Bugun...

Emre Aygen
LEYLAKLAR DÖKÜLÜRKEN, GÜLLER AĞLASIN!
Tarih: 02-02-2017 10:37:00 Güncelleme: 02-02-2017 10:37:00


Başkent Ankara’daki Karşıyaka mezarlığından eve dönerken rahmetli Yıldırım Gürses’in sözleri sürekli kafamın içinden bir türlü çıkmıyordu. Meslek arkadaşım, dostum, O’nu çok iyi tanımamış dostlarıma çarçabuk anlatması çok zor gelen Akın ÇOŞKUNER’i yitirmiştik. Başkentte’ leylaklar çoktan dökülmüş, güller ağlamaktaydı’. Ağlayanlar çoktu. Çoktu ama gerçek dostları vardı. TBMM’de Akın’a saygı gösteren Milletvekilleri, Bakanlar, Başbakan ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde itibar gösteren üst düzey kişiler, hatta ve hatta Meclis’in avlusunda fotoğraf çektiren Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da yoktu. Çiçek bile göndermemişlerdi. Bir Gazetecinin, hayatını verenlerin itibarı musalla taşına sadece gerçek arkadaşları, eşi, çocukları ve ailesi vardı. Hafta içinde Akın hastalanmıştı. Anjiyo yapılacaktı. Biz Gazeteci arkadaşlar mesleğimizi daha da ileriye götürmek için bir dernek kurmuştuk. Akın AKP ile iyi ilişkileri vardı. Ben CHP’li idim. Bir başka dostum ANAP’ı yeniden iktidara taşımak için mücadele ediyordu. Akın ile konuşurken bana “Bak yakında ortaya attığımız projelerden bir tanesi neredeyse olmak üzere. Gözünü seveyim, CHP’lilik yapma. Seni seviyorum” demişti. Bende “Zaten CHP’yi         eleştiriyorum. Mesleki görev ile politikacılık başka şey. CHP’den Milletvekili bile olsam bizim çabamız gerçekleşsin diye her türlü destek veririm” dedim. ANAP’lı meslek arkadaşıma da aynısını söylemiş. Gülüştük acı içindeydik. Haberi ilk aldığımda Facebook’ta Akın Coşkuner’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile çekilmiş fotoğrafını koydum. Cumhurbaşkanımızın üst düzey bir yetkilisine (eski arkadaşımdır) cep telefonuna mesajlar attım. Karşıyaka Camiinden seslenen kimse çıkmadı. Akın bana İngiltere’den bir kalem hediye etmişti. Bu kalemi O’nu koyacağımız toprağa bırakayım diyordum. Gazetecilikte Sedat Simavi’nin bizlere bıraktığı sözleri aklıma geldi. “Gerekirse bu meslekte kalemini bile kıracaksın” demişti. Deniz Gezmiş ile üç fidanı idam eden Hakim imzasını attıktan sonra kalemini kırmış ise Gazetecilikte kalemi kırma zamanı değildi. Namusumuz dışında kırılacak kalem yoktu. Akın ve diğer yitirdiğimiz Gazeteci dostların anısına yaşadığım sürece hep yazacağım. Çok çabuk bizi bıraktın. Lakin sevgini hep içimizde bulacaksın. Allah Rahmet Eylesin.
Bu arada yakında karşılaşacağımız Anayasa referandumu için başta CHP’liler ve diğer  partiler halkın Meclis’te onaylanan ve Cumhurbaşkanının masasında henüz onaylanmayan maddelerin halk tarafından haberdarının olmadığını söylemekteler. Bakın Belçika’da işçi olarak çalışan çoğunluğu Emirdağlı vatandaşlarımızda 1980’li yıllarında Mecliste kabul edilen bir kanundan haberi bile yoktu. Güneş Gazetesi ve TRT Muhabiriyim. Bir gün vefat eden bir işçimizin Hastanede karaciğerinin alındığını anlayanlar kıyamet kopartmışlardı. Başkonsolosluğunun önünde Faslılar ve diğer Müslümanlar çok kızmıştı. Ben de TRT adına haberleştiriyorum. Senato Başkanı geldi. Çıkardıkları yasanın yürürlüğe girmesinden itibaren her kesin 4 ay içinde itiraz etme hakkının bulunduğunu. Cevap gelmeyince de kabul edilmiş olduğunu saydıklarını söyledi. Ancak yasayı geriye aldıklarını, başta Müslümanlara altı ay daha verdiklerini söyledi. O yıllarda Ankara Üniversitesi Anayasa Hukukçusu bir Hocamız ULB Üniversitesinde ders vermekte idi. Ona gittim ve biz Türklere hem Belçika Anayasası, hem de yabancıları ilgilendiren kanun maddelerini Türkçeye çevirerek onlara büyük bir katkıda bulunmuştum. Yani anlayacağınız bizim Emirdağlılar nasıl Belçika yasalarını bilmiyorsa bizim memleketimizdeki vatandaşlarımız da yeni Anayasa maddelerini bilmiyor. Medyaya yapılanları sıralayacağımızda Erzurum’daki Dadaşlar, Arhavi’deki Lazlar, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki Kürtler, Ege’deki Efeler, Trakya’dakilere neler yapılmakta olduğunu onların açısından anlatmaksak bunun sorumluluğu da bizlerde kalır. Biz vazifemizi yapalım. Politikacıların “kimsenin haberi yok” ruhunu hiç duymamış sayalım.



Bu yazı 41677 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI