Bugun...

Ekrem Hayri Peker
BU ÜLKEDE İNSANLAR EMEĞİYLE BİR YERE GELEMEYECEK Mİ?
Tarih: 03-04-2017 12:50:00 Güncelleme: 03-04-2017 12:50:00


Bu sözleri söyleyen Konyaspor Teknik  Direktörü Aykut Kocaman Bir maç    sonrası isyan ettiğinde bu sözleri söyledi. Daha sonraki maçlardan sonra böyle giderse mesleğine ara vereceğini, belki de bırakacağını söylemiş. Doğal olarak bu önemli futbol adamının söyledikleri boşluğa bir haykırış olarak kaldı ve spor basınında birkaç satırla yer aldı.
Aslında bu cümle ülkemizin içinde bulunduğu durumu çok güzel anlatıyor. Emek, sadece futbol sahalarında yenmiyor. Hayatın her alanında maalesef kanıksanmış bir hale geldi.
Madem futbolla başladık, devam edelim.
UEFA kayıtlarına göre Avrupa’da futbolcuları en pahalı 5. Ülkeyiz. Yayın geliri açısından   6. Ülkeyiz. Yeni stadyum yapımında açık ara öndeyiz.
Gelelim diğer bilgilere, en borçlu kulüpler arasında Galatasaray 8., Fenerbahçe 13.
Gördüğünüz gibi başlardayız. Peki ya başarı durumumuz. Takımlarımız kaç kupa aldı, kaç kere şampiyon oldu. Milli takımımız, bu ölçülere göre başarıdan başarıya uçması lazım.
Devam edelim. En fazla antrenör değiştirmede birinciliği süper ligimiz, ikinciliği ise birinci ligimiz açık ara ile alıyor.
Görüldüğü gibi yapılacak şeyleri iyi kötü yapıyoruz. Gerçi Bursa’daki arenada olduğu gibi zemini beceremiyoruz. Ama bu sahada top koşturan futbolcu ve klüplerin sesi çıkmıyor. Kimse düzene karşı sesini çıkarmıyor.
Ülkemiz yıllarca Yugoslav futbolcuların ve aynı ülkeden gelen antrenörlerin pazarı oldu. Neden bu ülke tercih edildi derseniz, bu  ülkeden gelenler mukavelede yazanın üçte birine razı oldukları için.
Daha sonra sıra Avrupa’nın yaşı gereği sahalardan ayrılmak mecburiyetinde olan yaşlı futbolcularına geldi. Emeklilik öncesi neredeyse futbol hayatlarında aldıkları para kadar para alıp, kendilerini yormadan birkaç yıl top koşturdular. Kendilerini yormadılar  diyorum, zira ülkemizde tempo çok düşüktü.
Sonra Derwall, Feldkamp gibinlü hocalar ve Avrupa’da top koşturan gençlerimizle bir devrim gerçekleştirdik. Faruk Sürenin becerisi ve gayretiyle Galatasaray’ın UEFA şampiyonluğu geldi.
Her başarı cezalandırılmalı prensibi işledi ve Süren, Galatasaray başkanlığından uzaklaştırıldı. Maazallah klübün başında kalsaydı Galatasaray’ı Şampiyonlar Ligi’nde şampiyon yapardı.
Milli takımda büyük başarı sağlayan Şenol Güneş’i KARİZMATİK değil diye uzaklaştırdık. Furbolun başına dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir unvanla
 “Türkiye Teknik Direktörü” unvanıyla Fatih Terim’i getirdik. Egosu sonsuz ve ölçüsüz olduğu için hemen kabul etti.
Milli takımımızın durumu ortada. Elemeleri geçiyoruz, ya da eleniyoruz. Ama fark etmiyor. Şampiyon Alman takımının oyuncuları 25 bin Euro prim alınıyor. Bizimkiler gruba kaldıklarında 250 bin Euro.
Dikkat ettiyseniz bir şeye değinmedik, o da alt yapı. Alt yapıya önem veren, yetiştirdiği futbolcuları oynatan, yetiştirdiği antrenöre takımını teslim eden hiçbir futbol kulübümüz yok.
Ayrıca “ARENA” adına gelelim. Atatürk adını stadyumlardan silmek için her yere Avrupa kültüründen alma arena ismini veriyoruz. “Peygamberler Şehri” Urfa’daki stadyumun adı bile arena ile başlıyor.
Bilmeyene arena, Romalıların insanları birbirine öldürttükleri, daha sonra o dönemin Müslümanlarını vahşi hayvanlara parçalattığı gösteri alanlarının adı. 
Gelelim diğer spor alanlarına. Madalya almanın iki yolu olduğu zihniyeti hâkim oldu. İlki aşırı para ödülleri, ikincisi devşirme sporcular. Dandik diyebileceğimiz yarışmalarda madalya alan sporcuları ve antrenörlerini cumhuriyet Altını’na garkettik.
Gelelim sonuçlara, yabancı sporcular kısa zamanda bize benzedi. İkincisi doping. Daha birkaç gün önce 2012 Londra Olimpiyatı’nda beşinci olan boksörümüzün doping yaptığı  ortaya çıktı. Atletizm ve halterde doping     yapmamış sporcumuz yok.
Olimpiyatlardaki başarılara verilen aşırı ödüller sporcu ve antrenörleri dopinge itiyor.Dopingli çıkan bir sporcumuzun söyledi “Ben antrenörümün verdiği dışında bir ilaç  almadım”. Ukraynalı antrenör birkaç yıl önce memleketine kesesi dolu dönmüş.
Başarının bir emek işi olduğunu, devşirmelerle gelen başarının kısa ömürlü olduğunu bilelim. Sporu gençler arasında yaygınlaştıralım. Ödülleri medeni ülkelerdeki seviyeye çekelim. Yetenekli sporcularımızı emanet ettiğimiz antrenörleri iyi seçelim, sorumluluk yükleyelim.
Bu dediklerimin hayatın diğer alanlarında da geçerli olduğunu, eğitim ve sağlığa da bu gözle bakmamız gerektiğini hatırlatırım.



Bu yazı 22373 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI