Bugun...

Cahit ÇATALOĞLU
LOZAN MASASI NEREDE?
Tarih: 24-07-2022 15:07:00 Güncelleme: 24-07-2022 15:07:00


Bugün, "Ben Türküm" diyebilenler için gerçek anlamda bir çifte bayramdır.
Hatay'ın 1939 yılında Türkiye'ye katılışı ile Türkiye'nin hüviyet belgesine kavuştuğu 1923 yılının yıldönümleridir.
Hatay 83, Lozan ise 99 yaşındadır.
Türkiye'nin tapu belgesi olan Lozan'i küçümsemek isteyen cahil, ezik, hain, yalancı ve sahtekarlara rağmen Lozan Barış Anlaşması bugünkü Türkiye Cumhuriyeti'nin ve özgürlüğünün şeref belgesidir.
Lozan'ın neden eşine ender rastlanan bir zafer olduğunu müzakere ve ayrıntılarıyla anlatmaya kalksam, inanın ara vermeden okumaya kalksanız bir gününüz yetmez.
*****************************
Lozan Barış Anlaşması görüşmeleri 20 Kasım 1922'de İsviçre'nin Lozan kentinde Leman Gölü kıyısındaki muhteşem "Beau Rivage Palace" otelinin salonunda başladı.
4 Şubat 1923'de İngiltere heyetinin masadan kalkmasıyla dağıldı, herkes evine döndü ve iki ay sonra aynı yerde tekrar başladı, sekiz ayın sonunda 24 Temmuz 1923 günü imzalar atıldı.
Konferansa katılan bazı ülkelerle daha yeni çarpışmıştık.
İngiltere, Fransa ve Yunanistan düşmanımızdı.
Peki geri kalanlar, yani İtalya, Japonya, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika, Sovyetler Birliği, Sırp, Hırvat, Sloven krallığı dostumuz muydu?
Ne gezer?
Sovyetler Birliği (SSCB) yani bugünkü Rusya hariç, onlarda parçalanacak taze avdan kendilerine dolgun bir parça bekleyen sansarlar gibi sabırla bekleşiyorlardı.
Zira.. Karşımızdaki devletler Türkiye'yi politik, ekonomik ve kamu yönetimi açısından tam ele geçirmeyi hedefliyorlardi.
Bu da yetmezmiş gibi örneğin, Yunanistan Başdelegesi Venizelos Türkiye'yi işgal ettikleri için ağır masrafa girdiklerini, Türkiye'nin bu nedenle kendilerine tazminat ödemesi gerektiğini öne sürüyordu.
İnönü gayet sakin söz alarak "Benim vatanımı işgal ederken bana mı sordunuz? Ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun. Saygısızlığı bırakınız ve konuşmanıza dikkat ediniz.." şeklinde konuşurken salon bir anda sessizliğe gömülüyor ve İnönü bütün devletlerin delegasyonuna ince bir "Balans ayarı" çekiyordu.
****************************
Lozan'da 14'e karşı 213 oyla isteklerimizi kabul ettirdik.
Tarafsız bir gözlemci olarak baktığınızda Lozan Anlaşması dünya diplomasi tarihinde çok ciddi bir başarıdır.
Buna bugün "Lozan bir zafer midir? yoksa hezimet mi?.." diye sorarak, mide bulundurmaya çalışan geri zekalı hainler Musul ve Kerkük'ün bırakılmasını gerekçe göstererek sözüm ona kara çalmaya çalışıyorlar ama unutulmasın ki tüm maddeleri taraflardan birinin keyfine göre yapılan bir anlaşma dünyada henüz imzalanmadı.
O zaman zaten tarafların müzakeresine gerek kalmaz.
Buna yeryüzünde anlaşma denilmez.
**************************
4 bölümde 143 maddeden oluşan Lozan Anlaşması'nın tek bir maddesini bile okumamış öküzlerin Lozan'a ve bu destanı yazan İnönü'ye laf sokuşturmaya kalkışmaları tek kelimeyle Allahsızlık'tır.
Sade bir örnek vereyim..
Lozan'da İnönü sayesinde zafer kazanmasaydık bugün İstanbul başta olmak üzere yurdumuzun önemli bölümü Türkiye değildi.
Edirne'de Mimar Sinan'ın eşsiz yapıtı Selimiye Camii'nde, İstanbul'da görkemli Fatih Camii'nde, mübarek Eyüp Sultan Camii'nde ezan sesi değil çan sesi yankılanıyordu.
Ulu önderimiz Atatürk'e, milli şefimiz İnönü'ye ve kahraman vatan evlatlarının aziz varlıklarına laf sokmaya çalışan yılanlar, din dahil bütün kutsallarını, maddi varlıklarını ve hayatlarını onlara borçlular.
Allah rızası için tutulan oruçların, kılınan namazların, ezan sesinin, din hürriyetinin temelinde Lozan başarısının olduğunu sakın unutma molla.
Adi şerefsizlerin onları günde 5 defa şükranla anması gerekirken bunu yapmayıp, üstüne bir de uyuz köpekler gibi salyalar saçarak arkalarından cahilce palavralar sallamaları büyük talihsizlik ve affedilmez ihanettir.
***************************
24 Temmuz'un pek dillendirilmeyen bir başka yönü daha vardır.
Vatanını korumak, milli mücadeleye kalkışan kahramanlarımıza destek vermek ve gerekirse bu uğurda canını feda etmek varken, son Osmanlı padişahı hain ve korkak Vahdettin'in Malaga isimli İngiliz zırhlı gemisine sığınarak fare gibi İstanbul'dan ayrılışının da yıldönümüdür.
Tarih 24 Temmuz 1923.
Padişah Vahdettin o gün İstanbul'da İngiliz denizcilere teslim ama aynı gün İnönü Lozan'da İngilizler'e unutmayacakları bir ders veriyor.
Kaderin cilvesi işte budur.
**********************
İnönü'yü ilk kez Lozan'da tanıyan delegeler, bu ufak tefek adamın bir asker mi yoksa bir diplomat mı olduğuna karar veremezler.
Örneğin Konferansın Başkanı da olan İngiltere'nin ünlü Dışişleri Bakanı Lord Curzon'a sergilediği diplomatik davranış unutulmaz.
Konferansı tatil edeceğini ve evine döneceğini söyleyen kibirli Lord Curzon ile görüşen İnönü şunu sorar: "Ekselans siz şimdi Londra'ya döndüğünüzde size muhtemelen anlaşmayı neden imzalamadan döndün diye sorarlarsa ne cevap vereceksiniz?."
İngiliz Lord uyanık ya.. "Benim cevabım hazır. Esas siz Ankara'ya eli boş döndüğünüzde ne cevap vereceksiniz?.." diye sorar.
İngiliz Bakan hiç beklemediği yanıt karşısında bir anda ayağa fırlar, gözleri faltaşı gibi açılarak "Hayır.. Hayır.. Katiyen hayır.." diye bağırmaya başlar.
İnönü'den beklenmediği bu yanıt sizce nedir acaba?
İnönü son derece sakin ve kibar şekilde; "Ekselans ben şimdi Ankara'ya döndüğümde bizim iyi niyetli bütün barış çabalarımıza rağmen İngiltere'nin barış değil savaş istediğini, bu nedenle toplantıyı sonlandırdığını bütün dünyaya ilan edeceğim".
Dlplomatik zeka işte tam da budur.
Nitekim İngiliz Bakan ve Konferans Başkanı Curzon, İnönü'nün böyle bir açıklama yapmaması için ilgili bütün dış temsilciliklerini devreye sokar, İnönü'ye sık sık telgraflar çekerek yakın markaja alır.
*********************
İnönü'nün nasıl bir çetin ceviz olduğunu gösteren konferansla ilgili yine bir anı..
İlk gün toplantısı için salona giren İnönü, kendisine ayrılan koltuğun yanındakilere oranla biraz daha ufak ve bacaklarının kısa olduğunu farkeder.
Bu tür kasıtlı protokol hatasının aslında psikolojik savaş olduğunu çok iyi bilen İnönü, koltuk konusunu sorar.
Görevli, otelde başka koltuk kalmadığı için böyle dizildiğini söyleyince kapıya doğru yönelirken ".. İyi o zaman ben şimdi gidiyorum. Koltuklarınız tamam olunca bana haber verirsiniz.." der.
İnönü binadan çıkmadan koltuklar tamamdır.
İnönü'yü ilk kez görüp tanıyan ve pek çok Fransız gibi araya espriler katıştırarak konuşmayı çok seven Fransız delege General Pelle'nin saptaması ise hayli ilginçtir: "Bu adam çok az konuşuyor ama hep kesin konuşuyor ve istediğini elde ediyor".
***********************
Gözlerinizi yormamak adına Lozan'ı kesmek istiyorum.
Ama o ünlü masadan da söz etmek gerek.
Aradan yıllar geçti ve İsviçre Konfederasyonu Başkanı (İsviçre Cumhurbaşkanı) Pascal Couchepin Ankara'ya geldi.
Türkiye ile İsviçre arasındaki diplomatik iyi ilişkilerin başlamasının 80'nci yıldönümüydü.
Resmi ziyaret kapsamında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından ağırlandı.
2008 yılıydı.
Ankara'da Devlet Resim ve Heykel Müzesi'nde toplantı yapıldı.
Konuk Cumhurbaşkanı Lozan'da üzerinde anlaşma imzalanan tarihi masayı Türkiye'ye armağan etmek istediklerini açıkladı.
Elbette hepimiz gururlandık, duygusallaştık.
Cumhurbaşkanı Gül, mikrofona geçti ve manevi değerine paha biçilemez olan masa için Türk devleti adına teşekkürlerini sundu, bu masayı çok nadide bir eser olarak sergileyeceklerini söyledi.
İsviçreliler mutlu olarak ülkelerine döndüler ve masa muhteşem bir ambalajla Türkiye'ye ulaştı.
Dış ülkelerden devlet adına gelen bütün armağanlar, kişinin şahsına özel değilse TBMM Başkanlığı'na bağlı Saraylar Başkanlığı envanterine işlenir ve en uygun depoda korumaya alınıp daha sonra müzeye, saraya, TBMM veya devlet yöneticilerinin kullanımına sunulur, çok özel durumlarda da bir başka devlete armağan edilir.
O günlerde Çankaya Köşkü'nde genişleme çalışmaları tamamlanmıştı.
Birkaç parça değerli obje ve eşyalarla zenginleştirmek gerekiyordu.
Değerli First Laydimiz Hayrünnisa Gül hanımefendi, yanında bir kaç görevli olduğu halde Dolmabahçe Sarayı'nın zemindeki deposuna teşrif etti.
Pangaltı'daki antikacı dükkanına girmiş gibi üç beş parça büyük vazo, sehpa, ayna falan seçti.
Bu arada gözüne bir masa ilişti.
"Nedir bu?" diye sorunca Lozan Anlaşması'nın masası olduğunu söylediler ve hanımefendi "Onu da alalım.." buyurdular.
3 ayaklı uzun Lozan masası böylece Çankaya Köşkü'ne transfer oldu.
Gül'ün Cumhurbaşkanlığı bitince yeni Cumhurbaşkanı Erdoğan külliyeye geçti ve Çankaya şu anda boynu bükük garlpler gibi duruyor.
Pekala masa nerede?
Ben bilemiyorum. Bileceğini tahmin ettiğim dostlarım da nerede olduğunu bilmiyorlar.
Masanın özenle korunduğunu varsayıyorum.
Aksini düşünmek bile istemiyorum.. ama içimde kuşku da yok değil.
Cahit Çataloğlu
24 Temmuz 2022


Bu yazı 43 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI