Bugun...

Ekrem Hayri Peker
KANIKSAMA VURDUMDUYMAZLIK BELKİ DE ÖLÜ TOPRAĞI SERPİLMİŞ
Tarih: 31-08-2016 10:36:00 Güncelleme: 31-08-2016 10:36:00


Televizyon ve cep telefonlarının yaydığı bir sinyalin düşünme, yorumlama ve harekete geçme bölümlerini etkisiz hale getirdiğine inanıyorum. Toplumun neredeyse hiçbir şeye tepki göstermeyen, her şeyi doğal karşılayan,                kırmızıçizgisi olmayan insanlardan oluştuğunu görüyorum.
Bakmayın bazı grupların sağı solu basıp, ‘’Burada içerseniz sizi öldürürüz’’ demesine. Suriye’de ki iç savaşın yarattığı iktidarın sessiz kalmasının doğurduğu konjoktürel bir durum iktidar değişince gazetecilere saldıran, çoğu sabıkalı bu tipler köşelerine çekilirler.
Sahte, bozuk kanserojen gıda ürünlerine tepki gösterildiğini, protesto edildiğini duydunuz mu? Sahte ve bozuk gıda satmaktan; tarım ilaçlı hileli bal satmaktan ceza alamı duydunuz mu? Ben 62 yaşındayım ve bugüne kadar duymadım. ‘’Para kazanmak için her şey mübahtır’’ anlayışı topluma kök salmış. Sahte rakıdan onca insan ölür, onca insan kör olur. Fakat akşamcılar bile sokağa çıkmadı.
İstanbul’da birden fazla sokağa itfaiye, beş yüzden fazla cankurtaran giremiyor, kimse umursamıyor. (Çocukluğumda doğru kelimeyi cankurtaran kelimesini kullanırdık. Ambulance, Özal döneminde geldi). Bursa’da bir dostumun oturduğu on bir katlı binada asansör yok. Müteahhit inşaat alanının eğiminden faydalanmış, 6. Kat girişi arka sokağın seviyesinde. Müteahhit kurnaz onu anladık. Peki belediye? Projeyi onaylayan fen işleri, yerlerini müteahhide veren yer sahiplerine ne demeli?
Çıkmaz sokak olur ama iki ucu kapalı sokak olur mu? Bursa’da olur. Sokağın bir ucunda küçük     merdivenle inilen çıkmaz sokağın çıkar tarafına,   kullanılan yola bina dikilir. Şu anda bu sokağa hiçbir taşıt giremiyor. Üstelik yol olarak kullandıkları yola bina yapıldı. Şimdi merdivenlerden yola iniyorlar.  Bulundukları sokağa ne itfaiye, ne de cankurtaran girebiliyor.
Bursa’da bir inşaatın temellerinin hesapsız, tedbirsiz kazılması yüzünden üç evde çatlamalar ve toprak kayması olmuş. Ev sahipleri feveran içindeler. Ortada ne inşaat firması yetkilileri var ne de bu inşaata izin veren belediye yetkilileri ortada yok. Sade o mu? Mahalle muhtarı da ortada yok. Ne de olsa maaşlı. Ne olur ne olmaz, fincancı katırlarını ürkütmemek lazım. Mahallenin sorunlarına sahip çıkacağım diye maaştan olmamak gerekir.
İstanbul’da da aynı durumda, yedi katlı ve on dört daireli bir apartman yanına kazılan inşaat temeli yüzünden çöktü. Oturanlar kendilerini günlük   kıyafetleriyle dışarı zor atmışlar. Apartman sakinleri ağlıyorlar. Hiçbir eşyalarını kurtaramamışlar. Hepsi sokakta kalmış. Kendilerine yardım edecek hiçbir kurum yok etrafta. İnşaat firması yok. İnşaat iznini veren ama kontrol etmeyen İ.B.B.’de yok.

Belediye yetkilerinin ortada olmları da çok doğal. Belediyeleri, siyasal partileri finanse eden inşaat firmaları ve müteahhitler olunca, belediye meclis üyelerinin çoğu inşaat firmalarının temsilcisi ve taşeron firma yetkilisi olursa bu görüntüler çok normal. Sit alanları, yeşil alanlar inşaata açılır. Adamına göre inşaat izinleri verilir. Bu ilkelik sürüp gider. Vatandaşlarımızda bu yapılanları normal karşılar. Susar. Konuşanda mahalle kahvesinde konuşur.
Kentsel dönüşüm maskaralığı sürüyor. Belli semtlerdeki sağlam evler yıkılıp, yenisi yapılıyor. Yapılan daireler pahalıya satıldığı için müteahhitler karda. Yasa depremde yıkılacak yerlerdeki evler için çıkardı ama yetkililerin göz yummasıyla seçkin semtlerde kentsel dönüşüm uygulanıyor.



Bu yazı 23840 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI