuş kişiler karınlarını doyurmak için çöp konteynırlarından yemek artıkları toplarken…
Atatürk'ün kurup ulusa emanet ettiği çiftlik arazisi üzerine kaçak olarak inşa ettirdiği ile yetinmeyip Marmaris’te Ahlât’ta kurdurduğu saraylarda yaşamak kibrine kapılarak…
Devletin kasasını boşaltarak, yoksulun nafakasından kesip hem kendisini, hem dalkavuklarını zengin ederek…
Kendi düşüncelerine uymayanlara hakaretler edip, kin kusarak…
Bir söylediğini başka konuşmasıyla yalanlayarak devlet adamlığına kalkışan türü az bulunan, nevi şahsına münhasır bir kişi…
***
SURİYE’DEN gün geçmiyor ki şehit haberleri gelmesin…
Önce 33, sonra 34 ve ardından 36 şehit şeklinde resmi hükümet açıklaması…
Bir Twitter hesabında Hatay’daki hastahanelerde 71, Reyhanlı Hastahanesi’nden 40 olmak üzere 111 şehit cenazesinin memleketlerine gönderildiği kaydı var.
Yine sosyal medyada 129 rakamından söz ediliyor.
Ağzından çıkan sözlerin yasa hükmünde olduğu Tek Adamın gerçek enflasyon rakamlarını olduğundan küçük göstermediği için görevden aldığı, Merkez Bankası Başkanını emir dinlemiyor gerekçesiyle değiştirdiği bir totaliter rejimde hangi rakamlara inanacağız?
Ateş düşen yüzlerce yuva…
Sayıları giderek artan yetimler, yüreği yaralı analar, bozulan yuvalar…
Ülkeyi yönetenlerin şu vicdansızlığına bakın…
Baştan sona yanlış dış politika yüzünden can veren evlatlarımıza ulusun yüreği kan ağlarken Arabistan Kralı Abdullah bin Abdülaziz el-Suud’un ölümünde yas ilan eden iktidar için o gencecik insanların şehadeti sanki önemsiz, sıradan bir vaka…
Vatan evlatlarını bile bile ölüme gönderenden de…
Onu mühürsüz zarflardaki geçersiz oyların geçerli sayılarak işgal ettiği koltuktan indirmek için kılını kıpırdatmayanlardan da hep aynı klişe laflar…
Şehitlerin kanı yerde kalmayacakmış…
Yazıklar olsun hepinize…
****
EMPERYALİZMİNİN buyruğuna uyup Suriye bataklığına saplanarak, kâh ABD, kâh Rusya ile ters düşmek…
Sonra da yetmezmiş gibi Libya’daki rejim ve rejim karşıtı asiler arasındaki çatışmaların ortasına Mehmetçikleri kurbanlık koyun gibi sürmek…
Koskoca Türkiye Cumhuriyeti kendisini ilgilendirmeyen bir savaşın ucuz lejyoner ikmal kaynağı mı olmalıydı?
Ne demişti her konuda olduğu gibi uluslar camiasındaki itibarı derecesiyle de Türkiye Cumhuriyetine Altın Çağını yaşatan eşsiz önderimiz Atatürk?
“Yurtta sulh, cihanda sulh”
“Savaş eğer vatan savunması için yapılmıyorsa cinayettir.”
Gencecik evlatlarımız emperyalizmin çıkarları uğruna planlanan cinayetlerin kurbanı olmaya devam ediyor.
Her aklına estiğinde çamur attığı Kurtuluş Savaşı kahramanı İsmet Paşa’nın bütün dünyayı kana bulayan İkinci Dünya Savaşında sağdan, soldan gelen her türlü baskıya boyun eğmeyerek tek bir vatan evladının burnunun bile kanamasına geçit vermeyen dış politika stratejisine bakın bir de bugün uygulanan diplomasi anlayışına…
Hem Türkiye için hem Suriye için tehdit oluşturan terörizme karşı yasal Suriye Hükümetiyle ortak mücadele zemini aramak yerine, üstelik ülkeyi milyonlarca Suriyeli asalakla doldurmak pahasına yasal hükümete başkaldıranları destekleyip hem Şam’a, hem destekçisi Moskova’ya ters düşmek nasıl bir siyaset aklıdır?
Nasıl bir devlet adamlığıdır bu?
Yoksa tarihe cihangir olarak geçeceğini mi sanıyor?
Tarih bu yaşananların kahramanlık mı yoksa diktatörlere özgü kör ihtirasın çılgınlığı mı olduğunu yazacak ve o günleri yaşayacak olanlar görecekler bunu…
Artık onun hakkında sözün bittiği yerdeyiz…
***
İKBALLERİ için el pençe divan durup “Artık bir dur” demesini akıllarına getiremeyen AKP içinde siyaset yapan vicdanları kararmış onursuz, omurgasız tayfalar sizlere yazıklar olsun…
İktidarın önlerine atacağı kemiği yalamak için dalkavukluk yapan gazeteci müsveddeleri sizlere de yazıklar olsun…
Yazıklar olsun kapalı toplantılarda süslü laflar edip, toplumun kentten, kırsala kadar bütün katmanlarına inip uyuyan kitleleri uyandırmayı akıl edemeyen tembel, pısırık muhalefete…
Yazıklar olsun meydanlarda “Hesap sormazsam namerdim” diye avaz avaz bağırıp, sonra Tek Adam amigoluğuna özenerek, kendi namertliğini bizzat belgeleyen politika hokkabazına…
Atatürk’e, Türk ulusuna, ulusal değerlere yapılan saygısızlığa…
Eşsiz önderimizin asırları 15 yıla sığdırarak yarattığı eserlerin yağmalanmasına…
Kurtuluş, kuruluş, çağdaşlaşma zaferine gölge düşürmeye çalışanlara lanet olsun…
Kanunsuzluğa, çağ dışılaşmaya, tırmanan işsizliğe, yoksullaşmaya, din istismarcılığına gerekli tepkiyi gösteremeyip koltuklarında ahkâm kesen toplum önderi geçinenler, hepinize yazıklar olsun…
Ya siz, ülkenin nereden nereye getirildiğini gözleri ile göremeyen, kulakları ile işitemeyenler…
Tanrının verdiği aklı kullanamayıp içine düşürüldükleri halleri gurur vesilesi edip, bütün bunların müsebbini meydanlarda çılgın gibi alkışlayan koyun sürüleri, hepinize yazıklar olsun…
Onurunuzu, çocuklarınızın geleceğini kurtarmak için silkinin, derin uykudan uyanın artık…
Kaybedecek zincirlerinizden başka neyiniz kaldı açın gözlerinizi görün?
Ülke neredeyse elden gidiyor, yazıklar olsun…
***
NEYSE Kİ umudun olduğu yerde her zaman bir varoluş vardır.
Yine ne demişti eşsiz önderimiz?
“Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz”
“Siz genç arkadaşlar, yorulmadan beni takibe söz vermişsiniz. İşte ben özellikle bu sözden çok duygulandım.”
Neyse ki o gençler dün de vardı bugün de var…
En gür sesleriyle “Mustafa Kemalin askerleriyiz” diye haykırarak ve çoğaldıkça daha da çoğalarak hem umutlarımızı idame ettiriyor, hem duygularımızı tek bir yürekten çıkmış gibi paylaşarak kenetlenmemizi sağlıyorlar.
Her yaştan gençler sizler de iyi ki varsınız.


Bu yazı 2687 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI