Bugun...

Cahit ÇATALOĞLU
MÜLTECİYE YER YOK
Tarih: 19-04-2022 07:54:00 Güncelleme: 19-04-2022 07:54:00


Suriye'den, Afganistan'dan, Irak'tan, Pakistan'dan veya kardeş yakıştırması yapılan diğer ülkelerden "Mülteci" adı altında insanları getirip onlara TC vatandaşlığı vermek Türkiye'nin parçalanmasına zemin hazırlar.
Bu insanları titiz güvenlik soruşturmasından geçirmeden TC kimliği dağıtarak ilk seçimde oy kullanmalarını sağlamak da şark kurnazlığı falan değil doğrudan vatana ihanettir.
Sayıları kesin bilinmemekle birlikte 10 milyona dayandığı öne sürülen yabancı varlığı çok ciddi sosyal sorunlar doğurmakta ve kriminal olaylarda artış göstermesi beklenmektedir.
********
Bilinen ve denenmiş kriterler uygulanmadan, Türkçe bile konuşamayan, mesleksiz, niteliksiz insanları vatandaş yapmak Türkiye'nin milli beraberliğini, nüfus yapısını geri dönülmez şekilde ortadan kaldırır.
Dünya coğrafyasında doğu-batı ile kuzey-güney yönlerinde önemli bir koridor konumunda bulunan Türkiye, Avrupa'nın minik nüfuslu, huzurlu Benelüks ülkelerinden biri değildir.
Kaldı ki bu cici ülkeler bile sadece zorunlu durumlarda mülteci olarak "Numune" gibi göstermelik ve karpuz seçer gibi insanı içeri almaktadır.
İslam alemindeki tek laik ve demokratik ülke olan Türkiye'yi ortaçağ karanlığına taşımak, islamcı yobaz totaliter rejime sürüklemek amacındaki iç ve dış hainlere karşı herkesin özellikle de içinde bulunduğumuz bu dönemde çok dikkatli olması gerekir.
Türk kimliğini yozlaştırmak, islamcı anlayış ve yaşam düzenini yerleştirmeye çalışmak, tarihte Türk ırkı için örnekleri bolca yaşanmış kaynakları bilinen dış odaklı kurnaz strateji çalışmalarıdır.
"Din kardeşliği" veya "İnsan hakları" gibi masum ve insani duyguları okşayarak yaklaşan sinsi tehlike aslında parçalayıcı, yok edici bir silahtır.
Bu ölümcül tehlikenin kapsama alanı ne yazık ki iktidarıyla, muhalefetiyle, gençliğiyle, işsiziyle, esnafıyla, muhafazakarıyla, sanayicisiyle, üreticisiyle, köylüsüyle, zenginiyle, toplumun bütün katmanlarını ve fertlerini içine almaktadır.
**********
Türkiye'nin vatanı ve milletiyle beraber yeniden yüksek katma değerli üretim yapması, refaha, artan milli gelire, kaliteli yaşama, yüksek teknolojik yapıya kavuşması, çağdaş hukuk düzeni içinde demokrasisini yüceltmesi ve uygar, gelişmiş uluslar arasındaki yerini alabilmesinin biricik yöntemi ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün koymuş olduğu yolda yürümek ve işaret ettiği hedeflere ulaşmaktan geçer.
Dini safsatalarla, ortaçağ yöntemleriyle, yobaz düşüncelerle, faşist kurgularla yola devam edilmek istendiği takdirde tarihinde 14 devleti batırmaktan sicil kaydı bulunan Türk milletinin bir yenisini belki de son kez olarak tarihin sayfalarına gömmesini hiç bir güç önleyemeyecektir.
Bir siyasi partiyi desteklemek ile vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü korumak kimi durumlarda çelişebilir.
Türkiye Cumhuriyeti şeriat kurallarıyla yönetilecek bir ümmet devleti değildir.
Tarihinde hiç olmamıştır ve asla olmayacaktır.
Din kisvesi içindeki sinsi hainlerin dün olduğu gibi bugünlerde de çeşitli kanallardan çarpık hayallerini hayata geçirmek yolundaki nafile çabaları gerçekleşmeyecektir.
Ne mutlu Türküm diyene.
Cahit Çataloğlu
18 Nisan 2022


Bu yazı 3101 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI