Bugun...

Cahit ÇATALOĞLU
İNGİLİZ'İN SÖKE SÖKE ALDIĞI KIBRIS'I ECEVİT İTE İTE ALDI
Tarih: 02-07-2021 16:54:00 Güncelleme: 02-07-2021 16:54:00



İngilizlerin 2. Abdülhamit'ten tek damla kan akıtmadan 1878'de "Söke Söke" aldıkları Kıbrıs'ı Ecevit kanımız pahasına "İte ite!.." geri aldı.
Hikayesi uzundur, zaplayarak anlatayım.
Osmanlı 1571 tarihinde Kıbrıs'ı Venedikli'lerden aldı.
Hani farklı yerlerde 4 tane yazlık villası olan kişiye gerekmese bile bir beşincisi kelepir gibi sunulsa bunu reddetmez tapusunu hemen üzerine geçirir ya.. işte Kıbrıs'a böyle bakın.
Sadrazam Lala Mustafa Paşa komutasında 60 bin Osmanlı askeri 1570'de Limasol'dan adaya ayak basıyor, sırasıyla Lefkoşa ve Girne'yi kan akıtmadan alıyor, son olarak Mağusa'yı işgal ediyor.
Tam bir yılda Kıbrıs kolayca bir Osmanlı adası oluyor.
Tarih Temmuz 1571.
Operasyon bir anlamda kemiksiz et!..
****************
Aradan 307 yıl geçiyor.
Osmanlı peşpeşe yenilgiler alıyor, toprak kaybediyor.
Doğu Akdeniz'de söz sahibi olmak isteyen İngilizlerin gözü Kıbrıs'ta.
1877'de Ruslar Osmanlı'ya savaş açınca İngilizler uyanıklık yapıp ".. Biz sizin yanınızda yer alırız, sizi koruruz ama ufak bir bedeli var!.." diye yanaşıyorlar.
O günlerde, Mart 1878'de Ruslarla Ayastefanos Antlaşması imzalanıyor ve Osmanlı'yı adeta paçavraya çeviriyor.
Osmanlı hem toprak, hem asker, hem itibar kaybediyor.
Bu garip ve salakça antlaşmayı 2. Abdülhamit kabul ediyor.
Neden?
Zira kendisi tek adam.
Millet Meclisi'ni kapatmış, iki yıl içinde tam sekiz Sadrazam (Başbakan) değiştirmiş, kendisine "Gazi" ünvanını almış.
Çevresine "Sultanınıza güvenin, bakın göreceksiniz ne güzel işler başaracağım.." türünde laflar buyurmuş.
"İtibardan tasarruf olmaz" diyerek camiler yaptırmaya, batarken Osmanlı'yı dünyaya zengin göstermek için hazinenin parasını savurmaya devam etmiş.
Etrafında kendisini uyaracak, karşıt fikir geliştirecek, başkaca çözüm önerileri geliştirecek kimseler yok.
Herkes yalaka, herkes suskun, herkes kellesini düşünüyor!..
Abdülhamit, dedelerinden kalan mirası har vurup harman savuran, kafası fazla çalışmayan, salak, kibirli, kendisini her şeyin hakimi sanan hainin teki.
******************
O günlerde bir başka felaket, Berlin Antlaşması imzalanmak üzere.
İngilizler fırsattan istifade "Verin şu Kıbrıs'ı kurtulun artık!.." baskısını sürdürüyor ve İngiliz Dışişleri Bakanı Kıbrıs' resmen istiyor.
Bu ahlaksız teklife Osmanlı Hariciye Nazırı Saffet Paşa "Vermezsek ne olur?.." diye karşı çıkınca, İngiliz Büyükelçi son sözü söylüyor: "Söke söke alırız".
Gerçekten de Haziran 1878'de tek maddelik bir anlaşmayla Kıbrıs'ı adeta altın tepsiyle İngilizler'e sunuyoruz.
Osmanlı tarihinde savaşmadan, kan dökmeden, takas yapmadan ve karşılığında hiç bir şey almadan kaybedilen ilk toprak.
Kıbrıs'ı terkediyoruz.
Tarih 12 Temmuz 1878.
Kıbrıs'ta Osmanlı bayrakları indiriliyor ve yerine İngiliz bayrakları çekiliyor.
***********************
Osmanlı'lara, özellikle vakıflara ait mülkiyet haklarına dokunmayacaklarını ve sözde adalet sağlayacaklarını öne süren İngilizler tarih akışında buna uymuyorlar.
1. Dünya Savaşı döneminde Kıbrıs'ta saklı haklarımız tekrar gündeme geliyor ancak Almanya'nın yanında yer alıp yenildiğimiz için söz hakkımızın kalmadığı öne sürülüyor.
Bilinen gerçekler Lozan'da kayda geçiriliyor.
İngiltere'nin keskin hakimiyeti her alanda görülürken adada yaşamakta olan Rumlar ile Türklere de bazı haklar tanınıyor.
İlerleyen yıllarda Türklere baskı artıyor.
1960'lardan sonra Rumların zulümleri artıyor ve sonuçta Türkiye'nin barış harekatı geliyor.
TC Başbakanı Bülent Ecevit dünyaya kafa tutarak, şehit düşerek, gazi vererek Kıbrıs'ın kuzey yarısını alıyor.
Tarih 1974 Temmuz.
*****************
Günümüzde Türkiye'den başka dünyada hiç bir devletin tanımadığı, bayrağı, şanlı tarihi, kahramanları ve işleyen düzeni bulunan KKTC adında bir devlet var.
Beğensen de, beğenmesen de.
Önümüzdeki günlerde barış harekatının yeni bir yıldönümü daha yaşanacak.
Ancak garip rastlantıdır.
Kıbrıs'ın köklü tarihinde Türkler için Temmuz ayları çok önemlidir.
Bütün önemli işler Temmuz aylarında gerçekleşmiş.
Kıbrıs'a ilk çıkışımız, bir bölgeyi daha sonra da adanın tamamını almamız, Kıbrıs'ı İngilizlere vermemiz, Kıbrıs ile ilgili antlaşmalar ve barış harekatımız yılın 11 ayını atlayıp hep Temmuz'a denk düşüyor.
İster istemez, şeytan aklımızın içinde dans etmeye başlıyor.
Temmuz'da aldık, verdik.. Bir daha aldık verdik.. Yine aldık verdik derken son olarak aldık!..
Aman sıradaki eylem gelmesin de!..
İnsan ne de olsa "Tek adam"lardan hiç beklemediği anlarda şok kazıkları yiyor da!
 



Bu yazı 67 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI