Bugun...

Cahit ÇATALOĞLU
YANGIN TEHLİKESİ
Tarih: 29-12-2021 10:08:00 Güncelleme: 29-12-2021 10:08:00


Türkiye çok partili siyasi düzene geçtiği 1950'lerden sonra iki dönem gergin süre geçirdi ve futbol deyişiyle; "Top kaleden döndü".
İlki, 1957-60 arasında Menderes iktidarında.
Bilindiği gibi ihtilal ile sonuçlandı.
O dönemde özgürlükler rafa kalkmıştı, tek adam iktidarı sürüyordu.
Muhalifler ve bütün aydın kesim düşman gibi görülüyordu.
Sonuçta halk karpuz gibi ikiye ayrıldı.
Köylerdeki kahveler bile iki düşman kampı gibiydi.
**************
İkinci karanlık dönem 1977-80 arasında yaşandı.
Türkiye, milliyetçiler ve solcular olarak yine karpuz gibi ikiye ayrıldı.
Dindarlar, muhafazakarlar, aşırı sağcılar, militaristler ve milliyetçiler bir tarafta, sosyalistler, aydınlar, devrimciler, komünistler karşı tarafta toplanmıştı.
Dönemin klişe ifadesiyle bir yanda "Faşo"lar diğer yanda "Kızıl"lar karşılıklı ölüm makinesi gibi kanlı kriminal olaylara imza atıyorlardı.
Faili meçhul cinayetler listesine pek çok değerimizin adı yazılmıştı.
Türk polisi, Pol-Der ve Pol-Bir olarak ikiye ayrılmış, birbirlerine telsizlerinden gün yüzü görmemiş güzellemeler sıralıyorlardı.
Telsiz kodu (1) olan Vali bey ile (4) kod numaralı Emniyet Müdürü dişlerini sıkarak telsiz anonslarına tanık oluyorlardı.
1978 Aralık ayında Kahramanmaraş olayları patladı.
Dinciler ve sağcılar Alevi vatandaşlarımızı hedef almıştı.
Güvenlik güçlerimizin macera filmi seyreder gibi izlediği ve 17 gün süren saldırılarda 120 canımız gitti.
İçişleri Bakanımız emekli Hava Kuvvetleri Komutanı Org. İrfan Özaydınlı bile hatalı ve noksan istihbarat raporlarıyla aldatılmıştı.
Türkiye'de iç savaş patlamasına, oluk gibi kardeş kanı dökülmesine ramak kalmıştı.
12 Eylül 1980'de Ordu yönetime el koydu.
***************
20 yıl arayla yaşanan bu dönemlerin önde gelen en çarpıcı yönü, gelir dağılımının tavan yapması, yüksek enflasyon ve işsizlik, mal darlığı yanısıra ifade özgürlüğü ve hürriyetlerin kısıtlanması, karşıt görüşlere tahammülsüzlük ve siyasi liderler arasındaki çekişmelerdir.
Ekonomik ve politik havanın bozulmasıdır.
Menderes ile İnönü, daha sonra Ecevit ile Demirel arasındaki sert ifade ve suçlamalar havuza atılan taşın yarattığı dalgalar gibi topluma yayılırdı.
Siyasi ortamın gerilmesi karşıtlığı, hoşgörüyü, düşmanlığı körüklerdi.
Net bir sebep-sonuç ilişkisi!..
******************
Yakın geçmişte iki kez sınavdan geçen Türkiye, yaşananlardan ders çıkarmamış gibi bugün yine gergin ortam yaşıyor.
Üstelik bugün ortam çok daha fazla risk taşıyor.
Ekonomi iflas sürecinde, borçlar gırtlağı aşmış, satacak mülkü kalmamış, Türkiye her alanda dışa tam bağımlı hale gelmiş, vatandaş mutsuz ve umutsuz durumda.
Geçmişte yaşanan gerginlikler şimdilere göre adeta "Çırak" olur.
Türkiye'nin genel ortamı, grizu patlamasına hazır maden dehlizine benziyor.
1958'lerin, 1978'lerin Türkiyesi yok artık
Bir kıvılcım parlamaya, patlamaya yeter gibi.
Kürtler, aleviler, yobazlar, laikler, sosyalistler, komünistler, dinci teröristler, ateistler, deistler.. Listeyi çok daha fazla uzatmak mümkün.
Buna ayrıca işsizleri, borçluları, dar gelirlileri, umutsuzları ve hayattan beklentisi kalmayanları da ekleyin..
Çoğunluğunu Suriye'den gelenlerin oluşturduğu 8 milyonu aşan sığınmacıları, kanun kaçaklarını ve kaybedecek birşeyleri olmayan insanları, kelle kesen militanları da ekleyin.
Türkiye, sosyolojik yapısı itibariyle adeta bol malzemeli muharrem aşuresini andırıyor.
İçinde yok, yok!..
Bu olumsuz ortamın içinde eylem ve söylemleriyle parti amigosu gibi öne çıkan tek adam varlığı.
Kendinden olmayanları hoyratça harcayan, ötekileştiren, toplumu karpuz gibi ayıran bir Cumhurbaşkanı.
*******************
Türkiye otobanda değil, kasisli, dar, bozuk zeminli şoşe yolda ilerlemeye çalışıyor gibi.
Üstelik uçurumların yanıbaşında sert virajlı dağ yolunda.
Herkesin aşırı hassas olması gereken bir dönemdeyiz.
Hiç kimse kendisini dokunulmaz veya güvende görmesin.
Maddi gücüne, varlığına dayanarak yaptırım gücü olduğunu sanmasın.
Dünyanın pek çok ülkesindeki bankalarda milyarlarca Dolar'ı yatan İran Şahı Pehlevi bile servetine el süremeden, sığındığı Mısır'da mütevazi yaşamak zorunda kalarak hayatını noktaladı.
Olası bir kaos, talan, yağma, tecavüz, saldırıyla birlikte iç çatışma yayılır ve kardeş kanı akmaya başlarsa ne kadar süreceğini hiç kimse kestiremez.
Tanrı göstermesin ama Türkiye'de yangın çıkarsa bütün dost ve müttefiklerimiz bildiklerimiz sadece seyirci olur.
NATO, Avrupa Konseyi, BM Güvenlik Gücü, İslam İşbirliği Teşkilatı.. hiç bir güç karışmaz.
ABD, AB, Rusya, Çin, İran hatta bütün dünya meraklı seyirci konumuna geçer.
Dost olarak bağrımıza bastığımız Azerbaycan ve Katar bile "Timsah gözyaşlarıyla" durumu idare eder.
Bütün dünya "Yapmayın.. Kıymayın birbirinize.." laflarıyla Türkiye'yi kaderiyle başbaşa bırakır.
Böyle bir felaket senaryosu acaba kaç yıl sürer? Belki 3, belki 10 yıl.
Biz yoruluncaya kadar.
Ne kadar can kaybı olur? Belki 10 milyon, belki çok daha fazla.
Trajedi her ailede bir kaç can aldıktan sonra.
**************
Tanrı böyle acılar göstermesin, yaşatmasın ama..
Barış ve huzur ortamı isteyenler, gerektiği gibi dikkatli olmak zorundadır.
Efelenmenin, sesini yükseltmenin, sağa sola dalaşarak maraza çıkarmanın, yalan ve iftiralarla milleti karalamanın, iktidar gücünü kullanarak kendisini devlet zannetmenin, hak, hukuk, yasa ve kuralları çiğnemenin, beklenen arızayı çıkarmanın final sahnesi bazen karakolda bazen de mezarlıkta biter.
Hiç kimse "Bize bir şey olmaz.." havasına girmesin.
Yangın her yerde çıkar.. Türkiye'de de yangın çıkabilir.
Yeryüzünde ilk savaş Milat'tan önce 549 yılında Ortadoğu'da patlamış ve tahminen 100 bin kişi ölmüştü.
Tarihin akışında kutuplar haricinde her bölgede savaş ve trajediler yaşandı.
İç savaş geçirmeyen ülke adeta yok gibi.
Kayıtlara geçen en büyük iç savaş 1850 yılında Çin'de yaşandı ve tam 70 milyon insan yok yere öldü.
Avrupa'da bazı ülkeler, hem de son yüzyılda iç savaş acısını yaşadı. 2'nci Dünya Savaşı'nın bile 1939 yılında patladığında Avrupa'da bölgesel çapta kalacağı öngörülüyordu ama ateş bir anda dünyayı sarıverdi.
6 yıl süren son Dünya Savaşı asker-sivil, genç-yaşlı, kadın-erkek demeden tam 85 milyon kişinin canını aldı.
Bu savaşa katılmama başarısını gösteren İnönü yönetimindeki Türkiye bile ekonomik yönden çok sıkıntılı yıllar geçirdi.
Bugün ülkeyi sakinleştirmesi, kutuplara ayırmaması ve duruşuyla, davranışıyla, söylemleriyle akil adam konumunda bulunması gereken Cumhurbaşkanı'nın toplumun renkleriyle fazlaca ve tehlikeli şekilde oynadığını herkes görüyor.
Kafasında gizli bir amaç yoksa, izlenen politikayı onaylamak mümkün değil.
Lafın özü; Yangın çıkmaz diye bir kural yok. Türkiye'de olası bir yangının bilançosu çok ağır olur. Her tarafı yakar, kavurur.
Aman dikkat.
Ateşle oynamayın.
Cahit Çataloğlu
28 Aralık 2021


Bu yazı 2648 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI